Korkunç bir "Yandaş medya, Twitter ve PKK" hikayesi

Eski devletin kontrgerillası, Twitter ve yandaş medyayla birleşince bakın nelere kadir...

Maalesef biraz uzun olacak, beni affedin. Fakat başka türlüsü de mümkün değil.

En küçük detayına kadar olup biteni bilmemiz can güvenliğimiz için gerekli. İnanın bana.

**

Ankara katliamının failleri konusunda çok ciddi başka meselelerin konuşulması lazımken bu konuyla uğraşmak da kuvvetle muhtemel bir zaman kaybıdır. Amma velakin buna mecburuz.

Zira hükümete yakın gazeteler Ankara Katliamı’nda bir IŞİD – PKK işbirliği olduğunu iddia etti.

Bu iki kanlı bıçaklı örgüt nasıl işbirliği yapıyor, PKK Ankara Katliamı’yla nasıl bir ilişki içerisinde sorusunun cevabını ise iki Twitter adresine bağladı. Üst üste manşet yaptı.

Acaba öyle mi?

Şimdi elde ettiğim tüm bilgileri sizlerle paylaşacağım. Her zamanki gibi siz karar vereceksiniz.

**

Hükümete yakın gazeteler 10 Ekim’deki patlamanın hemen ertesi günü iki Twitter adresinden söz etti. Biri Dinebereday (@DrBereday), diğeri ise Pir Ozan Abdal (@AntonyTodorov) idi.

Bu iki adresin konuya dahil edilmesi Ankara katliamından önce Barış Mitinginde bir bombanın patlama ihtimalinden söz eden tweetlerdi.

Drbereday şöyle yazmıştı: “Bomba” Ankara’da patlayacak. IŞİD Ankara’da patlatmasın?! Ankara’da yapılacak eylemde IŞİD adı altında müdahale olabilir. Bunu engellemenin yolu sol örgütlerin direkt müdahalesidir. PKK yok bu işte.”

Pir Ozan Abdal ise şöyle yazmıştı: “Selamlar yarın Ankara’da büyük bir miting yapılacak. HDP bütün kitlesiyle orada olacak. Bayrak mitingilerine tepki tarzında ilerleyecek. Bu hem devleti hem faşistleri galeyana getirebilir. Çok kalabalık olacak, olası polis saldırısı izdihama yol açabilir. 77 1 Mayıs’ı gibi meçhul silah sesleriyle kitle paniğe sürüklenebilir. En korkunç ihtimal de Suruç v2 olabilir. Bir bombalı eylem en büyük katliamlardan birine yol açabilir. Bu gayet ihtimal dahilinde. Hiç olay da çıkmayabilir, küçük provokasyonlarla yüzlerce insan da ölebilir. Yarın orada ölürsem asla ve asla ülkesini sevmedi demesinler. Yarın da mümkün olduğu kadar bilgi geçmeye çalışırım. Eğer ölürsem Celal’den ya da @Goran ‘dan öğrenirsiniz. RT yapın bol bol.”

Şimdi olay bu.

**

Bu tweet’lerle ilgili ‘İşte Ankara katliamını bilenler’, ‘Tweetler PKK’nın Ankara ilişkisini gösteriyor” şeklinde manşetler yapılmasının ardından sonra iki kişinin gözaltına alındığı bilgisi geldi.

Peki bu Twitter adreslerinin sahipleri kimdi, daha önceki sosyal medya faaliyetleri neydi?

Pir Ozan Abdal lakaplı kişinin son tweetinde ‘haber alabilirsiniz’ diye işaret gösterdiği @Goran adlı arkadaşı şöyle tarif ediyor: “Akpliler Ozan’ın tweetlerinden dolayı bombacı olabileceğini söylüyorlar. Çocuk çakmak çakabiliyo mu emin değilim.”

