Uyanın, "PKK ve paydaşları terör örgütüdür" bitti

Artık neyin inkarını ediyorsun? Neyin terör örgütünden bahsediyorsun? Tamam artık! Bunu başka bir evrene geçmek için fırsat bil.

Reuters’a konuşan bir Türk yetkili: “Şah Fırat operasyonu Kobani üzerinden Kürt yetkililerin desteğiyle yapıldı.”

PYD’nin silahlı gücü YPG’nin basın açıklaması: “Bu operasyon YPG Komutanlığımızın bilgisi dahilinde ve YPG Kobane güçlerimizin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Türk devletinin talebi ve koalisyon güçlerinin isteğini değerlendiren komutanlığımız, insani boyutları ön planda olan operasyonda bir sakınca görmemiş ve onay vermiştir.”

PKK’nin silahlı kolu HPG’nin yöneticisi Murat Karayılan: “Türk devlet yetkilileri operasyonla ilgili olarak Kobani Kantonu yöneticileri, YPG/PYD ile 5 kez görüşme gerçekleştirdi. Türbeye 3 km yaklaşana kadar YPG araçları Türk güçlerine eşlik etti.”

Kobani YPG komutanı Dijvar Xebat: “200 YPG’li operasyona katıldı. İnsanlık görevimizi yaptık.”

Kobani Kantonu Başbakanı Enver Müslim: Operasyonun yapılacağı gün Ankara’daydı.

**

Hal Kürt tarafında böyleyken, Türkiye tarafında şöyle…

Bir nevi AK Parti temsilcisi Abdülkadir Selvi: “Ne PYD’ye ne IŞİD’e bize eşlik edin ya da yol güvenliğimizi sağlayın denilmemiş. PYD ve IŞİD’e bilgi verildikten sonra, ‘Eğer en ufak bir kıpırdanma olursa, ateş topuna çeviririz’ mesajı verilmiş. Askeri birliklerimizin geçişi sırasında arkalarına bazen PYD’ye ait bazı araçlar takılmış. Ne koruma ne taciz amaçlı. Sadece biz de varız babından. IŞİD ise ortalarda gözükmemiş. Bir başka nokta daha. Demek ki bu coğrafyada Türklerle Kürtler birbiriyle çatışmasa, hatta ittifak etse, Ortadoğu’nun dengesi değişir. Bu arada konuştuğum bazı ilgililer, operasyonda PYD’nin katkısını inkar etmiyorlar.”

İnkar etmiyorlar da, peki bu ne? Cumhurbaşkanı danışmanı İbrahim Kalın: “Operasyon aşamasında hiçbir örgütle temas sağlanmadı. PYD bizim için bir terör örgütüdür.”

Selvi’nin dahi “Demek ki bu coğrafyada Türklerle Kürtler birbiriyle çatışmasa, hatta ittifak etse, Ortadoğu’nun dengesi değişir” basit sonucuna varabildiği bir ‘azami gözlem zemininde’ Cumhurbaşkanlığı’nın inkar refleksini çalıştırması, ‘terör örgütü’ söylemini piyasaya çıkarması izahı güç bir yalpalama…

Artık neyin inkarını ediyorsun? Neyin terör örgütünden bahsediyorsun?

PKK/PYD Kobani’de hakimiyeti kurana dek adım atamadığın yere adım atmışsın, operasyonu akıllıca bir hamleyle birlikte hayata geçirmişsin, Öcalan bayrağının az ötesine Türk bayrağını dikmişsin…

Tamam artık!

Bunu başka bir evrene geçmek için fırsat bil.

**

İki saniyede size o başka evren nasıl bir evren anlatayım…

KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık geçtiğimiz hafta bir röportajında şunu söylüyordu: “Önderliğimiz ve hareketimiz için neredeyse yarım asırdır çok bilinçli ve örgütlü bir şekilde geliştirilen kara propaganda ve oluşturulmak istenen imaj yerle bir olmuştur… Hareketimizin, DAİŞ faşizmine karşı demokrasi, özgürlük ve insanlık değerlerini savunması, insanlık nezdinde büyük bir saygınlık yaratmıştır. Vicdan sahibi herkes demokrat – devrimci, aydın, yazar ve sanatçılar, akademisyenler ve politikacılar PKK gerçekliğini daha yakından anlamışlardır. Kamuoyunda PKK’ye karşı gelişen bu olumlu tepkiler devletler üzerinde de ekti yapmıştır. Bu nedenledir ki, PKK’nin terörist olmadığı, terörizm listesinden çıkarılması yönünde yoğun tartışmalar yapılmaktadır. ABD’nin, şu saatten sonra PKK düşmanlığı üzerinde politika yürütmesi zordur. Rojava devrimi karşısında ABD, Fransa vb. Avrupa devletleri tutumlarını değiştirmek zorunda kalmışlardır. İsrail’in, Erdoğan ve AKP düşmanlığı ve karşılıklı yaşadığı sorunlar karşında PKK ve Kürt düşmanlığı üzerinde politika geliştirmesi gerçekçi ve kolay olmayacaktır. Rusya, Kürt sorunu karşısında başından beri edilgen ve pasif kalmıştır. Ortadoğu’da politika geliştirmek istiyorsa, Kürt gerçekliğini ve PKK hareketini görmek ve tanımak zorundadır.”

Bayık’ın çizdiği tabloyu şaşalı bulanlar olabilir ama mantık silsilesinin doğru işlediğini de kabul etmek gerek. PKK açısından üç yıla yakın süredir tüm çatlaklarına ve tıkanıklıklarına rağmen çözüm sürecini devam ettirmenin en temel sebebi buydu. PKK’yi ‘terörist’ hanesinden çıkarıp ‘sözü geçer bir Ortadoğu siyasi aktörü’ haline getirmek. Takdir edersiniz ki böyle bir amaç güdülürken Türkiye ile savaşmak olmazdı. Dolayısıyla zannedildiği gibi ne Kürt hareketinin ne de PKK’nin bu süreçle ilgili birincil derdi özerklik veya bağımsızlık idi. Dert, uluslararası algıyı yeniden inşa etmekti. Ve ettiler. Ciddi bir hata yapılmazsa bu noktadan da geriye düşmezler.

O nedenle diyorum ki, Türkiye devleti de yol yakınken, (Şah Fırat operasyonunda yaşandığı gibi) ihtiyaç hasıl oluyorken dilini ve duruşunu değiştirsin.

Zira “PKK ve paydaşları terör örgütüdür” devri sona erdi. Bırakınız.