Velev ki Kürtler'e seçim oltası

Biz 'barış'ımıza bakalım arkadaşlar. Bu paket ile AK Parti'nin düşünce dünyasının veya şahsi hesaplarının hiçbir önemi kalmamıştır.

Çözüm süreci ile ilgili beklediğimiz yasa paketi meclise geldi. 6 maddelik. Elbette sıkıntılı noktaları var.

Tarhan Erdem’in de yazısında ifade ettiği gibi (http://goo.gl/UChSni ) en büyük dert isimle başlıyor. “Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Yasa Tasarı” demişler. Sürecin aktörleri, bu tür sorunların çözümünde rol almış uluslararası ara bulucular, siyasetçiler, akademisyenler hep aynı şeyi söylediler: Terminolojiye dikkat! Terör kelimesi sorunu çözecek konuşmayı başlatmaz, bitirir. Fakat AK Parti bunu anlamıyor yahut tabanını ikna etmek üzere bile isteye “terör” kelimesini işin içine katıyor. Daha doğrusu başlık olarak atıyor.

Elbette bu sadece bir “yanlış terminoloji” ya da “hatalı başlık” denerek küçümsenmeyecek bir zihniyet tezahürü. Kürt sorununu tam anlamamış olmanın aleni kanıtı.

Fakat bu benim umurumda değil. Valla değil. Yalnız lütfen bi durun. Daha bitmedi.

Pakette eve dönüş ile ilgili de bir madde de var. “Silah bırakan örgüt mensuplarının eve dönüşleri ve sosyal yaşama katılım ve uyumların temini için gerekli tedbirleri alır” şeklinde ifade edilmiş. Son derece muğlak, gençlerin dağa çıkma sebebini ortadan kaldırmadan indirmenin zorluğundan bihaber bir yaklaşım. Ama bir başlangıç. Altı doldurabilir. Ki Öcalan’ın da son 6 aydır tüm görüşmelerde yinelediği bir talep olduğunu düşünürsek detaylarının dağdaki gerilla açısından ‘işleyecek’ biçimde tasarlanmış olduğunu varsayabiliriz.

**

Paket içinde ilerleyelim…

Gerekli görülmesi halinde, yurtiçindeki ve yurtdışındaki kişi, kurum ve kuruluşlarla temas, diyalog, görüşme ve benzeri çalışmalar yapılmasına karar verir ve bu çalışmaları gerçekleştirecek kişi, kurum ve kuruluşları görevlendirir” ve "Bu kanun kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmaz" hayati önemde. Bunu diyebildiysen benim açımdan tamamdır.

Niye derseniz… Bu madde ile tüm siyasiler Öcalan ile görüşebilir, sürecin boşta kalan ayağı olan PKK’nın dahil edilmemesi sorunu çözülebilir çünkü Kandil’e de gidilebilir. Ki acilen gidilmelidir. Bizzat Başbakan gidebilir. Kemal Kılıçdaroğlu, örneğin, işin özünü anlamak üzere birinci ağızdan bir tur Öcalan’dan bir tur Cemil Bayık’tan, bir tur Murat Karayılan’dan dinleyebilir. Avrupa’daki Kürt diasporası, PKK liderleri Remzi Kartal ve Zübeyir Aydar aktif çözüm aktörlerine dönüşebilir. Ki bu manada çok etkili ve faydalı kimselerdir.   

Öcalan’ın ve Kandil’in başından beri söylediği ve istediği buydu. Çemberin bu şekilde genişlemesi, müzakerenin normalleşmesi.

**

Bu 6 maddelik paket, yerel yönetimlerin kuvvetlendirilmesi, Kürt kimliğinin anayasal güvence altına alınması, anadilde eğitimin önünün açılması ve Terörle Mücadele Kanunundaki garabetlerin yok edilmesi gibi acil diğer sorunları kapsamıyor. Ama, dediğim gibi, bir başlangıç. Hem de iyisinden.

Beşir Atalay’ın dediği gibi “çözüm safhasına yaklaşıyoruz” değil, yeni başlıyoruz.

En azından müzakerenin ilerlemesinin önü açılmış oluyor, görev alacak kimseler özgürleşiyor, şeffaflık vaadiyle kamuoyunun bir miktar sürece katılması planlanıyor.

Sadece AK Parti’nin demokrasi kapasitesiyle ilgili beklentimi asgari sınıra çekmiş olmamdan değil, objektif olarak baktığımda da bu paketin çok pozitif olduğunu görüyorum. 

 

Ve hiç eveleyip gevelemeden söyleyeyim: Bu Kürt siyasi hareketinin başarısıdır. 2 yıllık bu süreçte zaman zaman tabanlarına karşı zor ve mahcup kalarak masada kalmayı sürdürdüler, en az AK Partili yöneticiler kadar, hatta daha büyük risk aldılar. Ve ciddi bir kazanım sağladılar. Artık müzakere sahiden başlayabilir.

Şimdi gelelim işin en konuşulan kısmına…

Başta ‘umurumda değil’ demiştim. Evet, AK Parti’nin Kürt sorununun özünü anlamıyor olması bugün geldiğimiz noktada önemli değil.

İkinci umurumda olmayan konu da AK Parti’nin bu paketi hazırlarken samimi olup olmadığı, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Kürtlere “rüşvet” olarak görülüp görülmeyeceği…

Velev ki samimiyetsizler… Velev ki seçim arifesinde Kürtlere olta atıyorlar…

E yani?

Biz ‘barış’ımıza bakalım arkadaşlar. Bu paket ile AK Parti’nin düşünce dünyasının veya şahsi hesaplarının hiçbir önemi kalmamıştır. 

Kürt sorununun müzakere yoluyla çözüleceği yasal zemin oluşmuş, siyasetin tüm organları sürece dahil edilmiştir. Bugün itibariyle, ‘Daha ne…’ demek isterim.

NOT: Bu arada… Beşir Atalay “Hangi aşamada çözüm süreci başarıya ulaşmış olur?” sorusuna “Şiddetin bittiği silahın bırakıldığı, dağdakilerin uygun şekillerde kendi evlerine ailelerine dönmeleri hedef budur. Oraya ulaşıldığında ulaşmış olacaktır” diye cevap vermiş. Hayır. Çözüm süreci, Kürtler devletin ipoteklediği demokratik ve insani haklarına kavuştuğunda, devlet Kürtlere karşı işlediği suçların hesabını verdiğinde bitecektir. Kayda böyle geçsin.