Hepimizin kayyumu

Reklamcıyı, reklamvereni, televizyon kanallarını, yapımcıları, oyuncuları içeren bu dünya bir dipsiz kuyu. Bu kuyunun yeni düzenini size anlatacağım, yorum sizin.

Marangoz tezgahı değil bu. Başka tür bir tezgah. Nasıl olduğuna bakalım birlikte. Yorumu size bırakacağım.

Şimdi…

Bugün TV ve Kanaltürk’e atanan kayyumun başında kim var?

Ümit Önal.

Ümit Önal aynı zamanda Digitürk’e de atanmıştı. Digitürk’ün de yönetim kurulunda.

Başka? Ümit Önal aynı zamanda TİAK’ın da yönetim kurulu başkanı.

TİAK ne? Televizyon İzleme Araştırmaları Anonim Şirketi.

Yani?

Televizyon kanallarının reytinglerini ve dolayısıyla reklamverenlerin kanallara vereceği, kanalların da program-dizi yapımcılarına vereceği paranın miktarını belirleyen sistemin kilit noktası.

**

Reytingler nasıl belirleniyor?

TİAK bunu şöyle anlatıyor: “İlk aşama veri tabanı araştırması (VTA) yapılmasıdır. Veri tabanı araştırması, temsil edilecek nüfusun sosyal, demografik özellikleri ile televizyon ortamına ilişkin bilgi toplanan geniş ölçekli ve belirli aralıklarla tekrarlanan bir araştırmadır. Ölçüm sisteminin ikinci aşaması panelin oluşturulmasıdır. Panel, izleme ölçümü yapılacak nüfusun belirlenen temsiliyet kriterleri bazında oluşturulmuş istatistikî örneğidir. Paneli oluşturan aileler, veri tabanı araştırmasında görüşülen ve panele katılmayı kabul eden aileler arasından seçilmektedir. Sistemin üçüncü aşaması izleyici ölçüm cihazı ve bu cihazla birlikte çalışan kumandanın kullanılmasını gerektirmektedir. Buna göre panel üyelerinin yapması gereken tek görev, izlemeye başladıklarında ve izlemeyi bıraktıklarında kumanda cihazında kendilerine ayrılmış düğmeye basarak cihazın söz konusu izlemeyi kaydetmesini sağlamaktır.”

**

TİAK sözkonusu paneli oluşturacak aileleri belirlemek üzere bir araştırma şirketiyle anlaşıyor. Peki kimle anlaşmış? 2013’te ANAR ile. 2014’te GENAR ile. 2015’te yeniden ANAR ile.

Bu araştırma şirketlerinin AKP’nin en sevdiği araştırma şirketleri olduğunu, başkanlarının televizyonlara AKP’nin sözcüsü kontenjanından katıldığını küçük bir bilgi olarak hatırlatayım. 

İş bununla da kalmıyor. Hürriyet yazarı Cengiz Semercioğlu, 12 Ekim’deki köşesinde çok ilginç bir detaydan sözetti: “Ekim ayı sonunda panel yenilenecek. Denek sayısında değişiklik yapılmayacak ama benzer toplumsal statülere sahip yeni denekler belirlenecek. Bunun için TİAK'ın anketörleri, olabilecek denekleri tespit ederek bir anket gerçekleştirdi. Bu anket sonuçlarını TİAK'a verecek ve panele eklenecek yeni denekler belirlenecek. Ancak yapılan anketlerde korkunç bir manüplasyon var. Yaşınız, gelir düzeyiniz, evde neyiniz var gibi klasik soruların yer aldığı ankette ‘En çok hangi kanalları izliyorsunuz’ gibi dehşet bir soru olduğu iddia ediliyor. Bu ne demek? Kasım ayından sonra hükümete yakın kanalların ratinglerinin patlaması, muhalif kanalların ratinglerinin yerde sürünmesi demek. Çünkü TİAK'ın elinde yeni deneklerin hangi kanalı izlediği bilgisi olacak. Samanyolu izleyenlerin üzerini çiz. TRT izleyenleri denek grubuna dahil et... Show TV izleyenleri yok say, TV8 izleyenleri listeye al.”

Tüm bu süreçleri denetlemek üzere bir de üniversiteyle anlaşılması şartı var. Önceden bu üniversite Marmara Üniversitesi iken, 2012’den bu yana tahmin edin hangi üniversite? İstanbul Ticaret Üniversitesi. Mütevelli heyetinde AKP’lilerin bulunduğu, rektörünün “AKP’nin ekonomi mimarı” olarak nam salan Nazım Ekren olduğu bir üniversiteden söz ediyoruz. Yorum size kalmış.

