Tehdit etmeden güzel güzel aydınlatın bakalım

Çok basit sorular soruyorum. Çünkü, sevgili devletim, benimle senin aranda çok basit bir anlaşma var. Sen bir hukuk devleti gibi değil de, bir çete gibi davranmaya başlarsan, o anlaşmayı bozmuş olursun.

Adım adım, sakin sakin gidelim sevgili devletimin akıllı insanları.

Siz Suriye krizi çıktığından beri ne diyordunuz? Biz Suriye’ye sadece ilaç ve gıda yardımı yapıyoruz.

Fakat oradan haberler geliyordu, orada savaşan gruplardan, oradaki gazetecilerden, uluslararası basından ve sivil toplum örgütlerinden: Türkiye silah gönderiyor.

2012 Eylül’ünde Suriye’ye ilk kez giren Batılı gazeteci Robert Fisk ile yaptığım röportajda şöyle demişti: “Katar ve Suudi Arabistan’ın onlara para ve silah yardımı yaptığını biliyoruz. Suriye ordusu bana Halep’te buldukları silahları gösterdi. Belli ki o silahlar Türkiye’den gelmişti. İsveç yapımı silahlardı. Belki Şam’a başka ülkelerden geliyordur ama Halep’e Türkiye’den geliyor. Özgür Suriye Ordusu içerisinde 5-10 kişilik küçük gruplar var. Ve bu küçük grupların mobil hastaneleri, kutularca ilaç, serum, plazma, travma sargıları… Hepsinin üstünde Türkçe yazılar vardı. Hepsi Türkiye’deki hastanelerden gelmişti.”

**

Sonraki aylarda ve yıllarda silah yardımıyla ilgili çok daha açık ifadeler kullanıldı. Suriye’de savaşan grupların liderleri bunu doğrulayan sözler sarfetti.

Ocak 2014’te de Reyhanlı yolunda MİT TIR'ları durduruldu. Durduran jandarma ile TIR avanesi, yani MİT’çiler arasında tartışma çıktı. Savcılar, durdurduk çünkü içinde silah vardı dediler.

Siz, paralel maralel, laga luga, savcıyı tutukladınız.

Bununla ilgili tüm haberlerin link’lerini mahkeme kararlarıyla yayından kaldırdınız.

Evet, sevgili devletimin akıllı insanları, kati suretle kabul etmediniz. Yok öyle şey dediniz. Ne silahı dediniz. Kumpas dediniz.

Hatta daha 10 gün kadar önce Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın, Washington’daki bir toplantıda aynen şu cümleleri kurdu: “Bir parti yetkilisinin açıklaması olduğunu biliyorum. Ancak ben tekrar tekrar bu konuda devletin resmi görüşünü vurgulamak istiyorum. Suriye’deki kriz başladığından beri Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Dışişleri Bakanımızın da dediği gibi Türkiye Suriye’deki hiçbir gruba asla silah göndermemiştir. Parti yetkilisi o açıklamayı neden ve hangi temelle yaptı, bunu bilemiyorum.”

Kalın’ın, parti yetkilisi dediği, salavatlı Tayyip Erdoğan türküsü yakan Yasin Aktay’dı. Ve belli ki marifet saydığından, silah gönderildiğini, hem de ÖSO’ya gönderildiğini yumurtlayıvermişti.

Buraya kadar tamam mı? Tamam.

**

Peki şimdi… Soru soran herkesi tehdit ettiğiniz gibi, beni de tehdit etmeden, kabalık yapmadan, yumruk göstermeden, maçoluğa başvurmadan, bi aydınlatın.

Lütfen. Nolur. Allahaşkına.

Can Dündar yönetimindeki Cumhuriyet gazetesi geçtiğimiz Cuma günü durdurulan MİT TIR'larının içindeki ağır silahları gösteren videoları yayınladı. İlaç kutularının altına saklanmış bir yığın ağır silah.

Bunlar ne şimdi? Bakın çok basit soruyorum. Silah mı değil mi?

Ha, demek ki silah.

E, o zaman bugüne kadar defaatle doğruları söylemediniz. Bunun bir müeyyidesi olmayacak mı? Halkına yalan söylemenin?

