"PKK'yi de 'paralel' yapmaya karar verdiler, biliyoruz"

Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar hayati meselelere böyle sefil deli saçmalıklarıyla yön verildiği görülmemiştir.

Geçtiğimiz hafta, özetle ‘tarihi çözüm fırsatı kaçıyor, çok yazık’ dediğim yazımın yayınlandığı gün PKK yürütme komitesi toplanmıştı. 6-7 Mayıs’ta. Bu toplantıda çözüm süreciyle ilgili çok önemli değerlendirmeler yaptılar. Kararlar aldılar. Çözüm sürecini tüm aksaklılarına ve eğretiliklerine rağmen başından beri destekleyen biri olarak duyduklarım beni derinden üzdü.

PKK bunları yakın zamanda detaylı biçimde açıklayacağını söylüyor ve fakat komite üyesi Duran Kalkan’ın bir gece önce Med Nuçe televizyonuna verdiği röportajdan etraflıca bilgi edinebiliyoruz.

6-7 Mayıs’taki toplantının sonuçlarını şöyle özetliyor Kalkan: “Biz Cumhurbaşkanı’nın süreç karşıtı tavırlarını devletin yeni bir kararı olarak değerlendirdik. En son MGK toplantısında Kırmızı Kitap’ın yeniden yazıldığını söylediler, biliyorsunuz. Bu kapsamda PKK olarak bizi de paralel yapı içine koyup yeni bir saldırı kararı aldıklarına kanaat getirdik. Zaten Newroz’dan bu yana artan bir psikolojik savaş içerisindeyiz, ağızlarına geleni söylüyorlar. Ayrıca polis şiddeti var, neredeyse 2009’daki soykırıma benzer gözaltılar oluyor. Bir çok yerde HDP’ye miting dahi yaptırılmıyor. Türk ordusunda da bir hareketlilik söz konusu. Hakkari’de, Amed’de, Serhat’ta, Mardin’de hatta bazen Dersim’de askeri hareketlilik görüyoruz. Şırnak’tan bizim savunma alanlarımıza bombalama oluyor. Tüm bunları daha büyük bir savaş hazırlığının habercisi olarak görüyoruz. Erdoğan’ın talimatıyla çözüm süreci durduruldu ve yeni bir saldırı süreci başlatıldı olarak algılıyoruz. Seçimden sonra bunların artacağını düşünüyoruz.”

**

PKK tarafından mesele böyle görünüyorsa, ateşkes ne olacak diye korkarak soruyor insan…

Kalkan buna da şöyle cevap veriyor: “Ateşkes konumu, Türk genelkurmayı ve AKP tarafından bozuldu. Newroz’dan sonra yaptıkları olayı (Ağrı’da meşum olayı kastediyor - eb) değerlendirdiğimizde sonuç bu. Eğer bugün çatışma olmuyorsa, gerillanın barışa ve Önder Apo’nun konumuna olan bağlılığındandır.  Hareketimizin savaşı körüklemek istememesindendir. Yoksa AKP ateşkesi çoktan bitirdi. Bu durumda kimse çıkıp da PKK ateşkesi bitirdi demesin. Biz şimdi herkesi ateşkesi ve çatışmasızlığı korumak yönünde irade göstermeye çağırıyoruz. Eğer kamuoyu bu konuda AKP’ye baskı yapmazsa, bir kamuoyu süreci olmazsa yeni bir çatışma süreci başlayabilir. Biz bilgi veriyoruz.”

E peki Öcalan’ın çağrısı, artık ‘mücadelemizi silahla değil demokrasiyle vereceğiz’ sözleri ne olacak?

Kalkan, Öcalan’la ilgili şunları söylüyor: “Önder Apo silahsızlanmayla ilgili kongre çağrısını niyet beyanı olarak yapmıştı. İzleme kurulu ve komisyonlar kurulursa, 10 maddelik demokrasi sözleşmesi hayata geçerse biz de kongreyi toplayacaktık PKK olarak. Açıkçası 28 Şubat’taki Dolmabahçe açıklamasını da ardından Newroz’da okunan Apo’nun mektubunu çok önemsemiş, olumlu bulmuştuk. Kongreyi toplamak için hazırlıklara başladık. Önemli bir düzeye de getirdik. Öyle ki gerektiğinde anında kongreyi toplayıp kararı almaya hazırdık. Fakat Kürt sorunu yoktur, Kürt sorunu vardır diyen ayrımcılık yapar açıklamaları süreci altüst etti. Biz şu ana kadar Önder Apo’nun çizdiği çerçeveye uyduk. Ama bu ortamda kongre filan olmaz. Kongre çalışmalarını dondurduk.”

PKK’nin geldiği nokta bende büyük bir umutsuzluk yaratıyor, evet.

Yalnız bakın ne var:

**

AKP milletvekili adayı Markar Esayan, “HDP paralelin bir aparatı” başlığı atılan pazartesi günkü röportajında sürecin bittiğini söyleyerek, sorumlu olanı da bulmuştu: “Ben HDP ve PKK'ya üst aklın müdahale ettiğini düşünüyorum. Demirtaş'ın doğal bir liderlik yaptığını zannetmiyorum. Bunlar sosyolojik olarak laikçilere daha yakınlar ve şiddeti yöntem olarak reddetmiş değiller. Bu nedenle Çözüm Süreci'nden hiç hazzetmediler. Ahlaksız teklif gelince de üzerine atlamaları kolay oldu. Zaten 6-8 Ekim'de süreci bitirmek için hamlelerini yaptılar, beceremediler. Şimdi PKK'yı Meclis'e sokarak farklı bir kaos planlıyorlar. Artık HDP'ye ve PKK'ya güvenilemez. Çözüm Süreci'nde kendilerine verilen tarihi fırsatı değerlendiremediler. Muhatap olamayacaklarını kanıtladılar. Süreçte yer alabilmek için şartsız şurtsuz sınırları terk edecekler. Çözüm Süreci'nde muhatap artık Kürt halkıdır.”

Demek ki okuma yazma bildiğini varsaydığımız bir grup insan daimi bir akıl tutulmasıyla ve akçe havuzundan beslenen riyayla yaşamlarını sürdürmeye kararlılar.

Demek ki bu cenahtan tek kul çıkıp “Yahu süreç düşe kalka bir noktaya geldi, buradan dönmeyelim, kendimize gelelim” demeyecek.

HDP, paralel vesaire ezberlediklerini geveleyecekler.

Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar hayati meselelere böyle sefil deli saçmalıklarıyla yön verildiği görülmemiştir.

İşte en sarsıcı umutsuzluk kaynağı budur.