Sızan IŞİD belgelerindeki üzücü Türkiye portresi

IŞİD'in 'hack'leme departmanını yöneten' 20 yaşındaki Cüneyd Huseyin Suriye'ye nasıl ulaşmıştı?

22 bin IŞİD militanına ait olduğu düşünülen 1736 belge. Ama ne belgeler… Militanların örgüte katılmak için cevaplamak zorunda olduğu, ‘savaşçı’ mı yoksa ‘intihar bombacısı’ mı olacağından nerede doğduğuna ne iş yaptığına kadar tüm detayları içeren 23 soruluk anketler…

İngiliz Sky News kanalı bu belgeleri IŞİD’den kaçan Ebu Hamid kod adlı birinden almış.

Yabancı basının bu belgelerde en çok ilgilendiği kısım 50 farklı ülkeden örgüte katılım olması… İngilizler “neredeyse bir düzine İngiltere vatandaşına ait belge var burada” diye kriz vaziyetinde…

Uluslararası istihbarat ve güvenlik uzmanları ise belgeleri “IŞİD’e büyük darbe” şeklinde yorumlayıp memnuniyet belirtti.

Ben bir Türk gazeteci olarak elbette kendi ülkemle ilgili detaylara odaklandım. Bunun sonucunda memnuniyet duyduğumu söyleyemem, yalan yok.

**

Gelin birlikte o detaylara bakalım, ne çıkacak…

BİR: Sky News sözkonusu belgeleri eski IŞİD’li Ebu Hamid’den nerede almış? Türkiye’de ‘gizli bir yerde’.

İKİ: Belgelere göre IŞİD savaşçılarının yüzde 70’i Arap ülkelerinden. Suudi Arabistan, Tunus, Mısır ve Fas… Arap ülkelerinden sonra en çok yabancı savaşçı hangi ülkeden başvurmuş? Türkiye’den.

ÜÇ: IŞİD’in ‘hack’leme departmanını yöneten’ 20 yaşında bir İngiliz vatandaşı var: Cüneyd Huseyin. Ona ait 23 soruluk anket belgesi çözümlenerek İngiliz gazetelerinin manşetini süslemiş. Bu belgeye göre Huseyin, IŞİD’e nasıl ulaşmış? Türkiye’den. Evet, maalesef böyle. Türkiye’den Pakistan’a geçmiş, en sonunda Cerablus’tan Suriye’ye girmiş ve örgüte katılmış.

DÖRT: Amerikan yetkililerine göre IŞİD’e katılan yabancı savaşçı rakamlarında ciddi bir düşüş var. 35 binden 19 bine gerilemiş. Sebep nedir? Türkiye’nin daha önce yol geçen hanına dönen sınırlarını artık daha iyi koruyor olması. Ve (İngiliz The Times gazetesine göre) “ABD destekli Kürt güçlerinin Rakka’ya 30 km mesafeye kadar yaklaşabilmesi.”

**

Bu dört maddeye bakarak hangi sonuçları çıkarabiliriz?

Türkiye’nin 2013’ten itibaren ortaya koyduğu yanlış Suriye politikası hem hayalci yöneticilerinin hem de Cumhuriyet’in ilk yıllarından gelen Kürt fobisinin bir sonucuydu.

Bu yanlış politika ile “sınırımızda Kürtler olmasın da ne olursa olsun” ile “IŞİD ve benzerleri ne kadar kötü olabilir ki, sonuçta Müslümanlar” karışımı bir şeydi.

Türkiye olarak bu yanlış politikanın bedelini her geçen gün ödüyoruz, ödemeye devam edeceğiz.

Fakat bu belgeler de gösteriyor ki, bedel ödeyen sadece komşu ülke olarak Türkiye değildir.

Bugün örgütün gerilemesine en büyük katkılardan biri sınırlarımızı sıkı tutmaya karar vermemiz ise… 

Türkiye’nin sınırlarından IŞİD ve benzeri örgütlere mensup kişilerin girip çıkmasına göz yumması bu heyulanın kontrol edilemez hale gelmesinde, tüm dünya için bir tehdit oluşturmasında ciddi rol oynamıştır.

Bunun, maalesef, lamı cimi yok.

NOT: Sevgili okurlar, bir süredir yazı yazamadığım için bana bir çok e-posta ve mesaj gönderdiniz. Hepsinde nazik ve güzel sözler vardı. Çok teşekkür ederim, nasıl iyi geldi anlatamam. Küçük aranın sebebi Oxford Üniversitesi’nde bir araştırma yapmak, Kürt sorunu ve çözüm süreci üzerine çalışmak için taşınıyor olmamdı. Bundan böyle elimden geldiğince size daha başka bir perspektiften, dünyadan, hayattan da haberler vermeye çalışacağım. Yine küçük aksamalar olursa, şimdiden affedin.