Şimdi ne diyorsunuz? O silahlar Türkmenlere gidiyordu.

Suriye Türkleri Derneği Başkanı Ahmet Şirin’in (IŞİD militanlarının Niğde’deki saldırısına ilişkin dava dosyasında) konuşma kayıtları var. Kendisine silah gelmediğini ama ‘Ansar’a gönderildiğini söylüyor. Gayet sitemkar, gayet gücenmiş bir edayla.

Bu konuda doğru söylemek gibi bir sicili olmayan, sevgili devletimin akıllı insanları bize o silahların nereye gittiğini ivedilikle, belgeleriyle anlatır mısınız?

Ha belge yok mu?

Niye yok? Yoksa ulusal ve uluslararası hukuka aykırı bir iş yaptığınızdan mı yok?

Yoksa bir ülkeye kamyon kamyon silah göndermek suç mu?

Efendim, duyamadım.

Ha diyorsunuz ki Türkmen kardeşlerime yardım etmek hakkımdır. Madem hakkındır, madem doğru bir iş yapıyorsun, silahlar niye ilaç kutularının altına gizlenmiş, niye yıllardır doğruları söylemiyorsun?

**

Bakın… Çok basit sorular soruyorum.

Çünkü, sevgili devletim, benimle senin aranda çok basit bir anlaşma var. Sen bir hukuk devleti gibi değil de, bir çete gibi davranmaya başlarsan, o anlaşmayı bozmuş olursun.

Bunu yapma.

Gazeteciyi vatan haini, eski yol arkadaşlarını casus ilan ederek konuyu değiştirme.

Bizleri tehdit etmeden, şu sıraladığım sorulara cevap ver.

“Öyle kolay kolay bırakmayız.”

Çayı da demledik, bekliyoruz.

  

 

http://www.radikal.com.tr/1370435137043510

YORUMLAR
(10 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

......... - L09

Momentum kodlu yorumcu olayı özetlemiş.Bu işler yapılır da böyle yapılmaz.Beceriksizlik diz boyu.Padişahımız efendimiz ve partisi,devletin bütün kurumlarını allak bullak etti.Acınası bir haldeyiz.Dış politika zaten rezil bir durumda.Ne yaptığımızı....nasıl ve neden böyle yaptığımızı eminim dışışleri çalışanları da akıl erdiremiyordur.13 yılda ülkeyi bir muz cumhuriyetine çevirdiler.Ne hukuk kaldı ne devlet geleneği,ne de padişahımızın gazabından korkmadan doğruları yapacak bir kurum.Allah bu ülkenin yardımcısı olsun.....gerçekten yardıma ihtiyacımız var.

Ne yani mit tırlarından patates mi çıkacaktı - yavuz_kınacı

Ne saçma bir memleket olduk ya Ne yani mit tırlarından patetesmi çıkacaktı.Her devletin istihbaratının gizli işleri vardır bunu anlamamak için deli olmak gerek. Ha akp ye felan da oy vermiyeceğim buda bilene hırsızlarında karşısındayım .bu sadece mit tırları hakkındaki fikirlerim

" Yalan " denen illet!! - user433512

Bu ülkede 'yalan'denen, gercekten 'tiksinti' veren 'illet'den,kendi adıma ben artık,bırakın usanmayı,yalanları peşisıra sıralamaktan çekinmeyenler adına en hafif ifadeyle,utanç duyar oldum.Çok merak ediyorum,bu arkadaşlar,sabah aynaya baktıklarında ne görüyorlar,başta çoluk çocukları olmak üzere çevreleri karşısında,kendilerini nasıl hissediyorlar? Üstelik bu arkadaşların tamamına yakını,ağızlarını her açtıklarında " kutsal" kavramlar konusunda,hani derler ya," mangalda kül bırakmıyorlar". Umurlarında mı bilmem ama,başta 'kutsal değerler' olmak üzere,toplumun yüzyıllar içinde oluşturduğu birçok değere çok büyük zarar veriyorlar.Bu ülkenin sadece bugününe değil geleceğine de büyük zararlar veriyorlar.Yazık oluyor bu ülkeye ve insanına! Hem de çok yazık!!

