MİT ve PKK 'bir konuda' hemfikir olmuş!

MİT'in resmi olarak yalanlamaktan başka çaresi olmayan bu ifadeleri Hakan Fidan gerçekten söylemiş olabilir mi? Söylediyse, bu, yani MİT'in içindeki cemaatçilerin Paris'te 3 Kürt kadını öldürmesi, doğru olabilir mi?

9 Ocak 2013’te Paris’te 3 PKK’li kadın, Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Söylemez öldürüldü. Türkiye devleti ile Öcalan’ın çözüm süreci için görüşmeye başlamasının ardından. Kürt siyasi hareketi için çok önemli olan ve kısa süre sonra Kandil’e gitmeyi planlayan Sakine Cansız’ın suikaste kurban gitmesinin ardından Fransız polisinden kayda değer bir bilgi paylaşılmadı. Kısa süre sonra cinayeti işleyen Ömer Güney adlı kişi tutuklanmıştı, evet. Ama bu tetikçinin ardında kim vardı, belli değil.

Fakat o günden bu yana yapılan açıklamalar, PKK-MİT ve Cemaat ilişkileri, daha doğrusu, PKK’nin, MİT’le ve Cemaat’le, aynı şekilde MİT’in PKK ve Cemaat’le ilgili fikirlerinde nasıl değişimler olduğunu çok güzel ortaya koyuyor.

Bugün bu vahim cinayet olayına geri dönmemizin sebebi yine bu tür açıklamalar…

KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık geçtiğimiz hafta bir grup gazeteci ile Kandil’de görüştü.

10 Mart 2015’te İMC TV’den Banu Güven’e şöyle dedi: “MİT, Paris cinayetini kabul etti ama 'Biz yapmadık bizim içimizdeki Fethullahçılar' yaptı dedi. Ama bilgileri, haberleri vardı. Bu katliam sıradan bir katliam değildir. Tetikçi yakalanan kişi olabilir ama arkasındakiler az çok biliniyor. Oslo görüşmeleri de bilerek sızdırıldı ve PKK'nın üstüne atıldı."

14 Mart 2015’te de Ahmet Şık’a konuştu (Cemil Bayık): “MİT, cinayet bizim tarafımızdan yapılmıştır, bunu inkâr etmiyoruz dedi. MİT içinde bazı kanatların olduğu ve onların yaptığı söylendi. Bizimle görüşenler olayın kendileri dışında olduğunu söyledi. Hakan Fidan öyle söyledi. Ama bize göre MİT bir bütün olarak o cinayetlerden haberdardır. Hakan Fidan bizim resmi kâğıtlarımız kullanılmış dedi. Kurum içerisinde kurum teknolojisiyle üretilmiş belgeler var dedi. MİT’in bunun dışında olduğunu inkâr etmedi, ama dedi ki ‘Biz yapmadık. MİT’in içinde olan çeşitli kesimler yaptı. MİT içinde cemaatçiler, ulusalcılar var onlar yaptı’ dedi. O kesimleri kastetti. Ama bize göre hepsinin haberi var. Ömer Güney bir tetikçidir. Bu çok açık, o bir tetikçidir.”

Şimdi bu sözlerden, açıkça söylenenin dışında ne anlayabiliriz, hangi soruları sorabiliriz?

MİT’in resmi olarak yalanlamaktan başka çaresi olmayan bu ifadeleri Hakan Fidan gerçekten söylemiş olabilir mi? Söylediyse, bu, yani MİT’in içindeki cemaatçilerin Paris’te 3 Kürt kadını öldürmesi, doğru olabilir mi?

