Kadınların haysiyet ayaklanmasında erkekliği yargılama zamanı

Cinselliklerini yaşayamamış yöneticilerimizin dünyasından bize ancak cehennem çıkacağını tartışmalıyız.

Bir kadın daha hunharca öldürüldü. Gencecik bir üniversite öğrencisi. Levyeyle dövüldü. Kesildi. Yakıldı. Genç bir kadın. Tüm kadınların hayatlarının bir döneminde mutlaka yaşadığı taciz ve Beren Saat’in güzel ifadesiyle teğet geçtiği ölüm.

Ölmediğimize şükredeceğiz. Hayatımın çeşitli dönemlerinde, çeşitli saatlerde, çeşitli vasıtalarda, çeşitli sokaklar yüreğimin derinlerinden şükretmişliğim vardır.

Kanıksanmış ezik bir şükür.

**

Pandik, yapışma, itişme, dirsek atma, nefesini hissettirme, yolun karşısından türkü çığırma, laf atma, takip etme, karanlık yolda yavaşlama, yakınında durma, otomobil camından sarkıp sataşma, önünü kesme, zorla öpme, saçını çekme, saçından sürükleme, tekmeleme, kafasını duvara vurma, bıçaklama, defalarca bıçaklama, silahla vurma, baltayla kesme, testereyle kesme, kezzap atma, kafasını taşa vurma, yollarda sürükleyip otobüs durağına bırakma, tecavüz etme, ahıra kapatma, hapsetme, köle etme, satma, ailecek işkence etme.

Cehennem bu.

Pazar günü sosyal medyada başlayan #sendeanlat kampanyasıyla kadınların anlattığı cehennem bu.

Artık içine sığmadığımız, yırtıp parçalamak istediğimiz cehennem bu.

Ahmet İnsel Gezi eylemlerindeki yaygınlığı, biraradalığı anlatmak için şöyle bir deyim kullanmıştı: Bu bir haysiyet ayaklanmasıdır!

Bu da öyle.

Ünlüsü, ünsüzü, örtülüsü örtüsüzü genci yaşlısı tüm kadınların bir fena öyküsü vardı. Freni patlamış bir otomobil gibi anlattılar.
Dün de siyah giydiler.

Ben giymedim. Nedenini şimdi anlatacağım.

**

Siyah giymedim çünkü bu ‘haysiyet kalkışması’ üstünde vicdani yükün siyah giyerek, imza atarak, bir tweet’le, bir Facebook postuyla hafiflemesini istemiyorum. Hafifletmeyeceğim.

Bu kez faillerin hiç çıkmamak üzere hapiste kalmasını sağlamaktan öte (Ümit Kıvanç’ın çok doğru ifadesiyle) ‘erkekliğin yargılanması’ seviyesine çıkmak gerek. Düşmanca değil ama tüm gerçekçiliğiyle bunu yapmak gerek.

‘Makbul kadın evinin kadını olandır. Annelik en doğru kariyerdir. Kadın erkek eşit değildir, fıtratında yok.

Çocuk yap, üç tane yap. Genel ahlaka uy. Kahkaha atma.’

Yoksa… Yoksa su testisi su yolunda…

Bu siyasi ve sosyal iklimi tartışalım. Muhafazakarlığın, dindarlığın, yüzde 99 Müslümanlığın neden kadınların cehennemini (sözde) azaltması gerekirken pozitif tek bir etki yapmadığını…

Buna çözüm olarak karma eğitimin, karma toplu taşımanın haremlik-selamlığa döndürülmesinin vahim sakıncalarını…

Cinselliklerini yaşayamamış yöneticilerimizin dünyasından bize ancak cehennem çıkacağını…

Tartışmalıyız.

Bu kadınların haysiyet ayaklanmasıdır, bu kez erkekliği yargılamak gerekir.

Not: Özgecan, canım, tatlım sen bir şey başlattın. Bunu yaptın, bil.