PKK değilse, kim yaptı, kim o 'birileri'?

Çözüm sürecinin çok ciddi sarsıldığı şu günlerde bu sorunun cevabı yani o suikastların ardında kimin olduğunu bulmak büyük önem taşıyor.
PKK değilse, kim yaptı, kim o 'birileri'?

Geçen hafta bir yazımda “PKK tam da istediği gibi meşru bir siyasi güç olarak uluslararası arenada tanınma noktasına gelmiş, ‘terör örgütü’ başlığından uzaklaşmak üzereyken niye ama niye Bingöl’de emniyet müdürüne, Diyarbakır’da bir astsubaya karısıyla alışveriş yaparken suikast düzenledi” diye sormuştum.

Evet devlet bu suikastların müsebbibi olarak PKK’yi göstermişti ama devletin resmi söylemlerinin müthiş sorgulanabilir mahiyette olduğunu bilecek kadar bu ülkede yaşadığımdan emin olmak mümkün değildi.

Buradaki asıl sorun, yani PKK’ye “Ne oluyor, KCK bir açıklama yapmalı” dememin temel nedeni bu suikastlarla ilgili örgütün henüz net bir ‘yalanlama’ yapmamasıydı.

Fakat sorumun yanıtını dün Veysi Polat ve Nazan Özcan’ın Yurt gazetesinde yayınlanan Cemil Bayık röportajında buldum.

KCK Eşbaşkanı Bayık şöyle diyordu: “Toplumu böyle maniple ediyorlar. PKK isterse kendisine zarar verecek olsun, yaptıklarını üstelenen bir harekettir… Eğer diyelim misilleme kararı almışsa ve bunu da uygulamışsa, ben bunu üstüme alırım. Türk devleti bu konuda mahirdir. Bingöl olayında daha ilk saatlerde İçişleri Bakanı 'Bingöl'de polisleri vuranları vurduk' dedi. Şimdi çıktı ortaya! Hakkari ve Diyarbakır olaylarını da PKK'ye mal etti. Ben bu hareketin eşbaşkanıyım ve benim böyle bir kararım yok. Benim sorumluluğum altındaki hiçbir örgütümün de böyle bir kararı yok. Biz olup bitenlerden sorumlu tutulamayız. Geçmişte de biliyorsunuz birçok olayı Türk devleti yaptı, JİTEM'e, Hizbulkontra'ya, çetelere yaptırdı, dedi ki 'PKK yaptı'. Süreç içinde birçok olayı PKK'nin yapmadığı ortaya çıktı. Ama uzun yıllar toplum öyle kandırıldı. Ne kadar kötü şey varsa, PKK'ye yıkıldı.”

Öncelikle naçizane şu mini bilgiyi vermek isterim: PKK ve PKK gibi örgütler için silahlı eylemler taraftar toplamak, gücünü göstermek için araçlardır. Bir nevi ‘namım yürüsün’ mantığı saklıdır ardında. O bakımdan yaptığı her silahlı eylemi üstlenir. Doğrucu Davut olduğundan değil, üstlenmesi örgütün işine yarayan bir hareket olduğundan. Dolayısıyla yaptıysa üstlenmesiyle bilinir. Hatta 1990’larda güçlü ve yekpare bir yapı olarak görünmek istediği için birkaç yapmadığı eylemi dahi üstlendiği olmuştur. Aciz ve kontrolsüzmüş intibası yaratmamak için. (Örgütün içinden kimselerin çeşitli yayınlarda anlattığı anekdotlarda bu bilgiye ulaşmak mümkündür.)

Peki bu suikastlar merkezi bir kararla gerçekleşmediyse örgüt kontrolden çıkmış olabilir mi?

Hani hükümet ve hükümetin sözcüleri küçük ve köhne ‘böl-yönet’ akıllarıyla bu ‘PKK çok başlı’, ‘Çok başlı di mi ama Cumhurbaşkanım?!’ türünden cümleler ve sorular düzüyorlar ya yıllardır…

Acaba haklı olabilirler mi?

Bakın bu soruya en güzel cevabı, inanmazsınız, bir AKP’li vermiş. Diyarbakır milletvekili Galip Ensarioğlu… Demiş ki: “PKK'nın kontrolsüz bir örgüt olmadığını örgütü iyi tanıyanlar iyi bilir. PKK, 1 milyon insanı Diyarbakır'da yürütür, bir tek taş dahi attırmayabilir. Ama istese 1 milyon insanı bir seferde de terörize edebilir. Öyle barış sürecinin devam ettiği bir dönemde, birilerinin barış sürecini sıkıntıya sokacak, seyrini değiştirecek bir takım suikastlar, faili meçhuller işlemesi örgüt için de kabul edilebilir bir şey değil.

Buyurun buradan yakın.

Öyleyse gelin şöyle bir toparlayalım…

BİR: Devlet ne Bingöl’deki ne de Diyarbakır’daki suikastların PKK tarafından işlendiğini üstünden bir aya yakın süre geçmesine rağmen kanıtlarla ortaya koyamadı. Hatta olayın ardından Başbakan tarafından ‘cezaları verildi’ diye öldürülen kişilerin Bingöl’deki olayla ilgisi olamayacağı cep telefonu sinyalleriyle anlaşıldı.

İKİ: Silahlı eylemleriyle gövde gösterisi yapan bir örgüt olan PKK’nin liderlerinden Bayık merkezi olarak böyle bir karar almadığını, ‘sorumluluğu altındaki hiçbir örgütün de böyle bir kararı olmadığını, olup bitenlerden sorumlu tutulamayacağını’ açıkladı.

ÜÇ: AKP milletvekili Ensarioğlu ‘PKK’nin kontrolsüz bir örgüt olmadığını, örgütü tanıyan herkesin bunu bildiğini, birilerinin barış sürecini sıkıntıya sokacak, seyrini değiştirecek bir takım suikastlar, faili meçhuller işlemesinin’ kabul edilemez olduğunu söyledi.

Bu durumda soralım…

PKK yapmadım diyorsa… Ve PKK kontrolsüz bir örgüt değilse… E devlet de PKK’nin yaptığını kanıtlayamıyorsa bu suikastleri yapan kimdir?

Ensarioğlu’nun işaret ettiği ‘birileri’ neyin nesidir?

Çözüm sürecinin çok ciddi sarsıldığı şu günlerde bu sorunun cevabı yani o suikastların ardında kimin olduğunu bulmak büyük önem taşıyor.
Çünkü 90’ların devlet pratiğinin, o derin, o kontra devlet taktiklerinin gölgesi bile bu hassas süreci yıkmak için kafi gelir.