Kendisine de yoğun bir hakaret ve iftira saldırısı olduğubu söyleyen @Goran şöyle devam ediyor: “Olay ile ilgili bir kaç bilgi geçeceğim. İfademin alınmasına bile gerek duymamışlar öğrendiğim kadarıyla. İçeriye alınanlar bizle ilgisizler.”

Demek ki gözaltına alınanlar arasında ne Pir Ozan Abdal isimli hesabın sahibi, ne de onun arkadaşım diye referans gösterdiği @Goran vardı.

Peki.

Şimdi bu bilgileri aklınızda tutun. Öyle devam edelim.

**

Ajanslardan geçen bilgiye göre tweetleri nedeniyle gözaltına alınanlar şöyle tarif ediliyordu :

“İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü'nün gözaltına alınan iki kişiyle ilgili bilgileri paylaştı. Hesabın yöneticisi ve hesapla ilintili olduğu belirlenen iki kişiden Erhan Ö.'nün 1971 Diyarbakır doğumlu, 1990’lı yıllarda, PKK'nın çok sayıda eylemine katıldığı, en az 2 defa gözaltına alındığı, uluslararası bağlantıları bulunan çeşitli STK'larda görev aldığı, söz konusu hesabı birinci derecede bir yakınının telefonu üzerinden kullandığı tespit edildiği iddia ediliyor.

Gözaltına alınan ikinci kişi  Mehmet S. P.'nin ise 1980 Suruç nüfusuna kayıtlı olduğu, 1997 yılından itibaren Şanlıurfa ve Diyarbakır’da PKK/KCK içinde aktif faaliyet yürüttüğü, örgütünün internet sitelerinde müstear isimlerle yazılar yazdığı ve haber sitelerinde kaynak olarak çalıştığı, Şanlıurfa’da Mayıs 2013’te yapılan bir operasyonda ele geçirilen patlayıcılarla ilgili tutuklanıp yargılandığı, bir siyasi partiden de 7 Haziran'da aday adayı olduğu öne sürülüyor.”   

Şimdi buradan ne anlıyorsunuz? Ortada bir şüpheli Twitter hesabı var: @DrBereday. Ve bunu iki kişi yönetiyor.

Ve iddiaya göre bunlar PKK örgütüne mensup iki kişi. Biri HDP’den aday olmuş, diğeri de –yine hükümete yakın gazetelerin iddia ettiği üzere- HDP’nin sosyal medyasını yönetirmiş.

Bunları da lütfen aklınızda tutun, öyle devam edelim.

**

Nasıl bir hesaptır bu Drbereday bir bakalım.

Öncelikle Kürt siyasi hareketini yakından tanıyan, hükümete yakın İlhami Işık’ın tanıdığı biri Drbereday…

En azından kendisi 11 Ekim 2015’te Radikal’e öyle dedi: “6-8 Ekim olayları sırasında benim o twitter adresini kullanan Drbereday rumuzlu kişiliğiyle sosyal medya üzerinden muhabbetim olmuştu. Kendisini şahsen tanımam ama Diyarbakır’da doktorluk yaptığını herkes bilir. Kendisi de zaten bu bilgiyi daha önce Twitter’da yazmıştı. 6-8 Ekim’de HDP ve Selahattin Demirtaş’ı çok sert sözlerle eleştirmişti. Vandalizm ve vahşizm tabirlerini kullanmıştı. Benim de hoşuma gitmişti bu tabirler ve bu sözlerini Twitter'da paylaşmıştım. Ankara’da ‘bomba’ patlar sözü de PKK ’nın ateşkes ilan etmesiyle ilgili bir tartışmaya dairdi, mitingle hiç alakası yoktu. Sosyal medyada birileri bunu ortaya attı, bazı gerizekalılar da inandı. Bazıları da bu yalanın ucundan tuttu. HDP ile bu kişinin alakası yok. Zaten Twitter’a bakan birisi bunu hemen anlar. HDP’yi en sert eleştirenlerden biriydi. Ben bu sosyal medyanın aptallığına inanamıyorum.”

