Biraz da enflasyon üzerine

Petrol fiyatı şu andaki düzeyinde kalırsa, enflasyonun nasıl şekilleneceği döviz kurundaki gelişmelere bağlı olacak.

Son yazılarımda ekonomik gelişmelere hep büyüme perspektifinden baktım. Biraz da enflasyon görünümü üzerinde durmak istiyorum. Aralık 2012’den beri yüzde 10 dolaylarında seyreden, nisan ayında da yüzde 11’e ulaşan tüketici enflasyonu mayıs ayında keskin bir düşüş gösterdi. Düşüş bekleniyordu ancak düşüş miktarı beklenenin üzerinde gerçekleşti. Benzer bir olumlu gelişme de enflasyonun ilerideki olası seyri hakkında daha iyi bir fikir veren temel enflasyon göstergesinden geldi. I göstergesi ile ölçülen temel enflasyonun 2010’un son aylarında girdiği artış döneminin sona erdiğine dair işaretler var (Grafik 1).
Birkaç hafta öncesine kadar enflasyonun gidişatından endişeli olanların sayısı oldukça fazlaydı. Merkez Bankası’nın (TCMB) yıl sonu tüketici enflasyonu öngörüsü yüzde 6.5 düzeyindeydi ve resmi hedef olan yüzde 5’in üzerindeydi. Buna karşın çoğu yorumcu yıl sonunda enflasyonun yüzde 8 dolaylarında kalacağını hatta yüzde 8’li rakamların yukarılarında bir yerde gerçekleşeceğini düşünüyordu. Son haftalarda daha iyimser yorumlar yapılıyor. Finansal kuruluşlardan gelen raporlarda TCMB’nin tahmininin artık gerçekçi bir tahmin olduğu belirtiliyor.
Kaldı ki TCMB’nin son verilerin ışığında yıl sonu için öngörüsünü aşağıya çekmesi beklenir. Bu muhtemel aşağıya doğru güncelleme beklentimin üç nedeni var. Birincisi ve en önemlisi, ham petrol fiyatlarındaki düşüş. Nisan ayının sonunda yayımlanan yılın ikinci enflasyon raporunda, o dönemdeki mevcut bilgiler ışığında TCMB petrol fiyatlarına ilişkin yaptığı varsayımı değiştirmişti. Değişiklik yukarıya doğruydu: Daha önce Brent petrolünün varil fiyatı 110 dolar olarak varsayılmışken bu varsayım 120 dolara yükseltildi. Nisan ayının son günlerinde 119 dolar civarında gezinen varil fiyatı sonra sürekli düşüş gösterdi. Şu sıralarda 93 dolar düzeyinde; yüzde 22 daha az. Enflasyona belirgin bir olumlu katkısı olacak bu gelişmenin.
İkincisi, son yazılarımda tartıştığım gibi birinci çeyrekte ekonomimizin önemli ölçüde yavaşladığı anlaşılıyor. İkinci çeyrekte de farklı bir durum olmadığına dair çok sayıda belirti var. Büyüme oranında yukarıya doğru hareket başlamış olsa bile, bu hareket iyimser bir tahminle ancak beşinci ayda başlamış olabilir, daha önemlisi de oldukça hafif olmalı. Bu koşullar altında yurtiçi talepten bir baskı gelmiyor enflasyona. TCMB uzunca bir süredir bunu söylüyordu zaten ama söylediği yılın ilk çeyreğine ilişkindi. Yurtiçi talepte ikinci çeyrekteki durum da enflasyonla mücadeleye katkı verici düzeyde.
Bu durumda, ham petrol fiyatı şu andaki düzeyinde kalırsa, enflasyonun bundan sonra nasıl şekilleneceği döviz kurundaki gelişmelere bağlı olacak. Risk alma iştahının artması kura aşağıya doğru baskı yapacağından enflasyon da TCMB’nin (yeni) öngörülerine uyum gösterir. Yok, risk alma iştahı azalır ve döviz kuru tekrar artma eğilimi gösterirse analistlerin (eski) yüzde 8 öngörüleri daha gerçekçi olur. 



Grafik 1. Tüketici enflasyonu ve I temel enflasyon göstergesi: 2009 Ocak–2012 Mayıs (yıllık %). Kaynak: TÜİK.