İmralı notları-2: Öcalan'a göre ABD, geri çekilme ve hiç bilmediğimiz detaylar

Böyle bir heyet var olsaydı, bugünlere gelmeyebilirdik. Sallan yuvarlan da olsa hala bir diyalog hattımız, çatışmasızlık halimiz olabilirdi.

Dünden devam ediyoruz…

Çözüm Süreci adlı son görüşmeler, 29 Aralık 2012’de dönemin Başbakan’ı Tayyip Erdoğan’ın bir canlı yayında bunu açıklamasıyla başladı denilebilir. Mart 2013’te Öcalan’ın ‘silahlı mücadele sona ermiştir’ sözlerini içeren mektubu Diyarbakır Newroz Meydanı’nda okundu. Dönemin KCK yürütme kurulu başkanı Murat Karayılan 8 Mayıs 2013’te PKK unsurlarının Türkiye’den çekilmeye başlayacağını açıkladı. Kısa süre sonra 31 Mayıs 2013’te Gezi olayları patlak verdi. Süreç ile ilgili yasal bir adım atılmadığı gerekçesiyle çekilme yavaşladı. Mezopotamya Yayınları’ndan çıkan İmralı Notları adlı kitaba göre HDP heyetiyle (İdris Baluken, Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan) Abdullah Öcalan’ın 9 Kasım 2013’teki görüşmesinde geri çekilme ve ABD’nin rolüyle ilgili şöyle tartışıldı:

Pervin Buldan: Selahattin Bey, AKP’nin sürece ve Rojava’ya yaklaşımının sıkıntılı olduğunu ve bir gelişmenin olmadığını söyledi. Ayrıca ABD’de bir haftalık görüşme ve temaslarda bulunulmuştu. ABD’nin süreci önemsediğini, gözlemci olma taleplerine Türkiye’nin sıcak bakmadığını aktarmışlar.

Öcalan: Türkiye bu konuda tutucu olmamalı. Olası bir tehdidi önlemek için ABD ve CIA ile oturulabilir. ABD de dahil edilebilir. Tehlike ve komplo ABD’yi dahil etmekle önlenebilir. Selahattin’e ulaşmış olmaları önemlidir. Selahattin beyin kendisi Hakan’la temasa geçebilir. 

Aynı buluşmada…

Öcalan: Erdoğan şu anda kitle içerisindeki popülarite ile götürüyor. Popülariteye çok güvenmesin, geçicidir. Kalıcı olması için bizimle işbirliği yapması lazım. Şimdi buna geçmemenin gerekçesi olarak diyorlar ki, Cemil Bayık sert konuşuyormuş. Ben de Haziran’da tavır değiştirmişim. Ben de dedim ki, doğrudur, tavır değiştirdim. Değiştirmeseydim, Hakan da Başbakan da şimdiye kadar gitmişti. Bundan sonra ABD’yi de dahil etmek lazım. Darbeyi bu şekilde önleyebiliriz. (Devlet yetkilisine dönerek) Burada devlet büyük Türk gururunu oynamasın. Yoksa Menderes gibi, Özal gibi götürürler. Çok sayıda generali var, generallerine güvenmesin. Onların yarısı zaten ABD ile temasta. Darbeyi, komployu önlemek için ABD’yi sürece davet etmek lazım. (Erdoğan için – eb) Suriye’yi kırmızı çizgi yapacağına, Barzani’yi kırmızı çizgi yapsın. Mursi ucuz kurtardı. Erdoğan 11 yıldır iktidarda ise bunda bizim de katkımız var. Erdoğan 11 yıldır üstüne yatıyor. Dört ay içinde anlamlı bir müzakere başlamazsa savaşı kimse önleyemez. Ben PKK’yi bu darbede rol almaması için, darbeden koruması için yapıyorum. Cemil’i (Bayık –eb) de bu nedenle uyarıyorum. Ama Cemil dürüsttür, ben ona güveniyorum. İran ajanları ortalıkta cirit atıyor.

