İyi ki varsın, yandaş medya!

Bu memleket düzlüğe, barışa ve demokrasiye kavuşacaksa bu unutmama haliyle kavuşacak. O bakımdan... Eyvallah.

Dün eteklerinden mebzul miktarda kötülük akan birinci sayfaları yapmışlardı.

Şöyle cümleler geçiyordu birinde:

"Günlerdir Suruç provokasyonu yapan HDP'nin cici çocuğu Selahattin Demirtaş..."

"Ordulu Ali Can Vural'ın babası oğlunun cenazesine katılmak isteyen 100 kişilik sosyalist grubu kovdu. ‘Allahsızlar’ diye tepki gösterdi"

Bir diğeri "büyük tuzağı" ortaya çıkarıyordu manşetinde: 

"1) Mitinge bombayı PKK'lılar koydu  2) Bayık ve Demirtaş Silahlanın dedi 3) Suruç'ta patlama Adıyaman'da şehit 4) PKK sınırda eylem yapın emri verdi"

"Aileler teröre prim vermedi. Cenazeye katılmak isteyen marjinal grupları istemedi"

**

Öbürü en dipteki çukurdan, Suruç’ta oğlunu yitirmiş aynı babanın acısını araç ederek sesleniyordu:

Nişantaşı, Hürriyet ve Selahattin Demirtaş bu sese kulak verin:  Canımı yediniz"

En güçlü yöneticimizin ilk okumaya başladığı gazete olan da şunu diyordu: 

"Sol örgütler cenazeleri suistimal etmeye kalktılar, aileler şova isyan etti.”

Siz… Bunların yazılı olduğu sayfaların sahipleri… Sizler gazete misiniz? Nesiniz siz? Ne’den mamulsünüz?

IŞİD’in nasıl büyük bir tehdit olduğunu unutturmaya çalışarak, sırf bir siyasi hesap nedeniyle ard arda gelen ve IŞİD’in elinden çıktığı ortaya çıkan saldırıları saptırarak …

Öfkeli bir babanın üstünden Suruç’ta ölen çocukları ‘marjinal’ ilan ederek…

Gezi’den beri alışık olduğumuz ‘çapulcu’ dili yeniden tedavüle sokarak…

Aslında bir alt metin halinde o çocuklar ile ilgili ‘zaten ne işleri vardı orada’, ‘böylelerinin sonu bu olur’, ‘Kobane de neymiş’, ‘HDP çocukları savunuyor, HDP demek PKK demek, aslında bu çocuklar da PKK’li’ türünden bir algı yaratarak…

Onlar ‘başkasının’ çocukları, onlar ‘bizden değildir’ deme gayretindesiniz.

IŞİD denen melaneti hala ve hala sümen altı etmektesiniz.

Yok hayır, siz gazetecilik mesleğinin yüzkarası filan değilsiniz.

Sahiden siz kötülüğün pırtık püskül bir müsveddesisiniz.

**

Ama yavaş yavaş varlığınızın faydalarını idrak etmeye başlıyoruz.

İyi ki varsınız ve iyi ki gazete denilen bu paçavraları yapıyorsunuz.

Böylelikle daha önceden beyaz Torosları, kamyonların altında kalan çete ilişkilerini, işkenceden bitap düşen bedenlerin dile gelmesini, toplu mezarların bulunup açılmasını takip etmek zorunda kalıyorduk.

Halbuki şimdi öyle mi?

Bu devletin halkıyla ilgili hesabını kitabını, sahih niyetini öğrenmek için artık her sabah sizlerin hazırladığı sayfalara bakmak yetiyor.

Paralel olanınızın da, derin olanınızın da, resmi olanınızın da zihin dünyası aleniyet kazandı.

Uydurduğunuz gizli tanıkları, icat ettiğiniz itirafçıları, karikatür dergisinde şaka olarak dahi yer almayacak sakillikteki belgeleri, algı operasyonlarını bir birinci sayfa formunda görüyoruz artık.

Siz ne yapıyorsunuz, gazete mi?

Yok hayır, siz her gün bir devletin en çirkin, en korkunç, en sorumsuz, en berbat, en aymaz, en mütecaviz, en kindar, en makyevelist, en tehlikeli yüzünü bize gösteren bir kara kitabın sayfalarını işliyorsunuz.

İyi ki varsınız.

Sizin sayenizde nasıl bir kötülükle burun buruna olduğumuzu hiç unutmuyoruz.

Bu memleket düzlüğe, barışa ve demokrasiye kavuşacaksa bu unutmama haliyle kavuşacak.

O bakımdan… Eyvallah.