Belki kabustur. - user781727

Bu, ya kötü bir rüyadır , yada lanetlenmişiz. Bir halk topyekün bu kadar nasıl uyuşur , aklım almıyor.

Sadece bu bile - muratcelik123

Diğer yüzlerce şeyi saymıyorum sadece bu bile demokratik bir ülkede iktidarı "bitirirdi". İktidar mensupları kaçacak delik arardı. Ama maalesef Türkiye son 12 senede demokrasiden hızla uzaklaştığı için bu "olmayacak". Seçimlerden medet ummak ise bana anlamsız geliyor zira yarış adil "değil". AKP yüz metre yarışında rakiplerinin ayağına ağırlık bağlamış. Ne kadar antreman yaparsan yap böyle bir yarışı kazanamazsın. Muhalefetin halka "doğru bir şekilde ulaşabilmesi" alabildiğine zorlaştırılmış. Zaten o yüzden demokratik ülkelerde AKPnin başvurduğu yöntemlere (zorbalığın türevleri) başvuran siyasi partiler kapatılıyor. AKPnin seçim kazanması "zorbalığın" seçim kazanması demektir...

Afrika Atasözü:''Filler tepişir çimler ezilir- Filler sevişir yine çimler ezilir." - user885022

Okuyunca hemen başlıktaki meşhur Afrika Atasözünü hatırladım.Bu tartışma o kadar kolay anlaşılır bir hikaye (planlayıcıları, tasarımı, hedefleri, oyuncuların yerli-yabancı çeşitliliği vb) ve kısa sürede bitecek gibi gözükmüyor.Aklıma rahmetli Mahir Kaynak'ın Sabah Gazetesi'nde yayımlanan son roportajı geldi. Sizilerle de paylaşmak istedim. Zira, adı geçen son yıllarda ülkemizde yaşanan olayları deneyimlerine ve yeteneklerine (gri madde, kurgu ve analiz yeteneği vb) dayanarak farklı açılardan bakarak değerlendirmiş ve yapıcı önerilerde bulunmuş gözüküyor! http://www.sabah.com.tr/gundem/2015/02/14/mahir-kaynak-son-roportajini-sabaha-vermisti

- momentum

Ben size bu işin esas kepazelik tarafını söyleyeyim: öncelikle, Türkiye'nin Suriye'ye silah göndermesinde bu kadar şaşılacak bir şey yok. Benzeri şeyleri her devlet yapar. Çok netameli bir iştir, ve de riskli. Çoğu zaman yasal olmayabilir. Ama devletler bunu yapar, Türkiye de yapar. O gruba yapar veya bu gruba yapar. Bu konuda devletler arasındaki kalite ve beceri farkını ortaya çıkaran şey bu işin yapılıp yapılmadığı değil, nasıl yapıldığı. İşte Türkiye gibi, devletlik vasfını her geçen dönem kaybeden, ideoloji ve dava ile yönetilen, liderin öfkesine mahkum, kurumları siyaseten bozulmuş, vasıfsız ve içleri boş, kişilerin ya korkak ya ukala yetiştirildiği bir devlet, komşu ülkedeki muhalifleri desteklemek gibi ciddi bir işin içine anca böyle bir ciddiyetsizlikle giriyor. Kendi paçasını toplamaktan aciz MİT, bir de sınır aşırı icraata soyunuyor. Tek yeteneği, başındaki adamın iktidara yakın olması. ABD, uzun yıllar boyunca Sovyetlere karşı Afgan mücahitlerine para, silah, eğitim, ilaç ve her türlü yardımı yaptı. Hiç duydunuz mu, Amerikalıların burada bir açık verdiğini ve zor durumda kaldığını? Türkiye silahı daha kendi topraklarından geçirmeyi beceremiyor. Ya MİT havalara girdi, arkamızda başbakan var dedi, işin içine balıklama daldı, ya da diğer kurumlar ona gıcıklık yaptı. Fark etmez. Amasya'dan soğan taşır gibi silah taşıyorlar da kendi ülkelerinde enseleniyorlar. İyi ki Osmanlı bitti ve dünyayı biz yönetmiyoruz artık. Allah'ın adaleti var.