Salı reytinglerinin lideri 'bedelli'

Her salı, mümkünse 11.00-12.00 civarında, yani tam meclis grup toplantısının yapıldığı saatlerde mutlaka bir yerde konuşma yapıyor Sayın Cumhurbaşkanı... Fakat bu hafta, o da ne?

Tesadüf desem dilim varmaz.
Rastlantı desem, e bu kadarı olmaz.
Sayın Cumhurbaşkanı, özellikle ayarlıyor ve Sayın Başbakan’a büyük bir yardımda bulunuyor. Ne yapıyor?
En iyi bildiği işi…
Sayın Cumhurbaşkanı’nın en iyi bildiği iş ne?
Hani AKP'ye en karşı olan kişinin bile bir 'yiğidi öldür ama hakkını ver' edasıyla dediği şey...
'Ne derseniz deyin, adam müthiş siyasetçi, gündemi istediği gibi belirleyebiliyor, müthiş algı yönetiyor' meselesi...
Bu övgü, bu 'hak teslim etme' seremonisi elbette AKP'den çok Recep Tayyip Erdoğan'ın şahsına. Alkışlar onun için.
Şimdi biliyorsunuz, kendisi daha az faal olan bir merciye transfer oldu. Ve dolayısıyla ülkenin ruh halini belirleyen Salı grup toplantılarındaki arz-ı endam görevini icra edemiyor. Maalesef.

                                                              **
Ama, fakat, lakin...
Hem heralde terleyen bir cumhurbaşkanı nasıl olur göstermek hem de büyük gündem belirleme yeteneğini israf etmemek için...
(Asla ve katti surette halefinin hitabetine ve siyaset kabiliyetine güvenmediğinden değil yani.)

Her salı, mümkünse 11.00-12.00 civarında, yani tam meclis grup toplantısının yapıldığı saatlerde mutlaka bir yerde konuşma yapıyor Sayın Cumhurbaşkanı…
Gündemdeki konulara ilişkin lakırdılar, eleştiriler, latifeler… Yahut gündemi tamamen değiştirecek, haftaya damgasını vuracak cümleler… Ağzından dökülüyor.
Bakın mesela:

                                                                   **
4 Kasım Salı, saat 11.30-12.00
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Bezmialem Vakıf Üniversitesi’nin akademik yıl açılışında. Dedi ki “Bizim kadar tehdit alan ülke yok!“ Attı manşeti bi nevi. “Her gün uluslararası bir takım gazeteler çıkıyor, tamamen yalan ifadelerle, aslı ve mesnedi olmayan bilgi kırıntılar ile Türkiye’ye karşı algı operasyonu yürütüyorlar... Paralel yapı misali çeşitli ihanet şebekeleri var.” 

Bir sonraki hafta… Yine bir Salı… Akşama doğru parmağını şıklattı Sayın Cumhurbaşkanı ve konuyu toparladı: “Niye yeni yeni cep telefonları alınıyor? Bazısında iki tane, bazısında üç tane. Adeta yarışıyorsunuz bunlarla.” Tüm babacanlığıyla filan, alın bunu tartışın diyor yani. Size ne Suriye’den gelen mültecilerin sefaletinden, size ne Antep’te artan tansiyondan, size ne çözüm sürecinden, size ne şu cari açıktan, artan işsizlikten… 

18 Kasım Salı… Saatlerimiz yine 11.00 sularını işaret ederken… Cumhurbaşkanı Ankara’da 155 eğitim tesisinin açılışında konuşuyor. İmam Hatiplilerin yıllar yılı neler çektiğinden ama artık o günlerin geride kaldığını, kendisini arayıp hıçkıra hıçkıra ağlayarak daha büyük bir İmam Hatip talep eden kız öğrenciden dem vuruyor. Sonra da diyor ki, biz imam hatipliler davamızı hiç taşla sopayla savunmadık. Oh. Ölümcül formülü uyguluyor burada büyük usta. Bakınız: Türkiye’nin netameli bir konusunu, imam hatipleri, ele alıyor. Kendisinin ve tabanının mağduriyetini hatırlatarak rövanş duygusunu diri tutuyor. Taş sopa göndermesiyle Gezi’de ölen çocukları ötekileştiriyor. Sahiden oh. Maharet diye buna denir.
Geçen hafta, yani 25 Kasım’da konuşmuyor Sayın Erdoğan. Çünkü zaten Sayın Davutoğlu da seyahatte olduğu için Meclis'te değil. O bakımdan en temizini yapıyor ve pazartesiden çıkıp “Kadın erkek eşit değildir, fıtratında yok” bombasını patlatıyor. Tamam bitti, o hafta. İlerleyim beyler.

Hiç bu haftalarda AKP’nin başbakanlık makamında oturan liderinin veya herhangi başka bir AKP’linin bir kelamını hatırlıyor musunuz? Bu saydıklarımın veya “Amerika’yı Müslümanlar keşfetti”nin ötesine geçebilen oldu mu? No. Buna şaşırdık mı? O da no!

                                                                 **
Ama, fakat, lakin…

Bu haftaya daha doğrusu düne gelip varalım. Yine saat 10.00-11.00 civarı sazı eline alıyor Sayın Cumhurbaşkanı… Dershaneler bitti, o devir kapandı filan gibi bir kesimi çok ama çok ilgilendiren bir konuya damardan giriyor. Yetmiyor, seçim barajı tartışmalarına giriyor.

Fakat o da ne…

Herkesin gözü Başbakan Davutoğlu’nda…

Nasıl olur? 

Ancak şöyle: TSK’nın ‘uygun değildir’ dediği, Cumhurbaşkanı’nın kısa süre önce (19 Kasım’da) “Birileri bu konuyu kaşıyor, yok öyle bir niyetimiz” dediği bedelli askerliği çatırt diye çıkartırsın. 18 bin liraya Halk Bankası’ndan tezkere veriyorum dersin, olursun tüm reytinglerin lideri.
Reyting ve seçim hesabının bedeli ‘bedelli’ymiş demek ki.