Aynı buluşmada…

Öcalan: Yasalar çıksaydı bir gerilla kalmazdı. Kamyonlarla çıkarlardı. Niye çıkmadılar diye soruyorlar bir de. Yasa çıksaydı 1 Haziran’a kadar biterdi. Arkadaşlar haklılar. Bu şekilde 6 ayda bile geri çekilme bitmez. Arafat bile güçlerini çekerken emrine gemiler verildi. Geldikleri gibi gitsinler demişlerdi. (Erdoğan 30 Mart 2013’te bir tv programında çekilmeye dair ‘Geldikleri gibi gitsinler’ demişti – eb) Şimdi gittikleri gibi mi gelsinler mi? Silahlı mı gelsinler? Yasa çıkarmazsan olmaz. Karakola gitsinler ebedi mahkumiyeti mi yesinler? Savcı karşılayamaz, suç işler. Hakim yargılayamaz, suç işler. Asker vurur, vurmazsa suç işler. İşte bunlar burada komplo düşündüler. Bu komployu devlet de görmedi. Komployu ben gördüm ve müdahale ettim. Hakan Fidan hakkında yayınlanan yazı var ya, hani “Arabasında bomba patlar bir sabah.” (Washington Post’ta David Ignatius imzasıyla yayınlanan bir yazıda MİT’in İran’daki üç MOSSAD ajanını açık ettiği iddia ediliyordu. Bu yazının ardından Jewish Press adlı site ‘Fidan bir sabah arabasında bir sürprizle karşılaşabilir’ tehdidinde bulunmuştu – eb) Ha öldürmüşsün ha o belgeyi yayınlamışsın. Amerika belki de bu yüzden Selahattin’i çağırdı. PKK komplocuların ortamına girerse herşey biter. Ama demokratik haklarımızı da her zaman kullanacağız. Benim büyük tecrübem var. Bunu görmüyorlar. İşte şimdi İran Hüdapar ile oynuyor. Erdoğan da Hüdapar ile görüşüyor. Tüm bunları İran yaptırıyor.

**

7 Aralık 2013’te HDP ile yaptığı görüşmede Öcalan, uluslararası tarafsız bir heyetin süreci izlemesi gerektiğini düşünüyor ve bunu o gün şöyle anlatıyor. Bu anlatım sırasında çözüm süreci sırasında hiç bilmediğimiz bir gelişme yaşandığını laf arasında öğreniyoruz:

Öcalan: İzleme kurulu, hakem kurulu Oslo Heyeti olabilir. Bu ara Kandil’e de gitmişler, devletle görüşmüşler. Olabilir, uygundur. Avrupa’dan da olabilir. Bu kurul tarafları uyaracak bir kurul olacak. Süreci takip edecek. Biri yabancıysa sekizi yerli olacak. Bir sac üzerinde ekmek yapmak için üç ayak nasıl gerekliyse, burada da üçüncü bir güç gereklidir. Sac iki ayaklı olmaz. Ocak ayına kadar buna cevap verecekler. Bu konuda Cuma (Cemil Bayık) da açıklama yapmasın. Kabul görürse tamam diyeceğim. Kabul edilmezse herkes kendine göre önlem alır. KCK de, Avrupa da, Türkiye’de. Sekiz boyut hayata geçsin. KCK bana sürekli yazı gönderiyor, kendini parçalıyor. Bunu yapacaklarına, kendilerine dönüp çalışma yapsınlar. 

**

Şimdi Öcalan’ın sözlerindeki bazı noktaları açıklığa kavuşturalım: Öncelikle Oslo Heyeti dediği, daha önce ses kayıtları sızan MİT ile PKK yöneticilerinin Oslo’da yaptığı görüşmeleri gerçekleştiren arabulucular. Bu heyetin İngiliz, Norveçli ve İsveçlilerden oluştuğunu biliyoruz. Bir de tabii, adı üstünde, görüşmenin Oslo’da yapıldığını…

Öcalan’ın 8 boyuttan kastı bir demokratik özerklik taslağı. Buna göre kurulması planlanan özerkliğin ‘siyasi, hukuki, ekonomik, ekolojik, diplomatik, öz savunma, kültürel ve sosyal’ olmak üzere 8 boyutu, perspektifi var. (Detaylar için: http://goo.gl/rN7c9l)

Bu hakkında çok konuşulan ve bilinen bir şey. Bilinmeyen ise çözüm sürecinde Oslo Heyeti adı altında uluslararası bir arabulucu heyetin önce Kandil’i sonra da devlet yetkililerini ziyaret etmiş olması.

Yazılarımı takip edenler böyle bir heyetin sürecin güvenliği için son derece gerekli olduğunu defaatle yazdığımı bilecektir. Bu girişimin yapılmış olması, Öcalan tarafından kabul edilmesi hatta şiddetle istenmesine rağmen hayata geçmemiş olduğu aşikar. Devletin müzakere sistematiği açısından bu noktada ciddi bir hata yaptığını söyleyebiliriz. Böyle bir heyet var olsaydı, bugünlere gelmeyebilirdik. Sallan yuvarlan da olsa hala bir diyalog hattımız, çatışmasızlık halimiz olabilirdi. Çok yazık.

NOT: Hiç bilmediğimiz detay demişken… Biri: Kitaptaki tutanaklardan anlıyoruz ki, 2014’te Newroz mektubunu (ismini vermediği) üç arkadaşıyla birlikte Sırrı Süreyya Önder yazmış, Öcalan’a onaylatmış. İkincisi: HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın ismi ilk Öcalan’ın aklına gelmiş, HDP için onu öneren kişi Öcalan imiş.