2013'e doğru (5)

Yüzde 20 gibi bir kredi artış oranına 'izin' verilmeyeceğini düşünüyor insan. Ama yaklaşan seçimler nedeniyle emin olmak da zor.

Temel senaryoyu oluştururken 2013’e ilişkin önemli varsayımlar yaptım. Bunların içinde en ‘cesuru’ ABD’nin mali uçuruma düşmeyeceği varsayımıydı. Son yazımda ise mali uçuruma düşülmesi halinde halimizin nice olacağını kısaca değerlendirdim. ‘Cesur’ olmasa da çok önemli bir kabulüm daha var: Ekonomi yönetiminin 2013 boyunca kredi artış oranını yüzde 15 düzeyinde sınırlayacağını varsaydım.

Kredi artış oranı

Salı günü Merkez Bankası yeni yılda nasıl bir para ve döviz kuru politikası uygulayacağını açıkladı. Uygulamanın anlatıldığı raporun dokuzuncu sayfasında başlayan 18 numaralı paragrafta şöyle deniliyor: “Önümüzdeki dönemde sektörün yıllık kredi artış hızı ortalamasının yüzde 15’i aşmaması fiyat istikrarını ve finansal istikrarı destekleyecektir.

Kredi artış oranının makul düzeylerde kaldığı bir ana senaryoda cari dengenin de sürdürülebilir bir seyir izlemesi beklenmektedir.” Bu durumda, yüzde 15 isteniliyor ama bu düzeyin az biraz üzeri de kabul edilebilir gibi duruyor Merkez Bankası’nca.

Kredi artış oranının 2013’ün makroekonomik büyüklükleri için ne ölçüde önemli olduğu, pehlivan tefrikasına dönüşen bu dizinin önceki yazılarından da belli. Yatırım için kısa bir alıntı yapayım: “Yatırım yapma iştahı 2012’ye göre artacaktır.

Yurtiçi kredi artış oranının ekonomi yönetimince sınırlanması nedeniyle kredi arzı, yatırımların gerçekleşmesine 2012’de verdiği destekten daha fazla destek vermez. Dolayısıyla artan yatırım iştahının yatırıma dönüşmesi, yurtdışı finansman olanaklarının ne ölçüde artacağına bağlı olacaktır.” Tüketim içinse şu paragraf: “Yurtiçi kredi artış oranının ekonomi yönetimince sınırlanması nedeniyle, kredi arzı, tüketime 2012’de verdiği destekten daha fazla destek vermez. Kısa vadeli faiz oranları temmuzdan beri düşüyor. Bu düşüş mevduat faizine kısmen yansıdı. Kredi almaya ihtiyaç duymayanların tüketimi ve kredi almayı gerektirmeyecek harcamalar artar. Tüketimde yatırımlara kıyasla daha fazla kıpırdanma olur.”

Kredi artış oranının yüzde 15 değil de mesela yüzde 20 olmasının önemli etkileri olacaktır. ABD’nin mali uçuruma düşmediği ve Avrupa’da işlerin bugünkünden kötü gitmediği temel senaryoda, bu durumda, büyüme oranı yüzde 5’i zorlayacaktır. Aşma ihtimali bile olabilir. İşsizlik oranının bugün ulaştığı yüzde 9,3 düzeyinden daha fazla olamayacağına emin olabiliriz aynı ortamda. Bunlar arzu edilir yönde gelişmeler.

Cari açık artar

Ancak aynı koşullarda, cari açığımızın kesin olarak artacağına dikkat etmek gerekir (enerji fiyatları temel senaryoda bugünkü düzeyde kalıyordu). 2012’de düşmesine karşın cari açığımızın hâlâ yüksek bir düzeyde olması nedeniyle böyle bir gelişme istenmiyor ekonomi yönetimince. 2014’e yüksek bir cari açıkla girilmesinin başka bir sakıncası daha var: Temel senaryoda ABD’de işler yolunda gideceği için ABD Merkez Bankası’nın 2015’te faizleri yükseltmeye başlaması beklenir. Faizlerin arttırılacağı bekleyişi, daha öncesinde yükselen piyasa ekonomilerini olumsuz yönde etkileyebilir (döviz çıkışları olabilir). Böyle bir ortamda cari açığın, yani döviz ihtiyacının çok yüksek olması açık ki arzu edilen bir şey değil.

Bu çerçevede bakınca, yüzde 20 gibi bir kredi artış oranına ‘izin’ verilmeyeceğini düşünüyor insan. Ama yaklaşan seçimler nedeniyle emin olmak da zor. Dördüncü çeyrek büyümesi ile 2013’ün ilk aylarındaki öncü göstergeler bu açıdan belirleyici olabilir. Bu arada, salı günü açıklanan aralık ayı kapasite kullanım oranının ve reel kesim güven endeksinin, dördüncü çeyrek büyümesi açısından iyi bir mesaj vermediğini vurgulamak isterim.