İktidarın babasının bakkalı

Vatandaş için işlemeyen ve vatandaşı tam olarak temsil etmeyen dev bir temsil merkezimiz var.

Duyunca gül gül öleyazdık. Yine bir torba kanun geçirme anı. Vekil diye oturup el indirip el kaldırıyorlar torbaya... Yalnız hangi kanunun hangi düzenlemesi için bu eforu sarf ediyorlar farkında değiller. E bir vekilden beklenen de bu zaten! Ama bu bazal görevi dahi layıkıyla nihayetlendiremeyenler olabiliyormuş. Mesela bakın... Pazartesi günkü oylamada AK Partililer kendi destekledikleri maddeye ret oyu vererek şaşkınlıkta bir marka olmayı başarmış. Niye ret oyu vermişler? Çünkü bir bakmışlar ki CHP maddeyi destekliyor. Ne maddesi olduğunu da dinlemediklerinden, CHP destekliyorsa biz otomatik reddedelim deyivermişler. Zehir zekâlı otomatik vekiller. Sonradan olay anlaşılmış fakat iş işten geçmişmiş. Çok iyi değil mi... Vatandaşı temsil eden ve onun adına hareket etmesi lazım olan en yetkili kurumun haline bakın. Beşiktaş’ta git bi bilardo salonuna, daha çok muhakeme yeteneğine çarparsın, yeminle.

* * *

Başlamışken, ben size biraz daha TBMM’nin hali pür melalini anlatayım. Hürriyet İnternet Grubu analisti Reha Başoğul geçen hafta bir inceleme yaptı ve yazdı. Biz de radikal.com.tr’de yayımladık. Mevzu şöyle: Reha, 28 Mart 2012-18 Haziran 2013 arasında geçen 440 gün boyunca TBMM Genel Kurulu’nun hesabından atılan 3223 tweet’in dökümüne baktı. Bunların içinden Meclis’te yer alan tüm partilerin verdiği araştırma önergeleriyle ilgili olanları ayıkladı. Resmi Twitter adresine göre 440 günde toplam 216 önerge verilmiş. 50’si AKP, 103’ü CHP, 59’u MHP ve 54’ü BDP tarafından. Muhalefetin verdiği araştırma önergelerinin konuları şöyle değişiyor: Reyhanlı patlaması, Uludere katliamı, Gezi olaylarında polis şiddeti, basın özgürlüğü, Sivas katliamı, Maraş katliamı, HES’ler, 2B arazileri, nükleer santrallar, pamuk üreticilerinin ve çiftçilerin sorunları, engellilerin sorunları, LGBT hakları, Roman hakları. Evet, muhalefet partileri bu ve benzeri konuların araştırılması için komisyon kurulmasını önermişler. Sonuç ne olmuş, derseniz...

AK Parti’nin 50 önergesi de TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmiş. Muhalefette rakam ne? CHP’nin 103 önergesinden 0’ı, MHP’nin 59 önergesinden 0’ı, BDP’nin 54 önergesinden 0’ı kabul görmüş. Bir-iki filan değil, sıfır ya sıfır.

* * *

Gezi’ye bakıp analizler yapıldı. Muhalefet eksikliğinden bu gençler patladı denildi. Evet, muhalefet yetersiz, özellikle de CHP sosyal demokrasinin kadük bir kurumu gibi duruyor olabilir ama bu rakamların oluşturduğu tabloya baktığınızda başka şeyler de görüyorsunuz. Demokrasinin ana çarkı olması beklenen Meclis değil, güçlü iktidarın babasının bakkalı haline geldiğini, aynen o biçim yönetildiğini mesela. Halkın gerçekten büyük çoğunluğunu ilgilendiren ve bilme hakkı olan konuların araştırılmaya değer bulunmadığını da. Muhalefete etkisinin ve varlığının sıfıra indirildiğini anlatmak için önergelerin içeriğine bakmaksızın çökertildiğini. Bunun iktidar partisinde otomatik bir davranış biçimi olduğunu. Başta anlattım, bunu gerçekten öyle bir otomatiğe bağlamışlar ki kendi maddelerini reddettiler. Sırf CHP’nin evet diye el kaldırdığını görünce. Anayasa hukukçularının bazıları rakamsal olarak muhalefetin bu biçimde yok sayılmasını önleyecek çözümler üretiyor fakat bu da hiçbir yasanın çıkmaması, işleyişin feci tıkanması ihtimalini getiriyor. Burada asıl sorun, bir yasanın-önergenin kaç oyla kabul edilip edilmeyeceği değil. TBMM’nin demokrasinin, tartışmanın ve şeffaflığın merkezi olmadığı, böyle bir kültürün de katiyen siyasetçilerimizde yeşermediği. Vatandaş için işlemeyen ve vatandaşı tam olarak temsil etmeyen dev bir temsil merkezimiz var. Başbakan’ın dediği gibi Allah yâr ve yardımcımız olsun.