Altın bir çuvaldız

Geçici nedenlerle ortaya çıkan altın ihracatı ve ithalatı, asıl ihracatımızı ve ithalatımızı olduğundan yüksek gösteriyor.

Dış ticaret verilerinin açıklanmasıyla yine altın ihracatı ve ithalatı gündeme düştü. Bu vesileyle hem köşe yazarlığı etiği hem de akademik etik açısından çuvaldızı kendime batıracak ve ne zamandır yazmak istediğim bir konuyu ele alacağım. Şu: Daha önce bu köşede altın ithalatının ve ihracatının ayrı çeyreklerde gerçekleştirilmesinin büyüme oranımızı etkilediğine değinmiştim. Oysa Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı geride bıraktığımız ay içinde, altın dış ticaretinin büyüme oranımızı etkilemediğini belirtti.
TÜİK mart ayı içinde GSYH verilerinin nasıl hesaplandığını anlatan bir yayın çıkardı. Bu yararlı yayında bazı noktalar tam net olmasa bile -ki az sonra onlara kısaca değineceğim- ulaştığım sonuç şu: GSYH sadece harcama tarafından hesaplanıyor olsaydı savım doğru olacaktı. Oysa asıl GSYH üretim tarafından (sanayi, tarım, hizmetler katma değeri gibi) hesaplanıyor. Bu GSYH ile harcama tarafından hesaplanan GSYH (tüketim, yatırım, ithalat ve ihracat gibi) arasında doğal olarak bir fark oluşuyor. Aradaki fark, harcama tarafında stok değişimi olarak gösteriliyor. Yani stoklar doğrudan hesaplanmıyor; iki GSYH arasındaki farkı gidermek için kullanılıyor. Altın dış ticaretinin büyümeye etkisi açısından bunun önemi ne? 

Şu: Sadece harcama tarafından GSYH’nin hesaplandığını düşünelim. Altın ithal edilip ileride ihraç edilmek için stoka konulsun. Stok doğrudan hesaplanıyor olsaydı, stok arttığı için GSYH artacak, ithalat arttığı için de aynı miktarda GSYH düşecekti. Net etki sıfır olacaktı. Oysa stoklar doğrudan dikkate alınmadığı için GSYH sadece harcama tarafından hesaplanıyor olsaydı, altın ithalatının yalnızca GSYH’yi azaltıcı etkisini görecektik: GSYH olduğundan düşük çıkacaktı. Altın ihraç edildiği dönemde ise tam tersi olacaktı. İhracat nedeniyle azalan altın stokunun etkisi dikkate alınmayacağı için GSYH olduğundan yüksek hesaplanacaktı. Savım doğru olacaktı.
Ancak GSYH asıl olarak üretim tarafından hesaplanıyor. Altın ihracatı ve ithalatı ile ilgili işlemler üretim tarafında bir hareket oluşturmuyorsa (aşağıda tartışacağım), buradan altın dış ticaretinin etkisini içermeyen bir GSYH çıkıyor. Diyelim ki GSYH 100 olarak hesaplandı. Altın ihraç edildiğinde harcama tarafından hesaplanan GSYH 105 bulunuyor ise 100 ile 105 arasındaki fark 5 liralık stok azalması olarak harcama tarafına konuluyor. Böylece harcama tarafından hesaplanan GSYH de 100 oluyor. Dolayısıyla, farklı dönemlerdeki altın ithalatı ve ihracatı o dönemin büyüme oranını etkilemiyor. 

Anladığım kadarıyla durum böyle. Birkaç muğlak noktaya dikkatinizi çekeyim. Birincisi, altın ticareti bankalardaki hesaplar aracılığıyla yapılıyorsa (bir ara enerji ithalatıyla ilgili işlemler nedeniyle öyle olduğu iddia ediliyordu), üretim tarafından hesaplanan GSYH içindeki ‘mali aracılık’ hizmeti katma değerinin etkilenip etkilenmediği açık değil. Bu hizmet, az önce sözünü ettiğim TÜİK yayınında iki kalemin toplamı olarak görülüyor. İlgili mevduat hesaplarındaki oynamalar bu kalemlerden ‘dolaylı üretim’ kalemini etkileyebilir. Etkiliyorsa, üretim tarafından hesaplanan GSYH de altın dış ticareti nedeniyle olduğundan farklı çıkabilir. Bunu bilemiyorum; TÜİK bilebilir. İkincisi, TÜİK’in ilgili yayınından anlaşıldığı kadarıyla uluslararası standartlardaki değişiklikler çerçevesinde, altın gibi kıymetli madenler elde edilip aynı dönemde elden çıkarılmıyorlarsa yatırım artışı olarak dikkate alınıyorlar. Bu durumda, farklı dönemlerde yapılan altın ihracatı ve ithalatının yatırım verilerini olduğundan düşük (ihracatta) ve yüksek (ithalatta) göstermesi ihtimali var. Ancak yayından tam anlaşılmamakla birlikte, bu yeni standardı henüz TÜİK uygulamıyor gibi. 

Sonuç: Daha önceki yazılarımda belirttiğim şu hususlar geçerli: Yeterince uzun bir dönem ele alınırsa altın dış ticaretinin büyümeye net bir etkisi yok. Geçici nedenlerle ortaya çıkan altın ihracatı ve ithalatı, asıl ihracatımızı ve ithalatımızı olduğundan yüksek gösteriyor. Ekonomiye ilişkin çıkarsamalar yaparken altın hariç dış ticaret verilerine bakmakta yarar var. Daha önceki yazılarımda belirttiğim şu husus ise geçerli değil: Farklı dönemlerdeki altın ithalatı ve ihracatı o dönemin büyüme oranını olduğundan düşük ya da yüksek göstermiyor (az önce belirttiğim muğlak kısım saklı kalmak üzere).