scorecardresearch.com

Milletin ormanına, suyuna, havasına... Sen hiç merak etme!

Bir zihniyeti en güzel onun kuyruğuna takılan çer çöp tanımlar. Bu da öyle.

Bir halkın bu derece aptal yerine konulduğu, sinir uçlarıyla bu derece oynandığı, başka bir ülke yoktur.

Bu derece pervasız… Bu derece hukuksuz…

Bakın gözlerimizin önünde ne yaşanıyor…

Dünyanın en muhteşem 100 doğal ormanından biri.

1 milyon 700 bin ağaç.

Flora ve fauna açısından eşsiz bir zenginliğe sahip, birçok endemik tür barındıran, Kafkas ekosisteminin Türkiye’deki tek uzantısı ve doğal yaşlı ormanların son yaşam alanı. Yırtıcı kuşların Türkiye’deki en önemli göç yolu.

Artvin Cerattepe böyle bir yer.

Artvin Cerattepe’nin sakinleri işte böyle bir yeri korumaya çalışıyor. Böyle bir yerde bakır madeni açılmaması için direniyor. Polisin copuna, gazına, İçişleri Bakanı’nın ‘vurun geçin’ demesine rağmen…

**

Radikal’den Ömer Erbil, Cerattepe’nin 20 yıllık mücadelesini şöyle anlatıyordu dünkü haberinde: “İlk önce Kanadalı Inmet Mining Corporation şirketi maden ruhsatı almış ancak tepkiler yüzünden işletememişti. Üstelik firmaya verilen ruhsat da mahkeme kararıyla iptal edildi. Danıştay bu kararı onadı. 24 Haziran 2010’da yürürlüğe giren Yeni Maden Kanunu ile hükümet, Türkiye genelinde olduğu gibi Cerattepe’de yeniden maden aramak için ihale yoluyla ruhsatlandırmanın yolunu açtı ve maden ocağı Cengiz İnşaata verildi. Maden sahası, daha önce ruhsatı iptal edilen 205 hektarlık Cerattepe ile 4156 hektarlık Genya Dağı dahil şehrin üst mahallelerini kapsayan bölümünden oluşuyor. Bu bölge Artvin’in içme suyu kaynaklarının önemli bir kısmını da içine alıyor.

Artvin’in tepesinde 30 futbol sahası büyüklüğünde 4 siyanür havuzu ile halkın içme suyu da dahil bütün su kaynaklarının kirleneceği veya şirketçe kullanılacağı ileri sürülüyor. ÇED raporuna, mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı vermesine rağmen şirket madeni işletmek için önceki gün yola çıkınca karşılarında Artvinli çevrecileri buldu. İki gündür şirketi madene sokmamak için direniyorlar.”

**

İşte bu direnişçilerden Neşe Karahan, -Yeşil Artvin Derneği’nin emektar başkanı- dün sabah gözaltına alındı. Niye? Karahan maden işletmesinin iş makinası önünde nöbet tutuyordu. En üst merciden ‘vurun geçin’ talimatı almış polis ise işletmenin çalışır hale gelmesi için ‘gerekeni’ yapmalıydı. Ne yaptı? Bölgenin en sevilen, hatta dik duruşu nedeniyle Mandela’ya benzetilen dernek başkanını gözaltına aldı.

Şimdi biliyorsunuz, ilerlemeyi fallik binalar dikmek, toprağa beton dökmek, dereleri zehirleyerek ‘enerji’ elde etmek olarak gören bir aklın iktidarındayız. Uzun süredir…

Dolayısıyla bu iktidarın zengin ettiği ve önlerine açılan karşısında sarhoş olmuş bir grup müteahhit var.

Onlardan birinin CEO’su geçen gün, Mimarlar Odası’nı hükümetinin savcılarına şikayet ediyordu: “Paralel yapıların üzerine gidildiği kadar Mimarlar Odası’na da bir operasyon yapılması lazım. Buradan savcılara suç duyrusundan bulunmak istiyorum. Mimarlar Odası devletin ne kadar stratejik, planlı, şehir planı varsa karşı. Ya sen meslek örgütü müsün, terörist misin siyasetçi misin nesin?”

Bir zihniyeti en güzel onun kuyruğuna takılan çer çöp tanımlar. Bu da öyle.

İktidarın zihniyetini anlamak istiyorsan, rantçısına, müteahidine bakacaksın.

Mimarlar Odası’na operasyon talep edeni var, bir de bakanlarla inanılmaz iyi geçen toplantılarını başka bir müteahhide anlatırken “Milletin a… koyacağız. Sen hiç merak etme” diyen de…

Hakkımızda böyle güzide planları olduğunu bildiğimiz bu müteahhit işte bugün Cerratepe’de… Bir ormanı, bir şehri, yüzlerce yıllık bitki örtüsünü yok edip maden çıkarma peşinde.

En azından biliyoruz ki, bu müteahhit sözünün eriymiş.

Güzide planlarını harfiyen hayata geçirmek için ne gerekiyorsa yapıyor!

Milletin havasına, suyuna, ormanına… Sen hiç merak etme!

http://www.radikal.com.tr/151266615126660

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.