Kürt sorunu için yaptıklarının listesini görelim Sebastian

Öcalan'la görüşmeyi ilk kez akla getirip harekete geçen de ilk siz değilsiniz. Askerler 1990'ların başından itibaren bunu yaptı. Özal yaptı, Ecevit denedi.

Kürt sorununu çözmek nedir… Kürtlerin hapisteki lideriyle istihbarat örgütünü görüştürmek mi?

Değildir.

Barışı getirmek nedir… Sadece ellerin tetikten çekilmesi mi?

Değildir.

Öyleyse, iktidar partisinden birileri, hemen şimdi, çıkıp bizlere son 2-3 yıldır süren ‘çözümün’ne olduğunu, bu en hayati meseleyi çözmek için tam olarak hangi adımların atıldığını anlatsın.

Desin ki, biz şunları şunları yaptık. Haydi bir liste olarak sıralasın. Bakalım neleri sıralayabilecekler adım diye.

TRT Şeş’i açtınız, Mem-u Zin’i bastınız, Kur’an’ı da Kürtçe bastınız, Kürtçe kurs açılmasına imkan tanıdınız.

**

Başka? Allahaşkına başka?

Başkası şu… Bu kanalı açar, bu kitapları basarken aynı zamanda Kürt siyasi hareketine mensup yüzlerce kişiyi, siyaset akademilerinde ders veren sosyal ve siyaset bilimci profesörleri KCK davasıyla hapse attınız. HDP’nin (o zamanki adıyla BDP) ilçelerdeki teşkilatlarında günlük işleri yürütecek adamı kalmadı, öyle bir hapse attınız.

Anayasadaki vatandaşlık kanunu Türkiye’deki tüm halklara eşit mesafede olacak biçimde değiştirildi mi? Yok.

Herkesi bir anda örgüt üyesi, örgüt üyesi olmasa da örgüt adına propaganda yapan tutuklu sanık vaziyetine dönüştüren ceza kanunu düzeltildi mi? Yok. Hatta yeni güvenlik yasasıyla daha da ileri gittiniz, ses çıkaranı zırt parmaklıklar ardına koyabilecek, polisi her adımımızın zabıtasına dönüştüren adımları attınız.

Anadilde eğitim ya da anadilde savunma mümkün mü şu gün ve saatte Türkiye’de? Yok. Devletin ‘bilinmeyen bir dille’ mücadelesi hala sürüyor.

Yerel yönetimler güçlendirildi mi? O konuya giremedik bile. Biz “Ademi merkeziyet sistemdeki tıkanıkları büyük ölçüde açar, İstanbul veya Diyarbakır’ın her konusu niye Ankara’dan icazet alsın” dedikçe, merkeziyetin merkeziyetine sürüklendiniz, başkanlık başkanlık diye tutturdunuz.

Dağdakilerin ovaya siyasete geçmesine imkan verecek bir eve dönüş yasası yaptınız mı? Yok.

İyi de, güzel kardeşim, siz çözdük çözdük, bitti bitti derken, neyi çözdünüz, neyi bitirdiniz.

**

Bugün itibariyle parmakların tetikten çekilmesine barış değil, ateşkes denir. PKK onlarca defa ateşkes ilan etti ve bekledi. Maalesef uzun süreli olmadı.

Öcalan’la görüşmeyi ilk kez akla getirip harekete geçen de ilk siz değilsiniz. Askerler 1990’ların başından itibaren bunu yaptı. Özal haberleşti, hatta sonuca çok da yaklaştı. Demirel ‘Kürt realitesini tanıdı.’ Ecevit görüşmeleri ilerletmeyi denedi.

MİT, özellikle eski müsteşar Emre Taner, yaptı. Sadece Öcalan ile değil Kandil’le de iletişimdeydi. Uluslararası bir arabulucu ülke (Norveç) bile dahil edildi, IRA sorununda olduğu gibi.
Öyleyse siz farklı ne yaptınız ‘çözüm süreci’ dediğiniz bu süreçte?

‘Tabular’ bir miktar kalktıysa, devletin Öcalan ile görüşmesi alenileşmesi kıyamet koparmıyorsa, -kusura bakma ama- bu sizin başarınız değil Türkiye halkının sağduyusunun ve Kürt hareketinin uğraşlarının sonucudur.

“Bakın artık her şeyi konuşabiliyoruz, eskiden öyle miydi yahu” diye bir devlet övünmesi olamaz. Bu gayri ciddiyettir. Lagalugadır. Geçiniz. (Üstelik katiyen ‘herşeyi’ konuşamıyoruz.)

Halka tesir etme ve hitabet yeteneği zirvede olan güçlü lider sahibi bir iktidar olarak sizin farkınız şu olacaktı:

Türkiye içindeki PKK’lilerin çekilmesi başladıktan ve bu basına yansıdıktan hemen sonra mecliste gerekli komisyonları kuracak, Meclis'i bu işe dahil edecek, hızlıca müzakereleri sonlandıracak, yasaları çıkartacak ve sonra haklı olarak silahsızlanma talep edecektiniz.

İki yıl kadar önce röportaj yaptığım örgüt liderlerinden biri şöyle demişti: Biz niye silaha sarıldık? Türk ordusunu yenmek, devleti yıkmak için değil. Kendi varlığımızı, haklarımızı savunmak için silaha sarıldık. Haklarımız verilse silahı ne yapalım, niye ihtiyaç duyalım?

İstekler belliydi, Türkiye’nin esneyebileceği sınırlar belliydi, yeniden keşfedilecek bir şey yoktu. Yıllar yıllardır bunların üstünden geçildi.

Tek eksik toplumun ruhu ve güçlü bir iktidar idi.

E sizde vardı? Bunların ikisi de.

Pekala yapabilirdiniz. Hatta çoktan yapmıştınız, yapma niyetiniz vardı ise.

**

Noldu şimdi?

Zaten devletle ilgili feci bir güven problemi yaşayan Kürt siyasi hareketini ve PKK’yi biz silahsızlanma kongresinden vazgeçtik noktasına geri döndürdünüz.

İşte şimdi alın bunu listenize yazın.

Ne kadar büyük bir kayıp. Anlayamazsınız!