İngiliz gazetecilerin tutuklanmasıyla alenileşen pornografik facia

Artık dünya biliyor ki, devletin çizdiği çizginin dışında haber yapmak, resmi söylemin dışındakilere mikrofon uzatmak suçtur.

Bütün gazeteciler terörist. Gazete patronları da terörist. Türkiye’de artık böyle.

Bombadan daha tehlikeli kitaplar yazarak terörist olunuyordu. Ergenekon diye bir terör örgütü vardı. Yazıişleri masasının etrafında konuşulanlar editörler arasında değil, örgüt elemanları arasında geçiyor şeklinde yorumlanıyordu savcılar tarafından.

Şimdi FETÖ var. Açılımı Fethullah Terör Örgütü. Yani Ergenekon terör örgütü şemasını çıkarıp, gazetecileri terörist yapan ekip şimdi terörist oldu.

Bu durumda Fethullah Gülen Cemaati’nin gazeteleri, televizyonları ve gazetecileri de terörist.

Nasıl birkaç yıl önce Ahmet Şık ve Nedim Şener örgüt üyeliğinden yargılandıysa, o günlerde onlarla ilgili utanç verici haberler yapan Zaman gazetesi yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı ve Samanyolu TV genel müdürü Hidayet Karaca şimdi devletin aynı ‘merhametiyle’ karşılaştı.

Doğan Grubu, astronomik ve uluslararası yargı kurumları tarafından da haksız olduğu defaatle kanıtlanan bir vergi cezasıyla karşılaştığında, o cezayı verdiren kudretliye ‘araç olanlar (hatta bu araçsallık için özel bir maliyeci tedarik edenler) cemaati’ne mensup bir medya patronunun evinde ve holdinginde arama yapıyordu MASAK dün.

Hangi holding mi? Bugün gazetesi ve Kanaltürk’ün sahibi olan holding.

Hani bir zamanlar Ergenekoncu diye 6 yıl hapis yatan Tuncay Özkan’a ait olan Kanaltürk var ya… Hah işte onu Özkan’dan ‘satın alan’ holding. 

Dün öyle, bugün böyle.   

Bir de zamandan ve mekandan bağımsız o merhametle, o devlet hesabıyla yaşamaya alıştırılanlar var.

Hukuk ve demokrasi prensipleri içerisinde hükümetin icraatlarını eleştirince uluslararası darbeci bir örgütün üyesi olabilenler, mesela, öyledir.

“Bu savaşı kim niye çıkardı gelin anlayalım” deyince, ‘Terör örgütü PKK’ye hizmet ediyor hale gelenler, mesela, öyledir.

Aynı anda birden çok terör örgütüne mensup bir terörist mertebesine erişmeniz için de sadece kalem kağıt tutmanız yeterlidir.

**

Bizim memlekette kolaydır bazı işler. Yabancı gazetecilerin havsalası almaz. Sen yazmaktan helak olursun, onlar idrak edemezler. Çünkü hukukun esas alındığı yerlerde bizim anlattığımız hikayelerin oturacağı bir kaide yoktur.

Ama Türkiye devleti bu. İnsanın yüzünü kara çıkartmaz.

Gazetecileri terörist ilan etmekteki hızını ve maharetini yabancılara anlatmak için de kullandığından üstümüzden yük kalkar.

PKK’nin kadın üyeleriyle, -YPJ-Star mensuplarıyla- röportaj yaptı, onları ‘insan gibi gösterdi’ diye BBC paparayı yedi geçen hafta.

Gezi döneminde de -CNN, New York Times ve The Economist ile birlikte- mebzul miktarda yemiş olduğu için o paparadan, alışmıştır. Zira yaprak kıpırdamadı ‘Teyze’ lakaplı 90 yıllık haber kanalında.

Lakin büyük piyango, alışmamışa, yani Amerikan basınının ve dijital gazeteciliğin yükselen markası Vice’a vurdu.

Geçtiğimiz Ocak ayında Cizre’ye gelip silahlı YDG-H üyeleriyle video röportajlar yapan Vice’ın İngiliz muhabiri Jake Hanrahan ve kameraman Philip Pendlebury şimdi Diyarbakır’da tutuklu.

