Suriye'ye müdahale hukuksuzdur, nokta

Öyleyse Türk Silah Kuvvetleri'nin hükümet direktifine rağmen ayak diremesi de 'emre itaatsizlik' sayılmaz çünkü...

Tarih 18 Haziran. PYD’nin, Tel Abyad’ı alarak IŞİD’in beslenme kanallarını kesmesinin üstünden iki gün geçmiş.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu, bakanlar ve Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, Suriye meselesini konuşuyorlar.

Ezcümle: TSK’nın Suriye’ye girip, güvenli bölge oluşturmasını istiyorlar.

Bunu bir süredir istiyorlar, geçtiğimiz Mayıs ayının başından beri arka kanallarda operasyon ihtimali konuşuluyordu. Konuşuluyordu da ‘en makul gerekçe’ bulunamıyordu.

Böyle olduğunu CHP vekilleri ve HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş o vakitlerde söylemişti.

Ama işlerin ciddiye binmesi…

Hayır, IŞİD neredeyse 1 yıl önce sınırımıza konuşlandığında değil…

Hayır, Adıyaman’dan Türkiyeli gençler cihatçı olmak için Suriye’ye gittiğinde değil…

Hayır, IŞİD Türkiye topraklarında bombalı eylem yaptığında değil…

PYD’nin yani Suriye Kürtlerinin Kobani’den sonra Tel Abyad’ı kontrol altına almasından iki gün sonra oldu.

Dolayısıyla, IŞİD Mare Hattı’na ilerlediği için tehlike artmışmış filan, bunu yutacak yerimiz kalmadı.

Hele de Suriye’ye girmek için kendi türbe toprağını bombalamayı düşünen bir istihbarat teşkilatını işittikten sonra…

Hele de Erdoğan ve Davutoğlu için Suriye meselesi “kişisel bir vendetta kalemine” dönüştükten sonra…

Operasyon hevesinin temel nedeninin IŞİD değil, PYD’nin IŞİD’e karşı üstünlük elde etmesi ve Kürtlerin Türkiye sınırında kantonlar kurması olduğunu biliyoruz.

Bu hevesle çıkılan yolda Türkiye’nin iç dengelerini çok ciddi biçimde sarsacak sonuçlar, tüm Türkiye için ciddi bedeller olacaktır. Onları önümüzdeki günlerde irdeleyeceğiz.

Ama bugün işin ABC’sinden başlayalım:

**

18 Haziran’da hükümet tarafından “Suriye’ye gir” talebi gelince, asker kendisine yazılı bir emir iletilmesini istiyor. Meclisten geçmiş olan tezkerenin bu isteğe cevaz vermediğini söylüyor. Sonuna kadar haklı. O tezkere TSK’nın Suriye’ye girmesine müsaade etmiyor.

Ya ne diyor?

Angajman kurallarına göre sınır ötesinden Türkiye tarafında ateş açıldığında cevap verebilirsin, sıcak takip yapabilirsin. Ki şu anda bu uygulanıyor.

Murat Yetkin’in Radikal’deki köşesinden öğreniyoruz ki, hükümet, TSK’nın haklı isteği nedeniyle müsteşarlığa bir yazılı emir, bir hükümet direktifi hazırlattı.

Peki hükümetin askere direktifini verdiği bu Suriye operasyonu meşru mudur?

Değildir.

Uluslararası hukukta “kuvvet kullanma yasağının” iki temel istisnası var.

BİR; meşru müdafaa.

İKİ; Birleşmiş Milletler antlaşmasının 7. Bölümü altında Güvenlik Konseyi’nin uluslararası barışı tehdit eden bir durum olduğuna ilişkin karar alması.

Ancak bu iki durum vaki olduğunda Türkiye’nin Suriye’ye ‘girmesi’ hukuka uygun sayılabilir.

Güvenlik Konseyi’nden birkaç yıldır böyle bir karar çıkmadığına göre istisnaların birincisine bakacağız:

“IŞİD’in faaliyetleri nedeniyle Suriye’ye girip kendime güvenli bölge yaratacağım”, meşru müdafaa değil, işgal sayılır.

Bush’un çok uğraşıp da meşrulaştıramadığı “önleyici vuruş”, gibi “önleyici operasyon” da taaruz sayılır.

“Ama sınırım tehdit ediliyor” argümanının cevabı, angajman kurallarıdır. Bu kuralların ötesine geçmek işgal sayılır.

Karşı taraftan gelebilecek muhtemel bir saldırı gerekçe gösterilerek başka bir ülkenin topraklarına girmek işgal sayılır.

Taaruzdur. İşgaldir. Nokta.

Bu durumda Türk Silah Kuvvetleri’nin hükümet direktifine rağmen ayak diremesi de ‘emre itaatsizlik’ sayılmaz, zira ‘hukuksuz emre’ itaat etme zorunluluğu yoktur.

Hukuk bu. Bilmek istersiniz diye düşündüm.