2013'e doğru (3)

Dışsal koşullar belirttiğim doğrultuda gerçekleşirse 2013'ün 2012'ye kıyasla daha iyi bir yıl olmasını bekliyorum.

Sıra temel senaryoda, temel makro büyüklüklerimizin 2013’te nasıl şekillenebileceğini tartışmaya geldi. Önceden sonucu söyleyeyim: Dışsal koşullar son yazımda belirttiğim doğrultuda gerçekleşirse 2013’ün 2012’ye kıyasla daha iyi bir yıl olmasını bekliyorum. Kısacası, Orta Vadeli Program’ın yüzde 4 büyüme tahminini gerçekçi buluyorum. Ama dikkat: Temel senaryodaki kabullerimin gerçekleşmesi halinde gerçekçi. Sırayla büyüme oranımızı etkileyecek faktörleri ele alıyorum:

1- İHRACAT: Lirada reel bir değer kaybı beklememek gerekir. Bu durumda, ihracat performansımızın ana belirleyicisi dış talep olacaktır. İhracat pazarlarımızda büyüme sınırlı kalacaktır. Dolayısıyla, ihracat performansımızda oldukça sınırlı bir iyileşme olur ve ihracatın büyümeye katkısında 2012’ye göre sınırlı bir artış beklenir.

Yatırım iştahı artar

2- Yatırım: Yatırım yapma iştahı 2012’ye göre artacaktır. Yurtiçi kredi artış oranının ekonomi yönetimince sınırlanması nedeniyle kredi arzı, yatırımların gerçekleşmesine 2012’de verdiği destekten daha fazla destek vermez. Dolayısıyla, artan yatırım iştahının yatırıma dönüşmesi, yurtdışı finansman olanaklarının ne ölçüde artacağına bağlı olacaktır. Şirketler kesiminin döviz pozisyonunu açmasına, alınacak bir kararla engelleme gelmeyeceği varsayımı altında, yatırım harcamalarında bir miktar artışın gerçekleşmesi beklenir. Liranın reel olarak değer kaybetmeyecek olması da bu olguyu destekleyecektir.

3- Tüketİm: Yurtiçi kredi artış oranının ekonomi yönetimince sınırlanması nedeniyle kredi arzı, tüketime 2012’de verdiği destekten daha fazla destek vermez. Kısa vadeli faiz oranları temmuzdan beri düşüyor. Bu düşüş mevduat faizine kısmen yansıdı. Kredi almaya ihtiyaç duymayanların tüketimi ve kredi almayı gerektirmeyecek harcamalar artar. Tüketimde yatırımlara kıyasla daha fazla kıpırdanma olur.

4- Sonuç: Yüzde 4 ve az üzerinde bir büyüme gerçekleşebilir. İşsizlik oranımız yüzde 9’un biraz üzerinde bir katılık gösterir. Cari açığımızdaki iyileşmenin durması beklenir. Enflasyon ise yüzde 6 civarında oluşabilir.

5- Maliye politikası: Büyümeye destek verecek fazla bir manevra alanı -en azından 2013’ün ilk yarısında- yok.

6- Para Polİtİkası: Merkez Bankası’nın (MB), mevcut koşullar sürerse, yüzde 4 büyümeye ulaşılabileceğini düşündüğü anlaşılıyor.

Temel enflasyon ve büyüme ‘aşırı yükselme’ eğilimine girmedikçe, daha önce yaptığı gibi yüzde 6-7 arasında bir enflasyonu ‘tolere’ edebilir.

TL’ye yoğunlaşma

Bu durumda, Merkez Bankası asıl olarak lirada oluşabilecek değerlenme baskısına yoğunlaşacaktır. Para politikasının temmuz başından beri gevşetildiğini unutmamak gerekiyor. Bu nedenle, politika faizinde çok sınırlı bir manevra alanı var. Değerlenme baskısı artarsa birden fazla araç devreye girecektir: Faiz koridoru aşağıya çekilerek ortalama kısa vadeli faiz, politika faizi düşürülmeden, faiz koridorunun alt sınırına ‘yapıştırılabilir’. İkinci olarak, yurda gelen dövizin bir kısmı, döviz piyasasına uğramadan Merkez Bankası’na çekilmeye çalışılır (rezerv opsiyon katsayısının arttırılması, döviz cinsi mevduatlara uygulanan zorunlu karşılıkların arttırılması gibi). Üçüncü olarak, döviz alım müdahaleleri başlayabilir.

Dikkat ederseniz para ve maliye politikasını sonuçlardan sonra tartıştım. Basit bir nedeni var: Mevcut dinamiklerle yüzde 4 büyüme ve yüzde 6-7 enflasyon ulaşılabilir görünüyor. Bunlardan sapma olması ihtimali belirirse ekonomi politikası aktifleşecektir. Sıra farklı senaryoları ele almakta. Gelecek yazıda...