Bu soruların cevabını anlamak için Paris cinayetinin ardından ve hemen öncesinde PKK yetkililerinin MİT ve cemaat ile ilgili neler düşündüğüne bakalım…

**

PKK’nin Avrupa’daki yöneticilerinden Zübeyir Aydar 14 Ocak 2013’te Liberation gazetesine açıklama yaptı: “Suikastın ardında Türk hükümetinin olduğu tezine inanmıyorum. Böyle bir suçun Türk hükümetine hizmet edeceğini sanmıyorum. Ancak Türkiye’de barış sürecini baltalamak isteyen ve uluslararası kolları olan karanlık güçler var. Oslo görüşmelerinin kopmasının ardından hareketimizin yönetici kadrolarını ortadan kaldırmak için Batı’ya katil ekipleri gönderildiğini biliyoruz. Bu uyuyan ekipler eski emirlere göre hareket etmiş olabilir.”

Zübeyir Aydar 15 Ocak 2013’te Fırat Haber Ajansı’na röportaj verdi: “Sakine arkadaşın hedef alınması tesadüf değildir. Bunun bir anlamı var. Hareketin yönetimi hedef alınmış. Yani, son altı yıldır aynı şeyler deneniyor. Bu son olay da bununla bağlantılıdır. Şimdi hareketin bütün yöneticileri hedeftedir. Derin devlet Türkiye’de henüz tasfiye edilmedi. Gladyo ya da Ergenekon dedikleri halen tasfiye edilmedi. Ulusalcı olarak adlandırılan bir kesim tasfiye edildi sadece. Sonra Yeşil bir Gladyo oluşturuldu. Belki bu olayda, görüşmeleri sürdüren hükümetin bundan bir çıkarı yoktur, ama biliyoruz ki bu devletin içinde barışı istemeyen güçler vardır.”

Zübeyir Aydar 28 Mart 2013’te Murat Yetkin’e Oslo görüşmelerinin sızmasıyla ilgili: “MİT de önce bizden şüphelendi. Biz dedik ki ‘soruşturma yapın.’ Hakan Fidan hakkında dava açılınca onlar da bizim yapmadığımıza ikna oldular. Bendeki kanaat, Oslo kayıtlarının MİT arşivinden çıktığıdır. Bence MİT arşivinden yasadışı yöntemlerle alınıp sızdırılmıştır.”

O dönem KCK Eşbaşkanı, bugün HPG sorumlusu olan Murat Karayılan’ın 27 Nisan 2013’te Kandil’de bana söyledikleri, MİT müsteşarından ‘Hakan’ diye bahsetmesi de başka kıymetli bir veridir: “Öcalan da Sakine’nin ölmeden önce Kandil’e gelmek üzere olduğunu biliyordu. MİT heyeti ona söylemişti. Paris olayıyla ilgili elimize doğru düzgün hiç bilgi ulaşmadı… Bakın Avrupa’nın taktiği Kürt sorununun çözülmemesine uğraşmaktır. Paris Katliamı’nın çözülmemesi bunun göstergesi. Olayın arkasında Türkiye olsaydı, hemen ortaya çıkarırlardı bunu biliyoruz.

Aynı görüşmede Karayılan Oslo görüşmelerini kimin sızdırdığıyla ilgili soruya ise şöyle yanıt vermişti: “İnternete sızan ses kayıtları tek bir görüşmenin değil, farklı görüşmelerin bir araya getirilmesiyle olmuş. Daha çok da Hakan’ı zorlayacak şeyleri öne çıkarmışlar. Kim sızdırmıştır? Bence cemaattir. Yazabilirsiniz. Gerçi şimdi onlarla ilişkileri iyileştirmek istiyoruz ama yazın isterseniz.”

Görüldüğü üzere Paris katliamının faturasını o dönemde PKK’nin yetkili kişisi Türkiye’ye ve MİT’e çıkarmıyor, cemaatin ‘Hakan’ı zor duruma sokmak için çeşitli gayretleri olduğunu söylemekten geri durmuyordu.

6 Ocak 2014’te Duran Kalkan şu açıklamayı yapmıştı: “Kürt sorununun çözümüne karşıt olan güçler nasıl ki bunun ilk adımlarını engellemek için Paris katliamını düzenledilerse, yıl boyunca da benzer engelleyici tutum ve saldırılarını hep sürdürdüler. Önder Apo bunları paralel devlet olarak tanımladı. Türkiye’de devlet gerçeği yanında paralel devletlerin de var olduğu ve bunların devlet politikası üzerinde çok güçlü etkilerinin bulunduğunu ifade etti. Şimdi bu gerçeği birçok çevre kabul ediyor.”

