2015 sonuna geldiğimizde ekonomimiz nasıl olacak?

Rusya'da yaşananlar net dış kaynak girişine son derece bağımlı ülkelerde önemli kur ve faiz artışlarına yol açtı.

Birkaç yazı 2015’te Türkiye ekonomisinde neler olup biteceği hakkında düşündüklerimi yazmak istiyorum. Önce ekonomimizin nasıl bir yol izleyeceğini belirleyecek temel unsurları tartışacağım. Sonra da 2015’e ilişkin tahminlerime yer vereceğim. Sonucu şimdiden söyleyeyim: Büyüme ve işsizlik açısından 2015’in 2014’e kıyasla biraz daha kötü geçeceğini düşünüyorum. Cari açık biraz daha iyileşebilir. Yıllık ortalama enflasyonda da bir miktar iyileşme olacak ama hedefin ve hedeften yüksek olan resmi tahminlerin oldukça üzerinde kalacak enflasyon.
İleriye ilişkin tahmin yaparken, tahmin yapılan değişkenleri belirleme gücü olan ama bizim kontrol edemediğimiz faktörlerin nasıl şekilleneceğini dikkate almak gerekiyor. Mesela gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının kararları, ihracat pazarlarımızdaki gelişmeler, Rusya krizi gibi. Bir de kendi hükümetimizin kontrolünde olan faktörler var: Ekonomi politikasının nasıl bir yön izleyeceği hakkında da bir şeyler söylemek gerekiyor. Üçüncü grupta ise hem bizim yapacaklarımıza hem de başkalarının politikalarına bağlı unsurlar var: Suriye savaşı, Irak, ‘çözüm süreci’, ABD ve AB ilişkileri gibi. Bunların nasıl şekillenebileceğini içeren farklı senaryolar yapmak gerekir ki, önemli ekonomik değişkenlerin ne gibi değerler alabileceğini tartışmak mümkün olsun. Aksi, bir miktar ‘serbest atış’ olur.

Bu çerçevede, önce Rusya ve petrol fiyatları ile başlayayım. Böylece son yazımda “devam edeceğim” diye verdiğim sözü de tutmuş olurum. Rusya, öyle anlaşılıyor ki 2015 yılını kaybedecek. Şu sıralarda bir miktar yatışmış gibi görünse de kriz biraz daha derinleşecek. Rusya’nın resmi tahminleri bile Rusya ekonomisinin yüzde 5 civarında daralacağı yönünde. Muhtemelen, ilerleyen haftalarda ruble biraz daha değer kaybedecek, faizler yükselecek, ekonomik küçülme daha da artacak.

Rusya’da yaşananların şüphesiz arka planındaki temel unsur petrol fiyatlarındaki düşüş. Dolayısıyla, ne petrol fiyatlarının Türkiye üzerindeki etkilerini Rusya’dan bağımsız olarak incelemek ne de Rusya’daki gelişmelerin Türkiye’ye olası yansımalarını petrol fiyatlarından bağımsız analiz etmek mümkün.

Oldukça kaba bir hesap yapayım: Son 12 ay itibariyle Rusya’ya toplam mal ihracatımız 6.2 milyar dolar tutarında. 2013 yılında Türkiye’ye gelen turistlerin yüzde 12’si Ruslar. Turizm gelirlerimizin son 12 aydaki toplamı ise 29.7 milyar dolar. Milliyetinden bağımsız olarak kişi başına turist harcamasının aynı olduğunu kabul edeyim. Bu durumda son 12 aydaki turizm gelirlerimizin 3.6 milyar dolarının Rusya kaynaklı olduğu belirtilebilir. Bir de ‘bavul ticareti’ var; son 12 ayda 8.7 milyar dolar elde etmişiz. Bunun yarısı da Rusya ile yapılmış olsun. Bu durumda müteahhitlik ve benzeri gelir kalemleri dışında son 12 ayda Rusya kaynaklı 14.2 milyar dolarlık mal ve hizmet gelirimiz olduğu belirtilebilir.

Soru şu: Rusya’da yaşanmakta olan ve 2015’te de sürecek olan kriz bu gelirlerimizi nasıl etkiler? Küresel kriz bir fikir verebilir. 2009’da Rusya’ya olan ihracatımız 2008’e göre yüzde 50 azalmış. 2009’da Rusya ekonomisi yüzde 7.8 oranında küçülmüştü. 2015 yılında Rusya’nın yüzde 5 civarında daralacağı resmi tahminlere yansıdığına göre ve resmi tahminlerin bir miktar iyimserlik taşıma ihtimali dikkate alındığında, 2009’da Rusya’ya ihracatımızın yüzde 50 oranında azalmasından yola çıkarak, 2015’te Rusya’dan elde edeceğimiz döviz kazançlarının (müteahhitlik ve kâr transferleri hariç) yüzde 40 azalacağını kabul edeyim. Bu durumda, saydığım kalemlerden elde edeceğimiz döviz gelirlerinde 5.7 milyar dolar azalma olacağını beklemek gerekir.

Öte yandan Rusya’nın küçülmesine yol açacak olan petrol fiyatlarındaki azalma ithalat faturamızı da azaltıyor. Varil başına 10 dolarlık fiyat düşüşü, ithalatımızı yaklaşık 1.3 milyar dolar aşağıya çekiyor. Şu anda petrolün varil fiyatı 60 dolar. Yaklaşık 50 dolarlık bir düşüş var dolayısıyla. Petrol fiyatının 2015 yılında biraz artarak 65-70 dolar aralığında seyredeceğini kabul edeyim. Bu durumda, 2015 yılında petrol ithalatımız kabaca 5.9 milyar dolar azalacak.

Bu hesaplamalardan ortaya çıkan sonuç şu: Petrol fiyatlarındaki düşüş ile bu düşüşün Rusya’ya olası olumuz etkilerinin cari işlemler dengemiz üzerine yansımaları kabaca nötr olacak. Ancak bu hesaplamada diğer petrol üreticisi ülkelere yaptığımız ihracatın ve onlardan elde edeceğimiz turizm gelirlerinin düşeceğini ama buna karşılık muhtemelen doğalgaz faturamızın da bir miktar azalacağını dikkate almadım. Keza müteahhitlik gelirlerimizde olabilecek düşüş de yok bu hesapta.

Ama Türkiye üzerine asıl etki bunlar olmayacak. Son haftalarda gözlediğimiz gibi, Rusya’da yaşananlar net dış kaynak girişine son derece bağımlı ülkelerde önemli kur ve faiz artışlarına yol açtı. Mesela Türkiye’de ve Brezilya’da. Benzeri hareketleri 2014 başında da gözledik. Keza Mayıs 2013’te Fed Başkanı Bernanke’nin meşhur (meşum) konuşmasından sonra da. Bu tür keskin hareketler ve elbette bunların arkasındaki temel neden (dış finansmanın azalması) bir süre sonra ekonomiye duyulan güveni aşındırıyor ve yatırım yapma hevesi düşüyor. Aynı zamanda bankaların açtıkları kredi miktarı olumsuz yönde etkileniyor. Bu gelişmeler bir süre kalıcı olurlarsa, arkadan da büyüme oranında düşüş ve işsizlikte artış geliyor. Bu gelişmeler dikkate alındığında, önümüzdeki dönemde asıl üzerinde durmamız gereken, net sermaye girişlerindeki gelişmeler olacak. Bu da yarınki yazımın konusu olsun.