Rusya Savunma Bakanlığı saçmalıyor ama...

Financial Times'ın makalesinde bir hatırlatma daha var: "Yakın zamana kadar IŞİD'in petrolden sorumlu emiri Ebu Sayyaf adlı bir Tunuslu idi.

Rus jetinin düşürülmesinin ardından Putin faturayı ‘IŞİD petrolü ve Türkiye ilişkileri’ üzerinden kesmeye karar verdi.

Rus gizli servisiyle ilintili işadamlarının IŞİD’den aldığı petrolü Esad rejimine sattığı, Putin’in bunları elbette çok iyi bildiğini biliyoruz.

Ayrıca… Madem ki terörizmi engellemek, IŞİD’in gelir kaynağını kesmekti amacın, niye Rus jeti düşürülene kadar bekledin eyyy Putin…

De denebilir.

Bu sözleri Rusya’yı ve Putin’i bir iç muhalefet malzemesi olarak kucaklayanlara da söylüyorum.

Öyle saçma şey olmaz.

**

Saçmalık demişken…

ABD Dışişleri sözcüsü dün bir açıklama yaptı ve “Türkiye uçaklarımıza ev sahipliği yapıyor, hava saldırıları düzenliyor, küçük Suriyeli muhalifleri destekliyor. Buradan iyi bir ortak oldular. Dolayısıyla Türk hükümetinin IŞİD’le nir şekilde çalıştığına dair düşünce saçma ve uydurma” dedi.

Neyin üstüne? Rusya Savunma Bakanlığı’nın bir takım uydu görüntülerini ve harita üzerine çizdiği grafikleri paylaştığı basın toplantısının üstüne.

Rusya bu görüntüler ve haritalarla şunu iddia ediyordu: “Kasım ayında Türkiye sınırı yakınlarında 16 bin 260 adet petrol tanker görüldü… Uzaydan çekilen görüntüler tankların sınırı geçtikten sonra Türkiye’de ilerlemeye devam ettiğini gösterdi. Petrol sevkiyat rotası Suriye’nin doğusundan başlayıp Türkiye’ye gidiyor ve Batman’daki bir rafineride sona eriyor.”

**

Öncelikle Rusya’nın ortaya koyduğu uydu görüntüleri ve/veya harita katiyen Türkiye’nin IŞİD ile bir petrol alışverişi yaptığını kanıtlamaya yetmiyor.

Hareket halinde bir takım tankerler görünüyor evet ama bunları doğrudan ne IŞİD’e, ne petrole, ne de Türkiye hükümetine bağlamak –bu haliyle- zorlama olur.

O bakımdan ABD’nin Rusya’nın iddialarıyla ilgili tanımlaması da, Davutoğlu’nun ‘Sovyet propagandası’ yakıştırması da yerinde.

**

Amma velakin…

Rusya Savunma Bakanlığı’nın IŞİD petrol rotası olarak yayınladığı grafiğin –elbette Suriye içerisinde kalan kısmı- 14 Ekim 2015’te Financial Times’ın özel haberindekiyle örtüşüyor, petrol meselesinin IŞİD’in en tehlikeli silahı olduğunu hatırlatıyordu.

Ama bunu bilmeyecek de birşey yok. Evet ana rota Deyr er Zor’dan başlıyor, bunda herkes hemfikir.

Ne demişti Financial Times?

“Suriyeli alıcılara göre petrolün varili 20 ila 45 dolara satılıyor ve IŞİD’e günde 1.5 milyon dolar kazandırıyor.”

“Musul ve Kerkük’ü kontrol ettiği zamanlarda günde 150 petrol dolu tanker hareket ediyordu. Geçtiğimiz Nisan’da bölgenin kontrolü yeniden Irak ordusuna geçti ama o vakte kadar IŞİD 450 milyon dolar kazanmış oldu.

Rakamları görüyorsunuz herhalde?

İşte bu rakamlardır IŞİD’i, ‘bağışlarla’ ayakta duran El Kaide’den ayıran en temel özellik aslında.

Financial Times’ın makalesinde bir hatırlatma daha var: “Yakın zamana kadar IŞİD’in petrolden sorumlu emiri Ebu Sayyaf adlı bir Tunuslu idi. Pentagon’un özel operasyonuyla öldürüldü. ABD ve AB istihbarat teşkilatlarına göre o operasyonda Ebu Sayyaf’ın yanında müthiş bir belgeler ganimetine ulaşıldı. Bu belgeler IŞİD’in nasıl bir petrol sistemi oluşturduğunu ortaya koyuyordu.”

**

Söz Ebu Sayyaf’a gelmişken… Guardian’da 26 Temmuz ve daha sonra 24 Kasım’da çıkan Martin Chulov imzalı birbirinin devamı habere de atıf yapmadan olmaz.

26 Temmuz’daki makale şöyle diyordu: “ABD özel kuvvetler Suriye’de Mayıs ayında bir operasyon düzenledi. Hedefte IŞİD’in petrol kaçakçılığını yürüten Ebu Sayyaf vardı. Ebu Sayyaf’ın adı, terörist grubun üst düzey yöneticileri dışında pek bilinmiyordu. Ama Türkiye onu iyi tanıyordu. Petrol kaçakçılığı kısa sürede IŞİD’in ana maddi kaynağı oldu ve Türkler ana müşteri… (Ebu Sayyaf’ın öldürüldüğü operasyonda) Yüzlerce belge ve flaş disk elde edildi. Batılı bir istihbaratçının verdiği bilgiye göre bu belgeler şu anda inceleniyor ama bazı bağlantılar o kadar açık ki Türkiye ve Batı arasında ciddi politika değişikliklerine yol açabilir.”

Chulov makalesinin devamında, Türkiye’nin Ebu Sayyfa operasyonundan haberdar olduğunu ve hemen ertesinde IŞİD’e, daha sonra çokça PKK’ye operasyonlar başlattığını, İncirlik Üssü'nü de bu nedenle açtığını yazıyordu. Kaynaklarından aldığı bilgi bu yöndeydi.

Rus jetinin düşürülmesinden sonra “Putin Türkiye’yi suçlamakta haklı mı” başlıklı 24 Kasım makalesinde ise şöyle diyordu: “Türk işadamlarının IŞİD’li kaçakçılarla alışverişi var. Günde 10 milyon dolar kazandırıyorlar. Son iki yılda üst düzey IŞİD üyelerinin Guardian’a yaptığı açıklamaya göre Türkiye hükümeti bu alışverişi görmezden geliyor.”

Chulov işlerin Ebu Sayyaf’ın öldüğü operasyonda ele geçen belgelerden sonra değiştiğini belirtiyor bu makalesinde de.

**

Dün de vurguladığım gibi IŞİD petrolü, işadamları meselesi bir Pandora kutusuydu. Dünyanın en tehlikeli silahlı grubunun nasıl ayakta kaldığını, daha doğrusu savaşların nasıl sürdüğünü görmek için bu kutunun açılması iyi oldu.

Bu süreçte ortaya saçılacak tüm bilgileri dikkatle irdelemeliyiz.