Ha demek öyle. Bu durumda Dinebereday isimli kullanıcının başka tweetlerine şöyle bir bakalım.

Birkaç örnek: “7/24 Rojava Devrimi, YPG ele geçirdi, esir aldı, bunu yaptı, yalan haber pompalayan or.. evlatları. Bu tabutlar ne peki?”

Başka örnek: “Bu arada bir önceki iletimde geçen Or… cinsiyetçi bir küfür değildir. Her iki cins ve ‘ötekilerden’ de or.. vardır. Belirteyim de…”

İlhami Işık’ın Drbereday ile ilgili 19 Ocak 2015 tarihli tweet’i ise şöyle: “Drbereday’dan anlamlı bir tanım, vandalizme dönüşen eylemler ve vandalizmden sonrası vahşizimdir bana göre.”

Başka bir kullanıcının “Dinebereday ne yahu…” sorusuna ise İlhami Işık şu cevabı veriyor: “Benim değer verdiğim dostum.”

Şimdi elimizde ne var?

PKK çizgisinden tiksinme sınırında dolaşan tweet’ler atan, devlete yakın İlhami Işık’ın ‘dostum’ dediği, Diyarbakır’da bir doktor olduğu bilgisini verdiği bir kişi bu hesabın sahibi.

Peki bu profildeki kişi HDP’den aday olabilir mi? Yahut HDP’nin sosyal medya hesaplarını yönetebilir mi?

Hayır.

**

Hadi gelin gözaltına alınan Erhan Özel ve Mehmet Serhat Polatsoy nasıl insanlar, onu anlamaya çalışalım:

Erhan Özel gerçekten de Diyarbakır’da doktor ve İlhami Işık’ın sözünü ettiği gibi Kürt siyasi hareketinin DDKD kolundan geliyor.

Serhat Polatsoy ise bir HDP’li, son seçimlerde HDP’den aday adayı olmuş, seçim il müşahit sözcülüğü yapmış, Yeni Özgür Politika gazetesinde de köşe yazarlığı yapan bir kişi.

Zaten sözkonusu Twitter hesaplarıyla ve aslında Ankara katliamı ile PKK arasındaki bağın kurulduğu, daha doğrusu iddia edildiği tek kişi.

2013’te topraktan bulunduğu iddia edilen bir çuval patlayıcıyı da onun gömdüğü söylenmiş ve 1.5 yıl hapis yatmış. Fakat delil yetersizliğinden tahliye edilmiş.

Twitter adresi var mı? Var.

Facebook adresi var mı? Var.

Hepsi kendi açık ismi ve soyadıyla. @SerhatPolatsoy şeklinde.

Fakat güvenlik güçlerine göre DrBereday adlı hesabı da yönetiyor. Hem o yönetiyor hem Erhan Özel. İddia böyle. 

O nedenle 13 Ekim sabaha karşı sivil giyimli kimseler tarafından gözaltına alındı Serhat Polatsoy. Sonra Ankara’ya götürüldü. Savcı karşısına çıktı. Ve iki gün önce mahkemeye sevk edilmesine dahi gerek görülmeden serbest kaldı. O da, Erhan Özel de.

