"İTÜ rektörünün mezuniyeti kampüs dışına alma ve asistanları atma kararı doğrudur"

Prof. Celal Şengör, İTÜ rektörü Prof. Karaca ile ilgili yazdığım eleştirilere yanıt verdi: "Diploma törenleri meselesine gelince: Bunlar ne yazık ki geçen sene üniversite dışından gelen bazı tahrikçiler nedeniyle İTÜ dışına taşınmıştır. Zaten diploma törenlerinin bir spor stadyumunda yapılması kabul edilemez."
"İTÜ rektörünün mezuniyeti kampüs dışına alma ve asistanları atma kararı doğrudur"

İTÜ öğretim üyelerinden Prof. Celal Şengör.

Salı günkü yazımda İTÜ rektörü Prof. Mehmet Karaca’yı eleştirmiş, sebeplerini de net bir biçimde sıralamamıştım. Aslında sebep dediğim şeyler Prof. Karaca’nın icraatlarıydı.

-Mersin limanında ele geçirilen pirinçlerle ilgili analiz yapıp “GDO’ludur” raporu veren İTÜ’nün ilgili merkezini analizden çekmesini… Bu çekme işini Tarım Bakanı “Bu pirinçler GDO’lu değil, İTÜ bu işi bilmiyor” minvalinde bir demeç verdikten sonra yapmasını...

-Öğrencilerin mezuniyet törenini her sene olduğu gibi kampüsteki stadyumda yapmamasını… Sebep olarak da ‘kapasite’ yetersiz demesini… (Metallica konserine ev sahipliği yapmış stadyumdan bahsediyoruz.)

-Sosyal bilimler fakültesinin açılmasını engellemesini…

-Kampüsteki güvenlik görevlilerinin sayısını 1.5 kat artırmasını…

-Onlarca idari personelin yerini değiştirmesini, yüzlerce asistanı işten çıkarmasını, işe iade davalarını kazanmalarına ve ilgili bölümleri bu kişilerle çalışmak istediğini belirtmesine rağmen bir kısmını atamamakta ısrar etmesini.

Bunları (daha fazlası için lütfen aşağıdaki link’ten ilgili yazıma tıklayın) yazmıştım. Ezcümle… Demek istediğim, eğitim kalitesinin düştüğü, kadroların bilimsel liyakat yerine ‘başa bela olmamak’, ‘öğrenciye değil devlete yakın durmak’ türünden kriterlere binayen dağıtıldığı idi.

Ezgi Başaran yazdı. "Dingoların bilim dünyasından acıklı haberler"

Dün İTÜ’nün tanınmış hocalarından Prof. Celal Şengör beni aradı. Yazımda belirttiğim noktaların doğru ama bunları yorumlayışımın yanlış olduğunu belirtti. “Eğer size bununla ilgili bir mektup yazarsam yayınlar mısınız” diye sordu. Prof. Şengör’ün mektubunu aşağıda göreceksiniz. Kendisi asistanların doktoralarını bitirmemiş olanlarının atılmasını yerinde buluyor ve aksini söyleyen yargı kararını ise ‘mahkemelerin bu işlerin bilmemesine’ bağlıyor. Mezuniyet töreni ve sosyal bilimler fakültesiyle ilgili görüşleri de yine rektör Karaca ile örtüşüyor. Asistan meselesini bir akademik kadro prosedürü olarak tartışmak mümkün ama öyle olacaksa ‘gözden çıkarılan’ asistanların hükümeti ve rektörü eleştiren kişiler olması zannımca ‘bir ilginç tesadüf’ olarak kayda geçecektir.

Şimdi söz Prof. Şengör’de…

**

“Muhterem Ezgi Hanım, İTÜ rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca hakkında köşenizde yazdığınız yazıyı büyük bir üzüntüyle okudum. Ben İTÜ yönetiminin hiçbir kademesinde görevli değilim. Tek görevim araştırma yapıp ders vermek. Buna rağmen izninizle, Mehmet Karaca'yı okurlarınıza belki daha iyi tanıtmak açısından birkaç söz söylemek arzusundayım. Bu fırsatı bana verdiğiniz için çok teşekkür ederim.

