HDP Avrupa'dan beklediği oyu alabilecek mi?

Avrupa'da katılım HDP'nin hedefinin altında. Partide memnuniyetsizlik hakim ama seçmenin sandığa ulaşması da çok zahmetli.

Bu seçimdeki Türkiye fotoğrafını HDP’nin barajı geçip geçmemesi belirleyecek. Bunu artık herkes biliyor.

Benim birkaç kez dile getirdiğim konuya da sanırım artık vakıf olundu: HDP’nin barajı geçip geçmemesini de büyük ölçüde yurtdışı, daha doğrusu Avrupa’dan gelecek oylar belirleyecek.

Geçen ay yazdığım yazıda bunun aritmetiğini de anlatmıştım. Şöyle ki:

-HDP yurtiçinde yüzde 7 alırsa, yurtdışından 1,264,918 ile 1,381,769 arası oy toplaması gerekecek.

-HDP yurtiçinde yüzde 8 alırsa, yurtdışından 850,926 ile 935,518 arası oy toplaması gerekecek.

-HDP yurtiçinde yüzde 9 alırsa, yurtdışından 436,934 ile 489,266 arası oy toplaması gerekecek.

-HDP yurtiçinde yüzde 9.5 alırsa, yurtdışından 229,937 ile 266,141 arası oy toplaması gerekecek.

-HDP yurtiçinde yüzde 9.7 alırsa, yurtdışından 147,139 ile 176,890 arası oy toplaması gerekecek.

-HDP yurtiçinde yüzde 9.8 alırsa, yurtdışından 105,740 ile 132,265 arası oy toplaması gerekecek.

-HDP yurtiçinde yüzde 9.9 alırsa, yurtdışından 64,340 ile 87,640 arası oy toplaması gerekecek.

Demirtaş Cumhurbaşkanlığı seçiminde yurtdışından 22 bin 582 oy aldı. Bu durumda en iyi yurtiçi senaryosunda (yani yurtiçinde yüzde 9.9 oy alırsa) HDP'nin ek olarak 52 bin ila 65 bin arası yurtdışı oyuna ihtiyacı var. En kötü senaryo olan yurtiçinde yüzde 7 oy aldığında (Demirtaş’ın katılım arttığında aldığı oy sabit kalırsa karşılığı yüzde 7 oluyor, hatırlatalım) ise yurtdışından 1 milyon 242 bin ila 1 milyon 359 bin oy alması gerekir.

En iyisini ve en kötüsünü düşünmesek… Ortalama ve kuvvetle muhtemel senaryoda ne olur? HDP yurtiçinde yüzde 9-9.5 alır. O vakit, yurtdışından 230 bin ila 490 bin oya ihtiyacı olur. 

**

Elbette bu aritmetiği HDP de yapmış olmalı çünkü geçtiğimiz günlerde “Yurtdışından almayı hedeflediğimiz oy miktarı 400 bin” diye açıkladı.

Demek ki, yurtiçinden en az yüzde 9 civarı oy alacaklarını hesap ediyorlar.

Peki gerçekte durum nedir? Biliyorsunuz, yurtdışında oy verme süreci 8 Mayıs’ta başladı, 31 Mayıs saat 19.00’a kadar da sürecek. Geçtiğimiz 10 günde neler yaşandı, bir bakalım.

Öncelikle güvenlik meselesine…

Bern konsolosluğunda seçim materyallerinin ve oy pusulalarının saklandığı 3 anahtarlı odanın anahtarlarından ikisinin parti temsilcilerinde, diğerinin konsolosluk yetkisinde bulunması gerekiyordu. Fakat anlaşıldı ki bir yedek anahtar daha varmış! HDP, YSK’ya başvurdu, resmi bir yanıt alamadı ama YSK tüm konsolosluklara ‘yedek anahtar var ise tüm kilit sistemini değiştirin’ uyarısında bulundu.

Başka bir olay da ‘sahte oy seviyesinde’ yaşandı. Frankfurt’ta sandık kurulu başkanı bir müftü, evet yanlış duymadınız bir din adamı, başkasının yerine oy verirken yakalandı. Yüce rabbim, sen nelere kadirsin!

Belli ki irili ufaklı bu tür bir çok olay yaşanıyor, yaşandı. Avrupa’daki parti temsilcileri tutanak tutmaktan bitap düşmüş vaziyette.

Ama bu konuda gözü kulağı dört açmaktan öte yapılabilecekler de sınırlı.

HDP 4 bin kişiyi sandık gözlemcisi olarak görevlendirmiş. “Hemen hemen her sandıkta bir temsilcimizi bulundurmaya özen gösterdik” diyor HDP’li Nazmi Gür.

**

Gür’den Avrupa’daki 10 günlük oy verme sürecini değerlendirmesini istedim: “Biz HDP olarak seçim stratejimizi oy oranımızın yüksek olduğu ülkelerde yoğunlaştırdık. Bunların başında Almanya ve Fransa geliyor. Ardından Hollanda ve Belçika. Tüm seçmenlerimize ulaşıp sandığa gitmelerinin önemini anlattığımızı düşünüyorum. Yalnız bu o kadar kolay olmuyor çünkü bir çok seçmenin oy kullanacağı yer ikamet ettiği yere 300-400 km uzaklıkta. Seçmenler imece usulü aralarında para toplayıp 10 Euro civarındaki otobüs biletlerini almaya çalışıyor. Bizim elimizde iktidar partisi gibi devletin imkanları olmadığı için seçmenimizin fedakarlıklar yapması gerekiyor.”

Şimdiye kadar yurtdışında toplam 400 bin civarı oy kullanılmış. Bu katılım Gür’ü pek memnun etmemişe benziyor: “10 günde 400 bin kişi bana göre düşük bir katılımdır. Bizim hedefimizin altındadır çünkü biz yüzde 17’yi hedefliyoruz. Bu 400 bin oyun, 100 bin kadarı HDP’nindir diye hesaplıyoruz. Hedefimize ulaşmamız için 31 Mayıs’a katılımın mutlaka artması gerek.”

Yüzde 17 hedefi, tüm yurtdışı seçmenlerin katılımı gerçekleştiğinde mümkün olabilir ki, o da zaten 400 bin oya tekabül ediyor. İşte bu biraz zor. Zira Cumhurbaşkanlığı seçiminde yurtdışından 230 bin civarı oy geldi, katılım oranı yüzde 8 idi. Bu kez gerçekten yurtdışı seçmenin büyük gayret göstermesi halinde belki bir şeyler değişebilir. Aksi halde, bu çarşının hesabı o pazara uymayacak.