İsrail-Türkiye-Hamas ve hayatın gerçekleri

İsrail yakınlaşmasına sinirlenen İslami tabana ne demek lazım? İki kelime: Reel politik. Ya da tek kelime: Gaz.

Meseleye devlet yönetmek değil de kabile yönetmek şeklinde yaklaşınca tabanına da kendine ‘reel politik’i anlatmak hayli zorlaşabilir.

Bunun en iyi örneğini geçtiğimiz haftasonu alenileşen İsrail-Türkiye diplomatik görüşmeleriyle gördük.

Bu görüşmelerin geldiği noktayı İsrail basınından Ayalon Hasson’un Kanal 10’da yaptığı haber sayesinde öğrendik.

Bilgiyi Hasson’a, ismini açıklayaman İsrailli bir yetkili vermişti. Hemen ardından bizde de ismini açıklamayan Türk yetkilisinin sözleri yer buldu.

Özet olarak; Mavi Marmara olayıyla başlayan, ilişkilerin askıya alınmasıyla devam eden 5 yıllık kriz sona erme aşamasına gelmişti.

Elbette belirli şartlar dahilinde…

**

Hasson’un İsrailli yetkiliden aldığı bilgilere göre bu şartlar şöyleydi:

BİR: İsrail Türkiye’ye 20 milyon dolar tazminat ödeyecek. Bu para bir fona ve oradan da Mavi Marmara mağdurlarının ailelerine aktarılacak.

İKİ: Tel Aviv ve Ankara’ya büyükelçiler yeniden atanacak.

ÜÇ: TBMM, Mavi Marmara olayıyla ilgili İsrail askerlerine açtığı davaları hiç açılmamış sayacak bir yasa çıkaracak.

DÖRT: Hamas’ın silahlı kanadını yöneten ve İstanbul’da bulunurken Batı Şeria’daki terörist aktiviteleri yöneten Salih El Aruri’yi sınır dışı edecek. Hamas’ın Türkiye’deki tüm faaliyetleri sınırlanacak.

BEŞ: Bu maddeleri içeren anlaşma iki ülke arasında imzalandıktan sonra Türkiye’nin İsrail’den doğalgaz almasını sağlayacak bir sistem kurulacak. 

Tahmin edeceğiniz üzere aynı görüşmenin bazı detayları Türk yetkililer tarafından basına farklı yansıtılmıştı.

Buna göre şartlar söyledi:

BİR: İsrail Mavi Marmara için tazminat ödeyecek.

İKİ: Gazze ablukası kalkacak. (Bazı yayınlarda ‘kalkacak’ yerine ‘esnetilecek’ şeklinde ifade edilmiş.)

ÜÇ: Anlaşma tamamlandıktan sonra İsrail ile doğalgaz konusu konuşulacak.

Yine Türk yetkililerine göre Hamas ve/veya Salih Aruri meselesi gündeme gelmemişti ama ilerleyen zamanlarda güvenlik gerekleri yeniden konuşulabilir ve ilgili birimler devreye girebilirdi.

**

Öncelikle Salih Aruri konusuna netliğe kavuşturalım.

Aruri geçtiğimiz yaz başlayan ve 50 gün süren İsrail Filistin çatışmasını başlatan Hamas lideri. Üç İsrailli gencin kaçırılıp öldürülmesi operasyonu yönetmişti. Ankara ve İstanbul’da kaldığı tahmin ediliyordu. Ta ki Amerikan Hazine Bakanlığı’nın teröre destek verenler listesinde (hani Erdoğan’ın Rusya’nın IŞİD’e destek verdiğini kanıtlamak üzere referans gösterdiği liste) Aruri’nin ismi yer alıncaya dek. Aruri bu listenin yayınlanmasından kısa süre önce Türkiye’den gönderilmişti. Aksi halde büyük bir diplomatik kriz çıkabilirdi. Zira ABD Hazine Bakanlığı’nda adı geçen terörist kimseleri barındırmak bir ülkeyi ‘state sponsor of terrorism – terörizme destek veren ülke’ konuma getirilebilirdi. Bunun yaptırımları da çok ağırdır.

Bu şekilde tespit edilmiş bir ülkeyle tüm finansal bağların kopması gerekir. Dolayısıyla geçtiğimiz Ağustos ayından itibaren Aruri Türkiye’de ‘ikamet etmiyor’ ama hala Katar-Türkiye arasında gidip geldiği tahmin ediliyor.

Aruri’nin ve beraberinde 10-12 Hamaslı’nın sınır dışı edilmesi talebinin mutlaka bir noktada masaya ‘önemli bir şart olarak’ getirileceğinden emin olabilirsiniz.

**

Gelelim işin reel politik kısmına…

İsrail ile neden şimdi arayı yumuşatmak icap etti?

Tek kelimelik cevap: Gaz.

Rusya ile ipler kopunca gaz ihtiyacımıza bir yedek bulma işi hasıl oldu.

İşte o vakit, İsrail ile arayı düzeltmek lazım geldi.

Levant’taki doğalgazın Türkiye’ye gelmesi hem İsrail’in hem de Rusya’yla krize giren Türkiye’nin çok işine yarayacak.

Zaten ilişkilerin normalleşmesi haberleri çıkınca Levant boru hattı üzerine planlar yapan Zorlu’nun, Enerjisa’nın ve Türkas konsorsiyumunun hisseleri zıpladı.

Olay budur.

Görüşmelerin haberini alan İslami kesimi –başta Mavi Marmara mağduru İHH- olmak üzere son derece tedirgin oldu.

Bunun üzerine Hamas lideri Halit Meşal Ankara’ya çağrıldı ve Erdoğan ile fotoğraf verdi. Ki ‘tabana’ söyleyecek bir şey olsun.

Geçiniz.

İki kelime: Reel politik.

Ya da…

Tek kelime: Gaz.

NOT: Geçtiğimiz günlerde Yahudilerin bayramı Hanukah’nın Ortaköy’de kutlanmasını bir ‘kapsayıcılık’, ‘çoğulculuk’ alameti olarak görenlere selam olsun. Yine tek kelime: Gaz. Ama belki gaz uğruna siyasilerin dilindeki anti-semitizm dozu azalır. Kalbindeki azalır mı bilemeyiz tabii. Reel politik’in de belli bir kapasitesi var!