Cari açık azalıyor finansmanı kolaylaşıyor

Cari işlemler açığımızın düşüyor ve finansman kalitesinin yükseliyor olması oldukça olumlu gelişmeler.

Mayıs ayı ödemeler dengesi verileri belli oldu. 2010 yılından bu yana en büyük kırılganlığımız yüksek cari işlemler açığımız ve bu açığın kısa vadeli kaynaklarla finansmanı idi. Ekim 2011’de son on iki ayın toplam cari açığı 78.3 milyar dolar ile rekor kırmıştı. Bu tarihten sonra sürekli düştü ve mayıs ayında 67 milyar dolar olarak gerçekleşti. Dolayısıyla ekim ayından bu yana cari açıkta 11.3 milyar dolarlık bir düşüş var. Enerji dışı cari açığımız ise önemli ölçüde azaldı. Kırılganlıklarımızdan biri giderek azalıyor.

Sermaye girişi arttı
İkinci dikkat çekici nokta, cari açıktan doğan finansman ihtiyacımızı bir süredir ‘normal’ kaynaklardan, yani resmi rezervleri azaltmadan ve net hata ve noksana dayanmadan temin edemiyorduk: Net sermaye girişleri cari açıktan doğan finansman gereksinimimizin altında kalıyordu. Şubat ve mart ayında finansman gereksinimimiz ile normal finansman başabaş oldular. Son iki aydır ise finansman ihtiyacımızın oldukça üzerinde net sermaye girişi var. Mayıs ayında finansman ihtiyacımız 5.8 milyar dolarken normal finansman 8.1 milyar dolar oldu. Ek olarak finansman ihtiyacımızın kısa vadeli finansmana dayanan kısmı da azalıyor.

Üçüncü dikkat çekici nokta altın ihracatına ilişkin. Daha önce açıklanan dış ticaret verilerinden de beklendiği gibi ‘parasal olmayan altın’ kalemindeki net ihracatçı konumumuz mayıs ayında da sürdü. 1985-2011 döneminde Türkiye’nin net altın ihracatçısı olduğu sadece bir yıl var: 2009. Küresel krizde, altın ithalatımız neredeyse durmuş, ihracatımız ise sıçramış. Bunun krizle ilişkili olduğu açık. Bu yılın ilk beş ayında da net altın ihracatçısıyız. Basında yer alan haberlere ve yorumlara göre, bu olgunun temel nedeni, İran’a yapılan ödemelerin altın yoluyla gerçekleştirilmesi. Bu geçici durumun yılın ilk çeyreğindeki gayri safi yurtiçi hasıla büyüme oranımızı yaklaşık 0.6 puan arttırdığına cumartesi günü değinmiştim.

Altının rolü
Öte yandan külçe altın ihracatını kapsamayan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, bir yıl öncesinin aynı dönemine kıyasla yılın ikinci çeyreğindeki ihracat artışımız yüzde 2,5 oldu. Oysa yılın ilk çeyreğinde yine bir yıl öncesine kıyasla yüzde 9 oranında artmıştı ihracatımız. Bu durumda, külçe altın hariç ihracatın büyümeye katkısı ikinci çeyrekte ilk çeyreğe kıyasla daha düşük. Ancak külçe altın ihracatındaki artıştan gelen olumlu etki, bu düşüklüğü bir ölçüde telafi edecek.

Cari işlemler açığımızın düşüyor ve finansman kalitesinin yükseliyor olması oldukça olumlu gelişmeler. Ancak bu olumlu gelişmelerin nasıl gerçekleştiğini unutmamak gerekiyor. 2012’nin ilk çeyreğinde, bir yıl öncesinin aynı çeyreğine kıyasla iç talepteki artış sadece yüzde 0,9 oldu. Bu çerçevede ithalat ihtiyacımız azaldı. Dolayısıyla cari açıktaki azalmanın önemli bir nedeni, iç talebin yılın ilk çeyreğinde durma noktasına gelmesi. İkinci çeyrekte ise iç talep artışının ilk çeyrektekinden biraz daha yüksek olacağı ama sonuçta durumun çok da farklı olmayacağı anlaşılıyor. İhracattaki artışta ise az önce değindiğim altın ihracatının rolünü unutmamak gerekiyor.