Mehmet Karaca benim İTÜ'deki 32 yıllık tecrübem esnasında Kemal Kafalı'dan sonra gördüğüm en bilimsel rektördür. Bunu her şeyden evvel yaptığı kaliteli atamalarla göstermiştir. Son iki buçuk senede mesela Avrasya Yerbilimleri Enstitüsü’ne yaptığı atamalar her türlü takdirin üzerindedir. Hoca ve araştırıcı kadrolarına atanan genç insanların bir üniversitenin geleceğini tespit ettikleri muhakkaktır. Mehmet bunun yanında altı yılda doktorasını bitiremeyenlerin asistan kadrosundan çıkartılmasını da temin etmiştir ki bu çok, ama çok önemlidir. Hiç kimse on, on beş sene devletten doktora yapıyorum bahanesiyle maaş alamaz. Doktoranlık bir iş değil, bir öğrencilik durumudur. Kimsenin öğrenciliği sonsuza dek sürdürülemez. Sırf bu yüzden Mehmet Karaca'nın başına gelmedik kalmadı. Maalesef bazı mahkemelerimiz, durumun vahametini anlayamadıkları için, yıllardır doktora yapanların maaş almaya devam etmelerine hükmetmiştir ki bu, üniversitelerin kalitesine vurulmuş bir darbedir. Bahis konusu 'asistanlar' yayımladıkları bir yazıda beni bilim yapmayan bir tüccar ilân etmişlerdir ki, bu ifadenin değerlendirilmesini takdirlerinize bırakırım. Mehmet Karaca hakkında söyledikleri de işte hakkımda söyledikleri kadar doğrudur.

Karaca'nın sosyal bilimler fakültesi açmadığını da belirtmişsiniz. Kanımca pek iyi etmiştir, çünkü İTÜ'nün ayrı bir sosyal bilimler fakültesine ihtiyacı yoktur. Tarih, felsefe, yönetim gibi konular İTÜ'nün muhtelif fakültelerine dağılmış hocalar tarafından verilmektedir. Meselâ ben bilim felsefesi dersi vermiştim (bu konuda uluslararası yayınlarım da vardır). Büyük hocamız Doğan Kuban inkılâp tarihi derslerini on yıl vermiştir. İTÜ' de ayrı bir sosyal bilimler grubu için Gülsün Sağlamer'in başlattığı deney ise maalesef istenilen sonuçları vermemiştir.

Diploma törenleri meselesine gelince: Bunlar ne yazık ki geçen sene üniversite dışından gelen bazı tahrikçiler nedeniyle İTÜ dışına taşınmıştır. Zaten diploma törenlerinin bir spor stadyumunda yapılması kabul edilemez. Bu iş için geleneksel bir mekânı yoksa üniversite öncelikle bunu yaratmalıdır ki, Mehmet Karaca'nın bugünkü önceliği 2 milyon ciltlik bir kütüphane binasıdır. Kendisi bugüne kadar İTÜ tarihinde Gülsün Sağlamer ile birlikte kütüphaneye en büyük önemi vermiş olan iki rektörden biridir.

Ülkemizde genel olarak görülen rektör, dekan ve öğretim üyesi kalitesizliği konusundaki gözleminize katılmamak mümkün değildir. Benim sık sık dediğim gibi, Türkiye'de aslında üniversite yoktur. Ancak Mehmet Karaca işte bu acıklı durumu değiştirmek için kolları sıvamış pek ender akademisyenlerimizden biridir. Umarım köşeniz, Türkiye'nin bu sancılı konusunun enine boyuna tartışılabileceği bir yer haline gelir.”

Benim de dileğim bu sayın Şengör…