Modern salgın meme kanseri

Kendinizi seviyorsanız, ailenizde meme kanseri hikâyesi olsun olmasın, düzenli mamografi ve meme ultrasonu çektirin.

Sizi korkutmak istemem ama bazen harekete geçmek için korkmak gerekiyor. Son birkaç yılda meme kanseri olan tanınmış kadınları gazetelerden okuduk. Tanınmış kadınlardan başka, meme kanseri olan ‘tanıdığımız kadınların’ sayısı da dikkatimizi celbediyor. Örneğin annemin meme kanseri olduğunu duyan kimseler arasında, bir kişi yok ki, bir akrabası, arkadaşı, arkadaşının arkadaşı meme kanserine yakalanmış olmasın. Nedir bu yani? 

***

Anlamak için Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyon Başkanı, 1989’dan beri hekimlik bilgisini meme sağlığına yatıran cerrah Prof. Vahit Özmen’le uzun uzun konuştum. Edindiğim bilgileri sizinle paylaşayım: “Bugün için gerek Kanserle Savaş Daire Başkanlığı’nın gerekse bizim tahminlerimize göre Türkiye’de meme kanseri sıklığı 100 binde 50 civarında. Bu sayı bu yıl içerisinde yakaşık 20 bin kadına meme kanseri tanısı konulacağını gösteriyor. Bu oran, 20 yıl öncesinde 100 binde 24’tü. Yani 2 katından fazla bir artış var.” Benzer bir artışı ABD, 20 yıl önce yaşamıştı. Rakam 1999’dan itibaren yüzde 2’lik oranlarda azalmaya başladı. Tabii bu azalma sadece 50 yaşın üstündeki kadınlarda görüldü çünkü menopozdan sonra hormon tedavisi uygulanmamaya başladı. 

***

Sonuç olarak: Türkiye’de, özellikle Tükiye’nin batısında, her 4 kadından birinde, genellikle kanserin memede yerleştiğini görüyoruz. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 2020 yılına kadar %60’lık bir artışla iki buçuk milyon kişinin meme kanserine yakalanacağı hesaplanıyor.
Yine de kafamda net olarak oturmuyor, Türkiye’de meme kanseri vakaları neden artıyor? Prof. Özmen’e göre temel sebep ‘Batı tarzı yaşam stili’… Yani: Doğurmamak, geç doğurmak, süt verememek, erken adet görmek, geç menopoz, doğum kontrol hapı ve hormon replasman tedavisi (menopoz tedavisi), kürtaj yaptırmak…’
Anlaşılan bu bir modern salgın… 

***

Kanser vakalarında bu tür yüzde yüz artışlar olduğu zaman hemen aklımıza Çernobil geliyor tabii. Ama bu bilgiyi doğrulayacak bir bilimsel veri yok. Prof. Özmen’le konuştuğumda canı sıkkındı, periyodik olarak çeşitli medya organlarına çıkıp ‘Mamografinin zararlarından’ söz eden kişilerin içinden geçtiğimiz bu hassas süreci çok kötü etkilediğini düşünüyordu. Hakikaten de bu kanı var: ‘Ama mamografi de tehlikeliymiş, çektirmeyin diyorlar!’ Sağlıklı bir kadının yılda bir kez bile olsa gidip çektirmekten imtina ettiği, tedirgin olduğu bir tetkiki iyice gulyabaniye çeviriyor bazıları. Ne ayıp!
Prof. Özmen konuyu şöyle açıklıyor: “Mamografi, 1963’ten beri önce ABD’de daha sonra Batı Avrupa’da meme kanseri taramasında kullanılan ve meme kanserinden ölümleri %20 ila %35 arasında azaltan tek bilimsel yöntem. Mamografi meme kanserinden ölümleri azaltıcı faydası dışında, tümörlerin küçük yakalanması ve memeyi koruma şansı da veriyor. 40 yaşında taramaya başlayan ve 90 yaşına kadar yılda bir kez mamografi çektiren bir kadının alacağı radyasyon dozu toplam 20-40 rad kadardır. Yani çok düşük.” 

***

Diyeceğim şudur: Kendinizi seviyorsanız, ailenizde meme kanseri hikâyesi olsun olmasın, düzenli mamografi ve meme ultrasonu çektirin, yılda bir kez bu konuda uzman bir cerraha (jinekoloğa değil!) muayene olun. Başka da yapacak bir şey yok, geleni yaşıyoruz, malum. 

NOT: Şimdi söylemeyeyim, konuyu dağıtmayayım diyorum ama duramayacağım. Meme sağlığında Türkiye’nin belki de en yetkin hocalarından Prof. Vahit Özmen, tam gün yasasındaki son düzenleme nedeniyle bir süredir Çapa Tıp Fakültesi’nden uzakta. Yüzlerce hastasının dışında, eğitim verdiği uzmanı, asistanı, öğrencisi ondan mahrum kalıyor. İşte o yüzden alkışlar, yeni sağlık politikası denen şeye gidiyor!