Tahir Elçi'yi kim öldürür?

Onun yüzüstü yere yığılmış bedenini gördüğümde Hrant abiyi kaybettiğimiz o günü hatırladım. Ve her geçen gün ne kadar çok kaybettiğimizi.

Tahir Elçi öldürüldü.

Bu cümleyi anlamaya, anlatmaya nasıl başlayacağız?

Bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum.

Benim için bir dostun, sağduyulu bir sesin, vicdanlı bir mücadelecinin kaybıdır. Türkiye’nin kalbinde doldurulması mümkün olmayan bir boşluk daha açıldı.

Acaba bunun farkında mıyız?

Tahir Elçi’nin yüzüstü yere yığılmış bedenini gördüğümde Hrant abiyi kaybettiğimiz o günü hatırladım. Ve her geçen gün ne kadar çok kaybettiğimizi.

Toparlayabildiğim ölçüde bu katliamın detaylarını anlatmaya çalışacağım.

**

Olay şöyle gelişti…

Tahir Elçi, Diyarbakır’daki Dört Ayaklı Minare’nin önünde bir basın açıklaması yapıyordu: “Bu kadim topraklarda savaş istemiyoruz. Çatışma istemiyoruz. Operasyon istemiyoruz.”

Açıklama yapılan alana önce bir taksi geldi, taksiye yaklaşan sivil polis içeriden açılan ateşle oracıkta şehit oldu. Taksinin içindekiler kaçmaya başladı. O andan itibaren Diyarbakır’da, şehrin orta yerinde, dört taraflı bir ateş hattı oluştu. Elçi, Dört Ayaklı Minare’nin hemen yanında koruma polisleri ve basın açıklamasını izleyen gazetecilerle birlikte duruyordu. Polisler ateşe cevap veriyordu ki aksi yönden gelen bir kurşun Elçi’nin şakağına isabet etti. İki gün önce “Dört Ayaklı Minare’ye suikast” tweet’i atarak bir tarihi yapıyı korumaya çalışan Baro Başkanı o tarihi yapının dibine yığıldı.

Görgü tanıkları Elçi’ye ateş eden kişinin sakallı biri olduğunu belirtiyor.

Bir başka tanığa göre o kişi Elçi’yi basın açıklamasına giderken de takip etmişti ve taksiyle gelen diğerlerinin yarattığı kargaşa ortamından faydalanarak suikastı gerçekleştirmişti.

Uzun süre çatışma sürdü, polisler yaralandı, gazeteciler yaralandı, havada uçuşan kurşunlar arasında sıkışıp kaldı.

Ve tabii uzun süre Tahir Elçi’nin bedeni orada kalakaldı.

Savaş değil, barış istiyoruz bu kadim topraklarda diyen bir kıymetli adamın bedeni…

**

Olay aslında bir de şöyle gelişti…

Tahir Elçi Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın kurucularındandı. İnsan Hakları Derneği üyesiydi. 90’lardaki faili meçhul ve köy yakma davalarındaki mağdurları savunuyordu.

Diyarbakır Lice’de öldürülen Medeni Yıldırım’ın, Cizre’de 12 yaşında sokakta öldürülen Nihat Kazanhan’ın ailelerinin avukatıydı. KCK sanıklarının avukatıydı. Roboski katliamı mağdurlarının avukatıydı.

Bilmem anlatabiliyor muyum?

Her zaman çözüm sürecini destekledi. Müzakere masasının ayakta kalması için yapıcı öneriler getirdi. Gerektiğinde devlet politikalarını, gerektiğinde Kürt siyasi hareketini, PKK’yi eleştirdi.

Bilmem anlatabiliyor muyum?

**

14 Ekim 2015’te, seçim atmosferinin en boğucu ve baskıcı günlerinde CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın Tarafsız Bölge programına katıldı. Amacı Kürt sorununu tartışırken yaratılan çeşitli bariyerlerin bizi çözümden uzaklaştırdığını anlatmaktı. Konuşmasının bir yerinde PKK terör örgütü değildir, siyasi bir harekettir dedi. Demesiyle birlikte önce sosyal medyada sonra da devlet medyasında linç edilmeye başlandı. 1 hafta sonra saat 02.00 civarında Diyarbakır’da gözaltına alındı. Terörle Mücadele ekipleri tarafından… Terör örgütü propagandası yapmak suçundan… Tutuklanma talebiyle çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Bugünden bakınca keşke tutuklansaydı denebilir.

Ya da bugünü yaşayalım diye tutuklanmadı… Bu da denebilir.

**

Tahir Elçi öldürüldü.

Bu cümlenin anlamını, bu kaybın kalbimizde açacağı boşluğu idrak etmek için zaman gerekecek.

Ama onun neden öldürüldüğünü bilmek için MOBESE kameralarının ötesine bakmak yeterli.

Oraya baktığımızda bu cinayetin ancak bu ülkenin en sahici düşmanı tarafından işlenebileceğini göreceğiz.