Karartmanın bu kadarını en son ne zaman gördünüz?

Sonuç itibariyle.. O gece saat 01.45 sıralarında polisler matbaayı terk etti çünkü gösterebilecekleri mahkeme kararı yoktu.

Son 48 saat içinde vuku bulan olaylar, aslında nasıl bir ülkede yaşadığımızla ilgili çokça ipucu içerir. Rejimin ipuçları bunlar. Teneffüs ettiğimiz atmosferin, kuşatıldığımız sosyal iklimin tanımlayıcı unsurları.

14 Ocak Salı saat 01.00 sularında 5’i sivil, 3’ü resmi üniformalı 8 polis Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet ve Posta gazetelerinin basıldığı Doğan Printing Center’ın İstanbul’daki merkezine geldi. Basılı gazetelerin yüklendiği kamyonların dağıtım için yola çıkmasını engelledi. Neden? Polis memuru şöyle açıklıyordu: “Cumhuriyet gazetesinde bir karikatür var. Bu karikatürden dolayı dağıtımı durdurma kararı var.”

**

Peki nerede bunu belgeleyen mahkeme kararı? İlk önce “Bekliyoruz karar gelecek” denildi. Bu sırada Cumhuriyet gazetesi açıldı, söz konusu karikatürler arandı, sayfaların fotoğrafları çekildi. Ve sadece Cumhuriyet değil, dağıtım için yola çıkacak diğer gazeteleri taşıyan kamyonların da binayı terk etmesi engellendi.

Tüm bunlar niye? Görünürde Cumhuriyet’in, ‘ifade özgürlüğü değerini hep birlikte koruyoruz’ manasına gelen ‘Charlie Hebdo’nun son sayısından bazı bölümleri’ bir ek olarak verme kararı nedeniyle. (Charlie Hebdo, herkesin beklediği son sayısının kapağında Hz. Muhammed’in karikatürünü ‘Je Suis Charlie’ notuyla taşımıştı.)

“Cumhuriyet bu karikatürü basma kararı aldı, başına bir iş gelebilir, gazetecileri koruyalım” demek ayrı şey… Hiçbir hukuki belge olmadan gazeteyi basan matbaanın kamyonlarını durdurma ayrı şey. Hizmet edecekleri amaç ayrı, yani. Birbirimizi kandıracak yerimiz kalmadı, boşa vakit sarfiyatı olmasın.

Sonuç itibariyle.. O gece saat 01.45 sıralarında polisler matbaayı terk etti çünkü gösterebilecekleri mahkeme kararı yoktu.

Bence zaten artık öyle hukuki kaidelerle işleyen bir mahkemeye ülkemizde eser miktarda rastlanıyor. Dolayısıyla… Gazete kamyonlarının geçişine izin verdiler çünkü keyfiyetleri öyle icap etti diyelim.

**

Bir yanda bu vahim olay yaşanırken…

Öte yanda da bir Twitter adresinden meşum MİT TIR'ları ile ilgili hazırlanmış jandarma fezlekesinin ve Genelkurmay soruşturma belgelerinin bir kısmı yayınlandı. İddiaya göre bu belgeler bir AKP’li milletvekili danışmanının bilgisayarı hack’lenerek elde edilmişti. Kısa sürede bu Twitter adresi kapatıldı. Fakat bu belgeleri edinen çoktan edinmişti. Birkaç site de “MİT TIR'ları ile ilgili şok belgeler” başlığıyla haber yaptı. Dün öğle saatlerinde RTÜK’ün resmi web sitesinde bu haberleri yapan sitelerin, Twitter ve Facebook hesaplarının, Google Drive link’lerinin karartılacağını, eğer linklere erişim engellemesi yapılamıyorsa sitelerin yayının tamamen durdurulacağını belirten bir mahkeme kararı yer aldı. Ve evet, haberi yapan sitelerin ilgili haber link’leri artık yoktu. Tabii ki.

**

Neden? Olay ne?

Adana 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından yazılan karara göre, ‘Milli güvenliğin ve kamu düzeninin korunması, devlet sırlarının ifşa edilmesinin önlenmesi, sürmekte olan soruşturmanın gizliliğinin ve MİT’in itibarının korunması’ gibi sebepler var. Karartmanın sebebi bu imiş.

Askeri Savcılığın “MİT TIR'larının durdurulması askeri casusluktur” iddiaları üzerine başlattığı soruşturmanın, Jandarma Komutanlığı’nın MİT TIR'ları hangi istihbaratla, niye durduğunu, sonrasında hangi olayların yaşandığıyla ilgili bilgiler içeren fezlekenin ve tutanakların bir bölümüdür söz konusu olan.

Devleti gece yarısı bir Twitter adresinin peşine düşürmesi, ertesi gün devasa bir karartma kararı alması bize iki şey söyler:

1) Sızan belgeler sahihtir. (Zaten UYAP numaraları mevcut)

2) Bu belgelerde yer alan bilgilerin bilinmemesi hayati ehemmiyet taşır.

Kimin için hayati ehemmiyet? Eminim, yakında öğreneceğiz. Zira iklim kara iklimi olsa da, atmosfer her sesi boğuntuya getirse de dünyanın işleyişi ‘hiçbir şeyin uzun süre gizli kalamayacağı’ şeklinde değişmiştir artık.

Değişmeyen tek şey Türkiye Cumhuriyeti’nin darbe dönemi alışkanlıklarıdır. Sahi böyle bir karartmayı en son ne zaman görmüştünüz?