**

Serhat Polatsoy’u arayıp neler yaşadığını sordum, aynen aktarıyorum: “Evim aranırken kimse bana bir evrak ya da kimlik göstermedi. Ne sebeple buradasınız soruma en sonunda bir polis “Ankara katliamıyla ilgili cevabını” verdi. “Bir Twitter adresiniz varmış, oradan paylaşım yapmışsınız” dedi.  İki laptop bir masaüstü bilgisayarım ve evdeki tüm telefonlar alındı. Orada da, tek bir Twitter adresim olduğunu, onun da @SerhatPolatsoy olduğunu söyledim. Nezarete götürüldüm. Saat 16.00 civarında gözüme siyah bir bez bağlandı, ters kelepçe takıldı ve bir odaya konuldum. Odada tok sesli bir kişi konuşmaya başladı. “Serhat sen hainsin. Serhat çok kötü kokuyorsun hainler hep böyle mi kokar. Ben seni yıllardır takip ediyoru. Ben polis değilim. Kontrgerillayım. Senin ismini duyduğumda 232 km’lik karargahtan kalkıp geldim. Sen PKK’nin bir robotusun. İkinci bir Twitter adresin var, niye arkadaşlara söylemiyorsun” dedi. Uzun uzun DAİŞ, Öcalan, PKK ve Rusya konularında konuştu. Ailemden, çocuklarımdan bahsetti. Beni gerçekten çok iyi izlediğini göstermek için. “Ben niye buradayım” dedikçe, “Senin dosyanı açacağız ama sen önce ikinci Twitter adresini kabul et. DrBereday sensin. Serhat bunu kabul et ki, dava arkadaşların Serhat ne mert adammış desinler. Zaten 22 yıl yatacaksın” dedi. Ben öyle bir Twitter adresini de adresin sahibini de tanımadığımı söyledim. Sonra bir kapı kapandı. Ardından vücuduma ama en çok da kafama sert cisimlerle vurdular. Aynı odada 4-5 saat ayakta tuttular. Dizlerim çözülüp yere düştükçe vurdular. Copla taciz ettiler. Sonra bir hücreye kapattılar. Ertesi gün Anadolu Jet uçağıyla Ankara’ya gidildi. Bizi takım elbiseli kişiler karşıladı ve Ankara Emniyeti’ne götürdüler. Kantinin yanındaki bir kapı açıldı ve oradan nezarethane gibi bir yere indik. Bir sürü polis bana bakıp “Pimi çeken hain bu muymuş”, “Fuat Avni bu muymuş” diye konuştu. Bir süre bu konuşmalara maruz kaldım. Çok sinirlendim ve sinirli şekilde onlarla konuştum. Orada Erhan Özel adlı kişiyle karşılaştım. Yanıma geldi “Sana DrBereday’ı mı sordular bana da Serhat Polatsoy’u tanır mısın dediler” dedi. Ben de “Evet kim bu DrBereday dedim, o da “Abi benim, benimki sadece bir öngörüydü. Diyarbakır’da yaşayan bir doktorum bu konuları yazmayacağım da neyi yazacağım. Ben Daiş’i de, PKK’yi de, HDP’yi de eleştiriyorum” dedi. Bir süre sonra savcıya çıktık. Savcı sadece bir kez “İkinci bir Twitter adresin var mı? DrBereday sen misin?” diye sordu. Ben de “Hayır” dedim. Sonra “Bilgisayarında niye Bakur filmi var?” dedi. Anlatmaya çalıştım. Fakat sözlerimin ortasında “Serhat anladığım kadarıyla senin bu işle ilgin yok” dedi. Mahkemeye sevk edilmeden serbest kaldım. Orada başka bir Twitter adresi nedeniyle bulunan bir üniversite öğrencisi de benim gibi serbest kalmış. Kimdir bilmiyorum. Erhan Özel’i de adli kontrol şartıyla bıraktılar. Başımıza gelen budur.”

**

Sevgili Radikal okurları, her adımı tüm detaylarıyla sizlerle paylaşmak istedim çünkü karşımızda bir organizasyonun resmi çıkıyordu: Yeni devletin, eski devletin en kötü alışkanlıklarını sürdürerek, Twitter, yandaş medya gibi aygıtlar ekleyerek nasıl hareket ettiğini, nasıl işine gelen hedefe yöneldiğini gösteren bir hikayeydi.

Hepimizi çok korkutması gereken bir hikaye bu.

Korkunun en iyi ilacı bilgidir. Bunları bilelim.

http://www.radikal.com.tr/145433414543340

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.