Kürtler 'İslamcı Kemalist'lerle güç birliği mi yapıyor?

Kürkçü: Bu vehimler 30 Mart öncesi 'Tatava yapma bas geç' diyenlerden geliyor. Keşke tatava yapsalardı.

Mehmet Altan dün, son dönemde (özellikle Gezi eylemlerinden sonra) entelijansiyada bölük pörçük ve bazen de kısık sesle dile getirilen bir eleştiriyi açık ve yekpare biçimde yazıya dökmüştü T24’teki köşesinde. Şöyle diyordu: "Bu iki büyük kitle (Şehirlilerin ezdiği Sünni Müslümanlar ile Kürtler) şu an için güç birliği yapmış görünüyor. Ama ne yazık ki bu işbirliği ümit edildiği gibi pek de demokrasi odağında gerçekleşmiyor. Kürt siyaseti, görünen o ki  Başbakan Erdoğan’ın 'diktatörlük' yolundaki ilerlemesinin kendilerine de 'özerklik' yolunu açacağına inanıyor ve onun 'diktatörlüğünü' çeşitli pazarlıklarla destekliyor. Cumhuriyetin en faşizan yasalarından biri olan 'MİT yasasının' görüşülmesi sırasında kimi Kürt siyasetçilerinin MİT’e teşekkür ettiklerini gördük, buna da Kürt tarafından ciddi bir tepki gelmedi… Kürtler, kendi geleceklerini galiba artık Türklerle birlikte kurulacak demokratik bir yapının parçası olmakta görmüyorlar, kendilerine çok acılar çektirmiş olan Türklerin çekeceği büyük acılar pahasına bir diktatörlüğü desteklemenin kendi çıkarlarına olacağını düşünüyorlar. Bu, bir tercihtir, olabilir… İslamcı Kemalist bir diktatörlükle anlaşıp özerkliklerini almanın daha iyi olduğuna, bunun onların düşündüğü kadar sorunsuz bir çözüm olduğuna inanıyorlarsa, bu Kürtlerin bileceği bir iş." 

***

Şahsen, Mehmet Altan’ın bu eleştirilerini acımasızca buldum. Eğer buradaki güç birliğinden kasıt, Kürt siyasi hareketinin çözüm sürecini başlatması ve istenilen noktaya gelemese de masada kalmaya devam etmesi ise evet, bu eleştiri hayli acımasızca. Elbette başlayacaklar ve bunun için de şu anda iktidarda olan muhafazakârlarla bir noktaya kadar işbirliği içine gireceklerdi. Bunu son derece doğal karşılıyorum. Bugün hayatı daraltılan Batılı şehirli hiçbir Türk’ün "Biz çok bunalıyoruz, şu çözüm sürecini bitirin de AKP de görsün gününü" beklentisi içine girmeye hakkı yoktur. Beklentisi de olmasın. Ne münasebet! Çözüm süreci dışında bu ‘güç birliğine’ kanıt olacak başka hangi alametler var? Altan, MİT’e selam çakılmasından söz ediyor. Bunu yapan Kürt siyasetçi Sırrı Sakık’tı ve Altan’ın dediği gibi partisinden büyük tepki görmemişti. Bunu konuşmak üzere Ertuğrul Kürkçü’yü aradım. 

***

Kürkçü’nün Mehmet Altan’ın eleştirileriyle ilgili yanıtı şöyle oldu: "İslamcı Kemalistlerle güç birliği yapalım da özerkliğimizi alalım diye düşünen bir tane BDP’li, bir tane HDP’li, bir tane KCK’li ya da bir tane PKK’li yönetici olduğunu sanmıyorum. Mehmet Altan’ın sözünü ettiği Kürtler AKP’ye oy verenler olmalı ki biz onlardan mesul olamayız. Bizler yani BDP-HDP'li siyasetçiler olarak başkanlık rejimine, dar bölge ya da daraltılmış bölge opsiyonlarına karşı olduğumuzu defalarca anlattık. Bu tür girişimlerin Kürtleri bölgeye sıkıştırmak maksadı taşıdığını, böyle bir talebimizin olmadığını, ne istiyorsak Türkiye’nin geneli için istediğimizi söyledik. Sırrı Sakık eleştirisine de ne diyebilirim. Partiyi o yönetmiyor. Altan Tan da bazen genel merkezimizle örtüşmeyen açıklamalar yapıyor. Bu, onların özerkliğidir. Asıl ben 'Kürtler AKP ile güç birliği mi yapıyor' vehimlerinin sistematik olarak gündeme gelmesini tuhaf karşılıyorum. Bu vehimler özellikle 30 Mart öncesi ‘tatava yapma bas geç’ diyenlerden geliyor. Keşke tatava yapsalardı." Bu konu burada bitmez, sonra devam edeceğim.