Hayır, halk size o yetkiyi vermedi Sayın Cumhurbaşkanı

Halk size hiç bir ahval ve şeraitte şu anda yarattığınız 'fiili' durum için yetki vermemiştir.

Sayın Cumhurbaşkanı, tarafsız değil milletin tarafında olduğunu söylüyor ama milletin hangi tarafta olduğunu görmüyor. Görmek istemiyor.

Anayasanın çiğnenmesi yahut sivil darbe olarak da pekala yorumlanabilecek ve elbette yorumlanan ‘İster beğenilsin, beğenilmesin, Türkiye’de yönetim sistemi fiili olarak değişmiştir’ sözleri  de…

‘Ben halkımın bana verdiği yetkiyi sonuna kadar kullanırım’ sözleri de…

Bu görmezden gelmenin ‘doğal’ sonucu.

Doğallık kısmına sonra geleceğim ama önce bir kısa bilgilendirme yapmam gerekiyor.

**

Sayın Cumhurbaşkanı… Halk size o yetkiyi vermedi.

Öncelikle halka ne sordunuz?

Cumhurbaşkanını halk seçsin mi?

2007 yılıydı ve Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi maddesini de içeren bir referandum yapıldı. Türkiye seçim tarihlerinin en az katılımlı referandumlarından biriydi. Halkın sadece yüzde 67’si sandığa gitti ve onların yüzde 69’u evet dedi.

DİKKAT: Halka ne soruldu?

Cumhurbaşkanı’nı halk mı seçsin?

2014 yılıydı ve Cumhurbaşkanı seçimi yapıldı. Recep Tayyip Erdoğan, yüzde 52 oyla Cumhurbaşkanı oldu.

DİKKAT: Halka ne soruldu?

Cumhurbaşkanı kim olsun?

Sayın Cumhurbaşkanı… Halk bir çeşit Cumhurbaşkanı makamı bilir ve o makamın ne menem bir şey olduğu Anayasa’da açık ve net yazılmıştır.

**

Halk size hiç bir ahval ve şeraitte şu anda yarattığınız ‘fiili’ durum için yetki vermemiştir.

Cumhurbaşkanı olarak mitingler yapmanıza da, çözüm sürecinin akışını değiştirmenize de, Kürt sorununu ‘kıyamete kadar sürecek bir Kabil-Habil hikayesi’ olarak tanımlamanıza da ‘olur’ vermemiştir.

Halk hiç bir ahval ve şeraitte ‘Seçtiğiniz cumhurbaşkanı tek güç sahibi olarak davransın mı’, ‘Seçtiğiniz cumhurbaşkanı Türkiye’de fiili bir yönetim sistemi değişikliğine gitsin mi’ sorularıyla karşı karşıya kalmamış, dolayısıyla sorulmayan sorulara ‘evet’ de dememiştir.

Yoktur yani halkın size verdiği bir yetki…

Halkın sözlerini çarpıtmayalım.

Ayrıca yapılan hiç bir ankette halkın başkanlık sistemine evet dediği de görülmemiştir.

Örneğin KONDA’nın Haziran 2015’te yaptığı anketin sorusu şuydu: Recep Tayyip Erdoğan’ın başkan olmasını ister misiniz?

Cevap yüzde 49 oranında ‘Hayır’ olmuştu. (Yüzde 19 kararsızım, yüzde 32 evet demişti)

KONDA bu soruyu Şubat 2015’ten itibaren 5 kez sormuş, hepsinde Hayır yanıtı çoğunlukta olmuştu.

**

İşin başka bir yönü de Erdoğan ‘fiili durum’ sözlerinin hiç bir karşılığı olmaması.

O kafasında olanı, daha doğrusu Anayasayı ihlal ederek yaptıklarının kafasındaki mesnetini açıklamıştır.

Yoksa onun fiili başkanlık ilanının, Kürt siyasi hareketinin Doğu’daki çeşitli il ve bölgelerde ‘özerklik’ ilanından farkı yoktur.

İkisi de anayasaya aykırıdır. Yok hükmündedir.

Eğer birinin varlığı ile tedirgin olmuyorsak, diğerini de kabullenmeliyiz.

Eğer bir ülkenin en tepesi fiili durum yaratıyorsa, her yerinde yaratılabileceğini bilmeliyiz.

**

Öte yandan… Görünen köy diye bir yer de var. Erdoğan’ın böyle davranması, dediğim gibi, doğaldır.

Çünkü Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi, başka deyişle partili cumhurbaşkanının böyle bir kriz yaratacağı ayan beyan ortadaydı.

Anayasa profesörü Erdoğan Teziç, kendisiyle 2013’te yaptığım röportajda şöyle demişti: ‘2007’de yapılan değişiklikle cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi hata olmuştur. Elbette bu durumda başbakan ve cumhurbaşkanı arasında çıkmasından endişe edilen ikilik muhtemeldir. Çünkü cumhurbaşkanı adayı seçilmesi için propaganda yapacak, kendi programını sunacak ya da bir partinin programını desteklediğini belirtecektir. Yani cumhurbaşkanını halkın seçmesi zaten doğal olarak partili cumhurbaşkanı sistemini getirir. Ve tarafsız olması varsayılan bir kurumu daha taraflı konuma getirmektir bu. 2014’te cumhurbaşkanını halk seçtiğinde ülke olarak arada kalacağız. Ne parlamenter sistemde olacağız ne de başkanlık. Çünkü yüzde 10 barajı baki kalacak, vekil adaylarını bu kez partili cumhurbaşkanı belirleyecek. Bunun adı nedir? Ben ‘kişiselleşmiş iktidar sistemi’ diyorum. Latin Amerika’daki otoriter başkancı sistemden daha da kötüdür, söyleyeyim. Çünkü ‘Sezaryen’ dediğimiz bir sisteme doğru evrilir.’ 

**

Prof. Teziç’in dediklerini harfiyen yaşıyor muyuz? Yaşıyoruz. Bir tür ‘kişiselleştirilmiş iktidar sistemi’ ile karşı karşıya mıyız? Aynen.

Şimdi AKP yandaşlarının kabul ettiği bu ikilik ve kriz halinin çözümü olarak başkanlık sistemi dayatılıyor. ‘Fiili durum’ ile ülke yönetilemez, feraha çıkmamız için başkanlık şart bakın böyle olmuyor’ deniliyor.

Halbuki niye öyle olsun. Bir hata yapıldı ve o hata düzeltilmeli. O da nedir? Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi maddesinin iptal edilmesi ve 2007’den önceki sisteme geri dönülmesi.

Hukuk ortada, siyasi şahıslar ortada, ülkenin gerçekleri ortada.

Bu ortalık yerde kimse kimseyi kandırmasın, ne halkın ağzına söylemediği lafları tıksın ne de hukuki bir çaresizliğin çözümü olarak başkanlığı önümüze sürsün.