Fakat bunlar olurken internete tetikçi Ömer Güney’in Türkiye devletine mensup iki şahısla suikast planını konuşuyorkenki ses kaydı düştü… Tarih 12 Ocak 2014. Buna göre Güney, Kongra-Gel Başkanı Remzi Kartal’ın da içinde bulunduğu birkaç kişilik bir suikast planından söz ediyordu.

Kartal, bu sızıntının hemen ardından, yani 14 Ocak 2014’te bana son derece sakin bir cümle söylemişti bana : “Ses kaydını dinledim. Ömer Güney talimatı MİT’in verdiğini söylüyor. Ya bu doğrudur ya da MİT, Ömer Güney ve Paris cinayetiyle ilgili tüm bilgileri kamuoyuna sunmalıdır.”

Birkaç gün sonra, 22 Ocak 2014’te KCK Eşbaşkanı Bese Hozat ise ANF’ye verdiği röportajda şunu söylüyordu: “ Ömer Güney’in ses kayıtları nettir. Ömer Güney hareketimize bir sızmaydı. AKP de Cemaat de bu işin içindedir ve bu plan uluslararası bir plandır. Türkiye, resmi devletiyle de paralel devletiyle de bu işin içindedir. Bazıları MİT de homojen değil farklı güç odakları, farklı kesimler var diyor bunu demekle neyi kast ediyorlar bunu açık belirtsinler… Herkes diyor ki Cemaat illegal bir örgütlenmedir. O zaman resmi olan MİT’tir, devletin temel organları olarak bunların sorumlulukları var. Cemaat soykırım politikasını zaten devam ettiriyor. Kürt sorunun çözülmemesi için ve topyekûn bir katliamın olması için bile çaba sarf ediyor.”

**

Öyleyse gelin toparlayalım: Paris cinayetinin hemen ardından Türkiye (Mehmet Ali Şahin’in açıklamalarıyla) cinayeti PKK içi bir çatışma olarak lanse etmeye çalışsa da PKK uzun süre Türkiye’nin ve MİT’in dahli olduğu tezini savunmamış. Konunun merkezinin Avrupa olduğunu söylemiş. Öte yandan Paris suikasti söz konusu olduğunda hep Oslo sızıntısı anımsatılmış, süreci, -aynı Paris cinayetiyle yapılmak istendiği gibi- baltalamak isteyen Türkiye içindeki ‘odaklardan’ da söz edilmiş ve Cemaat işaret edilmiş.

Sonra… Ömer Güney’in ses kaydı çıktığında dahi MİT’in PKK yönetimi tarafından katiyen doğrudan itham edilmemiş, kendi içindeki ‘güçleri’ kontrol edemediği için eleştirilmiş ama fatura ‘Yeşil Gladio’ya, ‘paralel devlete’, sonunda da tüm açıklığıyla Cemaat’e kesilmiş.

MİT ve PKK arasında bu cinayetle ilgili iletişim hattı açık olmasaydı, örgütün bu feci olay karşısında sakinliğini koruması, MİT’i suçlamaması mümkün olmazdı.

Demek ki… PKK, MİT’e daha doğrusu ‘Hakan’a (Fidan) güveniyor, Fidan da PKK’yi özellikle bu konuda bilgilendiriyor. Bu bilgilendirme sırasında “MİT’in içindeki Cemaatçiler’den bahsettiği” de kesin. Cinayeti sahiden de bu kişiler mi işledi, MİT böyle mi düşünüyor, elinde böyle bir bilgi mi var, bilinmez.

Fakat şu açık ve net ortada : MİT ve PKK bir konuda fikir birliği yapmış. O da Cemaat’in sorunun çözülmemesi için gayret sarfettiği ve Paris cinayetinde parmağı olduğu konusu…