İdam caydırmaz, azdırır

Seçim öncesi ailelerin acısını oya dönüştürmek isteyenlerin oyununa gelmeyelim.

* Burhan Kuzu, hukuka ‘hini hacet’ penceresinden bakmayı yeğliyor.
Ki kendisi anayasa profesörüdür. “Şahsi kanaatimi sorarsanız, idam cezasının olmasını her zaman savundum. İdam edilmeyi savunmadım, o başka bir şey. Ama bir kenarda dursun diye her zaman söyledim” şeklinde. 

* Şimdi biz... ‘Bir kenarda dursun’ zihniyetinin nasıl bir keyfiyet doğuracağını konuşabiliriz: Kenarda duracaksa, niye çıkaracaksın? Durmayacaksa, hangi durumlarda durmayacak? Yasayı çıkar, dursun. İyilik yap, denize at gibisinden herhalde. 

* İdam cezasının ahlaki yönünü tartışabiliriz: Bir cana kasteden kişiyi öldürmek, adalet değil intikamdır. İdam cezası devletin steril bir intikam alma yöntemidir. Böyle davranmaz devletler. Davranmamalı yani. 

* İdam cezasının mantığını tartabiliriz: İşlediği suçtan dolayı bir insanı devlet eliyle öldürmek, çoğunlukla ağırlaştırılmış müebbetten daha hafif bir ceza bile olabilir. ‘Ölmesinler, sürünsünler daha iyi’ diyenler çoktur mesela. 

* Uluslararası tarafına bakabiliriz: Dünyadaki eğilim idam cezasını kaldırmak yönündedir. Geçen yıl Gabon bile bu kervana katıldı. ABD’nin birçok eyaletinde idam kaldırılıyor. İki yıllık tartışmanın sonunda geçen hafta Illinois Valisi de idam cezasının adalet getirmediğini kabul etti mesela. BM’nin geçen yıl üçüncü kez idam cezalarının ertelenmesi için çıkardığı kararname görülmemiş bir destek aldı. 

* Pratikten tüme varabiliriz: Dünyada idam cezasını en çok uygulayan iki ülke, Çin ve İran. Onlarla ilgili demokratik, çağdaş ve medeni sıfatlarını kullanmak mümkün mü? Değil. 

* Buraya kadar saydıklarımı, tez-antitez teatisi yapıp, artıları eksileri listeleyip, ateşli bir münazara ortamı yaratıp sabaha kadar gözden geçirebiliriz. 

* Fakat asıl kilit nokta başka… İstatistikler ve bilimsel soruşturmalarla desteklenen bir vahim nokta. 

* İdam cezasının hiçbir caydırıcılığı yok! 

* ABD’deki Krimonoloji Derneği’nin yaptığı bir açıklamaya göre konunun uzmanı akademisyenlerin yüzde 90’ı idam cezasının cinayetler üzerinde hiçbir etkisi olmadığını, yüzde 91.6’sı idam infaz sıklığını artırmanın suçluları kesinlikle caydırmayacağını söylüyor. 

* Bakın bu da güzel: Uzmanların yüzde 91’i idam cezasının suça karşı sert görünmek ve oy toplamak telaşında olan siyasetçilerin işine yaradığını düşünüyor. 

* Bir de istatistikler var: FBI’ın 1996-2010 arasındaki suç raporlarına göre ABD’nin idam cezası olmayan eyaletlerindeki cinayetlerin sayısı, idam cezası olan eyaletlere göre yüzde 35-40 daha az. 

* FBI’ın 2009 suç raporu da gösteriyor ki, ABD’de en çok cinayet güneyde işleniyor. Tahmin edin bakalım, idam cezalarının yüzde 80’i ABD’nin neresinde infaza dönüşüyor? Güneyinde! 

* Psikiyatristler bu durumu şöyle açıklıyor: Korkunç cinayetler işlemeye yatkın psikopatik karakterdeki kişiler idam cezasını devletle arasında kişisel bir mesele olarak görme eğiliminde olabiliyor. Öfkeleniyorlar. Öfke de cinayetleri tetikleyebiliyor. 

* Demem o ki; her şey bir kenara, idam cezası caydırmıyor, azdırıyor. Seçim öncesi ailelerin acısını oya dönüştürmek isteyenlerin oyununa gelmeyelim.

.