HDP'nin barajı ve Cemaat'in oy oranı

HDP'nin barajı geçmesi yaklaşık 55 milletvekiliyle Meclis'e girmesi demektir. Peki bu 20 civarında milletvekili nereden gelecek?

HDP milletvekilleri ve eşbaşkanları sıklıkla vurgular oldu: Önümüzdeki genel seçimlere parti olarak girmeyi planlıyorlar.

Bu önemli bir karar. Cumhurbaşkanı da hükümet cephesi de bundan pek memnun değil. Bir gözdağı göstergesi olarak Erdoğan hafta başında “HDP barajı aşamazsa çözüm sürecinde muhatap olamaz, ancak bir STK gibi davranabilir” dedi.

Selahattin Demirtaş ise başka türlü düşünüyor. Kenan Evren’in getirdiği seçim barajını tarumar edeceklerini, barajı aşamama gibi bir sorunları olmadığını söylüyor.

Öyle mi peki?

**

Sorunun cevabını vermek için çok erken olabilir fakat yol gösterecek birkaç tabela da yok değil.

Metropoll araştırma şirketinin yaptığı aylık Türkiye’nin nabzı araştırmasının Ocak 2015 rakamlarında ilk kez HDP ve baraj konulu bir bölüm de yer alıyor.

Buna göre “Selahattin Demirtaş’ın liderliğindeki HDP’nin yüzde 10 barajını aşmasını ister misiniz?” sorusuna yüzde 70 istemem, yüzde 18 isterim diye cevap vermiş.

AKP’lilerin yüzde 80’i, CHP’lilerin yüzde 71’i, MHP’lilerin yüzde 87’si istemiyor, HDP’lilerin yüzde 94’ü ise istiyor. Şaşırtıcı mı? Hiç değil.

“HDP’nin seçimlere tek başına katılması durumunda yüzde 10 barajını aşacağını düşünüyor musunuz?” sorusuna yüzde 70 hayır, yüzde 19 evet derken, HDP’lilerin yüzde 82’si partisinin barajı aşacağına inanıyor. Bu son derece önemli. Yöneticilerin seçime parti olarak girme kararını destekleyecek, hatta onların bu kararda sebat etmesine yol açacak bir veri.

Peki yarın seçim olsa, HDP barajı geçer mi geçemez mi?

Sonuç ilginç.

Bu sorunun cevabına göre (kararsızlar ve cevapsızlar dağıtıldıktan sonra) AKP’nin oy oranı yüzde 44, CHP’nin oy oranı yüzde 26, MHP’nin oy oranı yüzde 11 olarak görünüyor.

Peki HDP? Kıl payı bir durum var. Zira yarın seçim olsa HDP’ye oy veririm diyenlerin oranı yüzde 9.3!

Bir bilgi daha… Nisan 2014’ten bu yana AKP’nin oyu (kararsızlar ve cevapsızlar dağıtılmadan) yüzde 43’ten yüzde 36’ya gerilerken, HDP’nin oyu yüzde 6.7’den yüzde 7.6’ya yükselmiş. CHP’de bir değişiklik yok. Dünya dönüyor, CHP yerinde sayıyor adlı hikayeye devam yani.

Metropoll şirketinin başkanı Prof. Özer Sencar’ı aradım ve araştırmada ortaya çıkan tabloyu nasıl yorumladığını sordum. Daha doğrusu parlamentoda nasıl varyasyonlar yapabileceğini anlatmasını istedim.

Şöyle yanıtladı: “HDP’nin barajı geçmesi yaklaşık 55 milletvekiliyle Meclis'e girmesi demektir. Yani artı-eksi 20 milletvekili daha kazanmasına tekabül eder. Bu 20 civarında milletvekili nereden gelecek? Az miktarda CHP’den, çok miktarda AKP’den. Çünkü HDP’nin oy aldığı bölgede CHP zaten yok. Belki İstanbul’da CHP’den 2-3 vekil eksiltebilirler ama genelde kesişim kümesinin azlığı nedeniyle HDP’nin barajı geçmesi CHP’yi çok da sarsmayacaktır. Barajı geçmesi durumunda HDP özellikle Güneydoğu’yu sıyırıp hanesine yazar. Meclis'te edineceği 20 civarında milletvekilinin tamamına yakınını AKP’den alır. Oy oranı bugünkü gibi kalırsa ve HDP barajı geçerse, AKP’nin sandalye sayısı 280’e kadar inebilir.”

Bu da Meclis'in dengelerini tamamen değiştirecek, başka bir Türkiye manasına gelir. Naçizane fikrim, bu tablonun pek de muhtemel olmadığı, ama neyse.

**

Prof. Sencar’ı yakalamışken çok merak ettiğim şu soruyu da sordum: “Cemaatin oy oranı meselesini kavga başladığından beri konuşuyoruz. 30 Mart yerel seçimleri sonucunda bu oranın pek bir etkisi olmadığı sonucuna vardık. Peki sizin elinizde cemaatin sandıktaki karşılığını biraz olsun somutlaştıracak veri hiç mi yok?”

Aslında varmış.

Anlattı: “Biz aylardır bunu anlamaya çalışıyoruz. Bunun için çeşitli sorular soruyoruz. Öncelikle Fethullah Gülen ile ilgili bir bilgiyi paylaşayım. Geçtiğimiz ay yaptığımız araştırmaya göre Gülen’in itibarı yüzde 1.8’e düştü. Bu rakam Haziran 2013’te yüzde 33.5’ti. Kademeli olarak düştü ve geçen ay dibe vurdu. Yine geçen ay “Ekrem Dumanlı parti kursa oy verir misiniz” şeklindeki sorumuza yüzde 2.5 evet dedi. Dolayısıyla cemaatin oy oranını yüzde 2-3 arasında diye yorumluyorum.”

Bu rakamlar bir meseleyi daha öne çıkarıyor: Recep Tayyip Erdoğan’ın sadece AKP’yi, sadece hükümeti, sadece devleti değil, zihinlerin çoğunu da yönetebildiği gerçeğini. Zira kendisiyle ve partisiyle ilgili tüm o tapeler, kulağımızla duyduğumuz skandal konuşmalar bir kenarda dururken ne yapmış? Gülen’in itibarını sıfırlamayı başarmış.

Evet, sıfırlamakta üstüne yok. Sıfırlamakta bir marka. Bir kez daha anlamış olduk.