Siz bu Word dosyasını tanıdınız mı?

Şimdi bu Arap kardeşlerimizin devletleri tarafından uğradığı dijital saldırı size bir şey hatırlattı mı?

Ahmet Mansur. Dubai’de yaşıyor. Dört çocuk babası. Elektronik mühendisi. Aynı zamanda bir muhalif. Demokrasi aktivisti. Üç ay önce bir e-posta aldı. Gönderen bölümünde yazan ismi tanıyordu. En azından öyle düşündü. Konu kısmında Arapça ‘Çok Önemli’ yazıyordu. Haliyle e-postayı ve e-postanın ilişiğindeki Word dosyasını açtı. Evet, bir Word dosyası açtı, hayatı değişti.

Çünkü o dosyaya tıklamakla bilgisayarına farkında olmadan bir virüs indirmişti. Artık onun dijital hayatı tamamen başkalarının kontrolündeydi. Hiç haberi olmadan bilgisayarına çeşitli dosyalar yükleniyor, çeşitli dosyalar siliniyor, tüm haberleşme araçları izleniyor, bilgisayarının kamera ve mikrofonu bile dışarıdan yönetilebiliyordu.

Benzer bir olay kısa süre önce Bahreynli bir grup muhalifin ve Fas’ta faaliyet gösteren Mamfakinch adlı vatandaş gazetecileri grubunun da başına gelmişti.

Bunları nereden biliyorum? Toronto Üniversitesi’ne bağlı siber dünyada devletlerin politika ve eylemlerini araştıran Citizen Lab adlı grubun yayımladığı rapordan. Rapora göre özellikle Arap dünyasındaki devletler iki Batılı şirketin ürettiği virüs programlarını satın almış ve gözlerine kestirdikleri muhalifleri dijital olarak izlemek ve ‘yönetmek’ için kullanmıştı. İtalyan şirket Hacking Team ve İngiliz şirket Gamma Group’un sattığı virüs programlarıydı Bahreynli, Faslı ve Dubaili aktivistlerin bilgisayarlarına sızan. İşin ilginç tarafı, bu iki şirket de web sitelerinde “Biz programlarımızı sadece devletlere satıyoruz” diyerek nasıl etik bir ticari siyaset izlediklerini anlatıyor. Hacking Team’in bir gurur kaynağı cümlesi daha var: “Hedeflerinizi tamamen kontrol edebilirsiniz. Giriş yapın yeter. Her zaman. Her yerde.” Böyle rahat rahat böbürlenmesi normal. Çünkü ABD ve Avrupa’daki yasalara göre bu şirketlerin istedikleri ülkeye dijital virüs satışını engelleyecek bir madde yok. Gayet yasal, gayet güzel yani.

Şimdi bu Arap kardeşlerimizin devletleri tarafından uğradığı dijital saldırı size bir şey hatırlattı mı? Aklınıza düşmediyse düşüreyim.

Hâlâ sürmekte olan OdaTV davasında birbirleriyle alakaları olmayan gazetecileri bir örgütmüş gibi yargılama imkânı doğuran Hanefi.doc, Soner.doc, Sabri.doc, Nedim.doc gibi isimleri olan Word belgeleriydi. 5 üniversiteden alınan, sonradan TÜBİTAK’ın da katıldığı bilirkişi raporu demetine göre bu Word belgelerinin bulunduğu OdaTV bilgisayarları virüs saldırısına uğramıştı. Hatta ABD’li adli bilişim şirketinin verdiği rapora göre virüs, basın bülteni görünümlü bir Word dokümanı şeklinde 3 Şubat 2011’de e-posta yoluyla sanıkların bilgisayarına bulaşmıştı.

Şimdi bir bu hikâyeyi düşünün, bir de Dubaili Ahmet Mansur’un anlattıklarını.

Dijital belgelerdeki sahteciliği önemsemeyenler, “Ne virüsü kardeşim, işte Word dokümanlarında yazanlar Ergenekon’un medya ayağını ortaya döküyor” diyenler... Şu ideolojik ‘gözlüklerinizi’ bir kenara koyun da yeni cesur dünyada devletlerin sindirme ve izleme aygıtlarını görmeye çalışın. Bu mesele Ahmet, Nedim, Soner meselesi değildir. Allahaşkına şu son birkaç yıldır hayatımıza giren CD’lere, Word dosyalarına iki adım geriye çekilip sakin sakin bir bakın. Hâlâ endişelenmiyorsanız daha da bir şey diyemem.