"Kitaba el basmayanlar"la ilgili bilmeniz gereken 5 gerçek

"Eyyy sekülerler, saklanmayın, ben sekülerim deyin, mitleri, yalan yanlış bilgileri düzeltin" deniyor. Hadi biraz kulak kabartın.

Bu töreni azıcık değiştirelim dedi. Benim sözüm, şerefim, namusum yeterince, ve aslında benim nezdimde, daha da, kıymetlidir. Demiş de oldu.

Yunanistan seçimlerinden zaferle çıkan radikal sol parti Syriza’nın genç lideri Tsipras.

Ayan beyan ateist olduğundan, başbakanlığı devralmadan önce etmesi gereken yemini İncil’e el basmadan yaptı. Aslında… Bir nevi ‘olması gereken’e hoşgeldiniz.

**

Tsipras’ın zafer kazanması AB için, IMF için, milliyetçilik kavramı için, mülteci politikaları için ve tabii sol için çok şey söylüyor olabilir.

Ama ben dindar olmayan, inanmayan, ‘kitaba el basmayanlar’ için anlamını daha çok önemsiyorum.

Çünkü dünya üstünde istisnasız her ülkede ve kültürde ve toplulukta ayrımcılığa uğrayan ve dışlanan kişiye ateist denir.

Farazi de değil, rakamla anlatayım: 2014 PEW araştırmasına göre insanların yüzde 53'ü Tanrı'ya inanmayan birine oy vermeyeceğini söylüyor. Seküler adaylar, bir çok azınlık grubundan (LGBT bireyler dahil) daha fazla damgalanıyor ve ötekileştiriliyor.

Daha da fenası, bu ankete cevap veren kişiler, ‘eşini aldattığını bildiği’ bir adayı, seküler bir adayı tercih ediyor. Her türlü herzeyi yesin de ‘kitaba el bassın’ yeter zihniyeti.

Aslında… Bir nevi ‘çarpıklığın aklı’na hoşgeldiniz.

**

Geçtiğimiz sene “Openly Secular (Ayan Beyan Seküler)” adlı bir kampanya başladı. Çünkü dediğim gibi Tanrı’ya inanmadığını ya da dinlerle ilişkisi olmadığını açıklayan gençler dünyanın bir çok yerinde evden atılıyor, aileleriyle, iş arkadaşlarıyla, akrabalarıyla ilişkileri kesiliyor, bazıları ölüm tehditleri alıyor.

Bu kampanya, seküler olmanın bir bedeli olmadığı, dinden ve doğaüstü fikirlerden uzaklaşan insanların itilip kakılmadığı bir hayat derdinde.

O yüzden de diyor ki “Eyyy sekülerler, saklanmayın, ben sekülerim deyin, mitleri, yalan yanlış bilgileri düzeltin.”

Öncelikle burada ‘seküler insandan’ kasıt ne, kimleri kapsıyor, uluslararası kullanımında ne manaya geliyor, bir bakalım.

‘Seküler kümesine’ ateistler, (yani bir Tanrı olmadığına inananlar) giriyor.

Agnostikler (yani bilginin doğası gereği bazı şeylerin bir insan tarafından bilinemeyeceğini, dolayısıyla bir Tanrı’nın var olup olmadığının bilinemeyeceğini düşünenler) giriyor.

Serbest düşünürler /Freethinker (yani kararlarını dini dogmaların, metinlerin, dünyada kabul gören sınırların ışığında vermeyenler) giriyor.

Hümanistler (yani kararlarını ve ahlaki duruşunu dini dogmalara ve metinlere göre değil de insanın içindeki adalet duygusuna, felsefeye ve mantık yeteneğine güvenerek belirleyenler) giriyor.

Dindar olmayanlar (yani bir yaratıcının varlığına inanan ama dini metinlerin dikte ettiği eylemleri yapmayan, yapılmasını gerekli görmeyenler) giriyor.

**

Hazır Tsipras yolu açmışken ve biz konuya ucundan girmişken yukarıda saydığım gruba giren kişilerle ilgili ‘doğru olmayan yaygın fikirleri’ de gündeme getirelim. Düzeltmiş olalım.

BİR: Seküler insanlar başta Tanrı olmak üzere öfkeli kimselerdir.

Hayır çünkü inanmadıkları bir şeye öfkeli olmaları da mümkün değildir. Bazı seküler kimseler dine ve din adına yapılan eylemlere karşı öfke duyarlar. Ama takdir edersiniz ki, o başka bu başka.

İKİ: Seküler insanlar herkesi dinden uzaklaştırmaya çalışırlar.

Hiç de değil. Çünkü ‘sekülerizm’de zorlama yoktur! Seküler insanlar sürekli saldırıya uğramaktan şikayetçidir yoksa dindar insanlarla mutlu mesut yaşarlar.

ÜÇ: Seküler insanlar bomboş ve eksik bir hayat sürerler.

Yok artık! Seküler insanlar da, dindar insanlar kadar mutludurlar. Hayatlarında arkadaşları, aileleri, aşkları, dünyayı iyileştirme hevesleri, yeni şeyler öğrenme gayretleri, doğaya hayranlıkları mevcuttur.

DÖRT: Seküler insanlar ahlaktan yoksundur.

Pes! İnanmayanlar da en az inananlar kadar ahlaklıdır. Ahlaki değerlerini dini metinlere göre değil felsefeye, rol modellerine, deneyimlerine ve ailelerine göre oluştururlar. İyi ve dürüst bir insan olarak dolu dolu yaşayıp ölmektir hayat gayeleri.

BEŞ: Seküler insanlar inanmak nedir bilmez.

Çok iyi bilirler, tam aksine. Seküler insanların çoğu dini duyguları hayatlarının bir evresinde hissetmiştir. Bu duyguları anlamlı bulur, önemserler. Dindar insanlardan farkları, bu duyguların kaynağı olarak tanrıyı değil insan beynini görmeleridir. Dolayısıyla dindar bir insanın yaşadığı huşuyu bir doğa olayı yahut insandan veya hayvandan gelen bir merhamet gösterisi karşısında da hissedebilirler.

#openlysecular #ayanbeyanseküler