Nasıl oluyor?

İsmail Saymaz’ın dün Radikal’de yayınlanan haberine göre şöyle: 27 Ağustos 2015’te 155 ihbar hattına bir telefon geliyor. İhbarcı diyor ki, “Diyarbakır Hilton’da 4 yabancı kalıyor. İsimleri Jake Hanrahan, Philip Pendlebury, çevirmen Muhammed Resul ve şöför Abdurahman Dilekçi. Bunlar askeri tesislere ve karakollara saldırıda bulunmak üzere IŞİD’çilerle görüşüyor!”

İhbar aynen böyle.

Dolayısıyla Vice muhabirleri IŞİD’çi diye gözaltına alındı. Sonra baktılar ki, IŞİD’le bağlantı kurmak biraz meşakkatli olacak, en iyisi haberini yaptıkları örgüte yamayalım dediler.

IŞİD’çi diye gözaltına aldıkları İngiliz gazetecileri PKK’li diye tutukladılar. Makul şüphe kapsamında.   

**

İngiliz gazeteciler, “Cizre’ye gitmekteki amacımız, yaşanan iç karışıklığı haber yapmak ve burada vatandaşların hangi koşullarda yaşadığını belgesel yapmak içindir” dese de fayda etmedi.

“Niye not defterinde PKK’nin İngilizcesi yazıyor, niye Öcalan’la ilgili notlar var, kameranda niye YDG-H üyelerinin görüntüleri var” sorularıyla karşılaştılar. Vallahi.

“Ben muhabirim. Araştırma yaptığım örgütün isimlerini, liderlerini ve amaçlarını bilmek zorundayım. Suriye, Irak, Ukrayna, Afganistan gibi karışıklığın ve savaşın olduğu bölgelerde şirketimin talimatı doğrultusunda burada yaşayan halkın yaşam tarzlarını kameraya almak için gitmekteyim. Türkiye’ye de bu amaçla geldim. Çekim yaptığım kamera görüntülerindeki yüzü kapalı şahısları savaş muhabiri olduğum için kaydettim” dese de anlayan çıkmadı.

Halbuki bu gazetecileri ‘terörist’ yapan görüntülerin alası, Ocak’ta yine Cizre’de yaptıkları ve Şubat’ta Vice’ta yayınlanan (şu anda rahatlıkla herkes tarafından ulaşılabilen) videoda mevcut. O vakitler sorun olmuyordu Jake ve Philip’in videoları, şimdi oluyor.

Çünkü dün çözüm deniyordu, bugün savaş.

Dün öyle, bugün böyle.

**

Sonuç itibariyle, Jake ve Philip adlı genç İngiliz gazetecilerin tutuklanması dev bir faciaya sebep oldu.

Biz, bu toprakların gazetecileri olarak o faciayı hayat diye yaşıyoruz da…

Onlar, ‘Türkiye’de tutuklu gazeteciler’ listesine girerek bu faciayı tüm dünya için alenileştirdi. En utanç verici detaylarıyla.

Böylece artık herkes biliyor ki, burada haberini yaptığın örgütle ilgili not almak suçtur.

Daha doğrusu devletin hoşlanmadığı bir konuyla ilgili haber yapmak suçtur. Devletin çizdiği çizginin dışında haber yapmak, resmi söylemin dışındakilere mikrofon uzatmak suçtur. Aslında burada haber yapmak suçtur.

Bizler, gazeteciler, son 6-7 senedir bir kabus, bir facia yaşıyoruz, gerçek olamayacak kadar aptal ve absürd suçlamalarla, sorularla karşılaşıyoruz. 

Yüzlerce öğrenciyi, akademisyeni, gazeteciyi terörist, yüzlerce askeri darbeci, casus ilan eden isimsiz ihbar telefonu var ya, o telefonun bir benzeriyle gözaltına aldınız ya İngiliz gazetecileri…

Defterine niye not aldın diye sordunuz ya o İngiliz gazetecilere…

İşte sizin gazetecilik, özgürlük, hak hukuk anlayışınızın özeti budur. Tüm dünyaya en pornografik haliyle göstermiş oldunuz. Aferin.