**

Peki bu nasıl oluyor? Yani…

TİAK’ın yönetim kurulunda her kanalın temsilcisi, reklamverenler derneğinin temsilcileri, reklamcılar derneğinin temsilcileri mevcut. Bu tür bir oynamayı nasıl kabullenirler?

Bu sorunun cevabını bulmak için kuruldaki temsilcilerle görüştüm. Ve sordum: Panelde yer alacak ve reytingleri oluşturacak hane halklarını belirlemek üzere ANAR şirketiyle anlaşıldığını biliyor muydunuz? Bir kanal temsilcisi şöyle yanıt verdi: “Hayır. Biz hiç bu tür şeyleri konuşmuyoruz. Ama ben reytinglerle oynanıldığını düşünmüyorum. Eskiden AGB ile çalışılıyordu, şimdi başka şirketlerle. Yeni yönetmelik deneklerin seçiminde 5 binden fazla nüfusu olan yerlere kadar inilmesini söylüyor. Zaten böyle bir kriter getirdiğinizde reyting tablosu değişecektir. Ki değişti de. Bu 2012’den beri böyle.”

Reklamcılar derneği temsilcisine sordum. Hangi anket şirketiyle anlaşıldığını biliyor musunuz sorusuna verdiği yanıt şuydu: “Hayır. Bu konularda konuşma yetkim yok. Genel müdürü arayın.”

Reklamverenler derneği temsilcisine sordum: “Hayır bilmiyorum fakat sistemde bir hata olduğunu düşünmüyorum. Zaten işler dönemin başbakanının isteğiyle değiştirilen yönetmelik ile değişti. Evet reytingler düştü ve aslında reklamveren olarak bu benim işime geliyor. Ama zaten bir sıkıntı da görmüyorum.”

**

“İşime geliyor” ne manaya geliyor anlatayım. Reklamveren reytinge göre para veriyor kanala. Örneğin bir programın reklama girdiği zaman reytingi 4. Belirlenen katsayı bin lira dersek… Reklamverenin kanala vereceği para 4 çarpı bin lira yani 4 bin lira oluyor. Reytingler düştüğü zaman, örneğin 4 rakamı 2’ye indiği zaman, reklamverenin ödeyeceği meblağ da yarı yarıya düşmüş oluyor. İşine gelmesi bu nedenledir.

Görüştüğüm reklamverene şunu sordum: “İşine gelmesini anlıyorum ama asıl amaç hedef kitleye ulaşmak değil mi? Kanallara daha düşük ücret ödüyorsunuz ama istediğiniz hedef kitleye nasıl ulaşıyorsunuz?”

Şöyle cevap verdi: “Biz ulaşıyoruz çünkü reklam verirken tek bir parametremiz yok. Sadece TİAK’ın reytinglerine bakmıyoruz. Bakın son dönemde ATV’nin reytingleri çok yükseldi. Çünkü başbakanı bir tek o kanal çıkarabiliyor. O yüzden yükseldi.”

Gerçekten de Eylül ve Ekim aylarında ATV’nin reytingleri neredeyse her ay 2 puan artmış ve kanalı bir numaraya oturtmuş görünüyor. Fakat sebebinin başbakan Davutoğlu’nu konuk eden programlar olması pek muhtemel değil. Zira Davutoğlu’nun konuk olduğu programların başlangıç saati hep 23.15 olarak gösterildi ve neredeyse hep 24.00 civarı başladı. Yani reytinglerin belirlendiği saat aralıklarından sonra.

**

Reklamcıyı, reklamvereni, televizyon kanallarını, yapımcıları, oyuncuları içeren bu dünya bir dipsiz kuyu.

Her alanda olduğu gibi burada da bir Yeni Türkiye düzeni kurulduğu belli.

Cemaate yakın kanallara kayyum atanması, kayyumun başında Digitürk’e atanan kişinin bulunması…

Bu kişinin aynı zamanda tüm reyting sistemini belirleyen kurum olan TİAK’ın yönetim kurulu başkanı olması… TİAK’ın reyting kumandasını elinde bulunduracak aileleri belirlerken AKP’ye yakınlığıyla bilinen anket şirketleriyle anlaşması… Süreci denetleyen üniversitenin yine AKP’ye yakınlığıyla bilinen İstanbul Ticaret Üniversitesi olması… Kanal yöneticilerinin meseleye hakim olmadığı, reklamverenin cebinden çıkan paraya bakıp durumu kabullenmesi…

Bunları alt alta toplayınca karşınıza ne çıkıyor?

Yine yorumu size bırakıyorum.