Çifte karakterli göstergeler

Yılın üçüncü çeyreğindeki büyüme oranımız büyük ihtimalle ilk yarıda gerçekleşen düşük büyümenin de altında kaldı.

Eylül ayı dış ticaret verileri dün açıklandı. Enerji ve altın dışı ithalatımız geçen yılın son ayından bu yana bir yıl öncesinin aynı ayına kıyasla hep daha düşük düzeyde gerçekleşiyor. Nedeni açık: Büyüme oranımız oldukça düşük bir düzeye geriledi, dolayısıyla ithalat gereksinmemiz azalıyor. Eylül ayında da bir değişiklik yok: Altın ve enerji dışı ithalatımız yüzde 3,6 oranında azaldı. Tek değişiklik, düşüş oranının son aylardakinden daha az olmasında.

Altın dışı ihracatımızda ise önemli bir artış gerçekleşti: Bir yıl önceki eylüle göre yüzde 9,2 oranında arttı. Bu artış oranı, 2012 içinde gerçekleşen ikinci en yüksek artış oranı. Eylül ayı ihracatına ilişkin ilk olumlu nokta bu. İkincisi de şu: Temmuz ve ağustos aylarında altın dışı ithalatta bir yıl öncesinin aynı aylarına kıyasla önemli bir düşüş gerçekleşmişti. Şimdi hem düşüş yok hem de artış oranı oldukça yüksek. Üçüncü olumlu nokta ise çalışma günü sayısındaki değişiklikten (takvim etkisinden) arındırıldığında da bu yüksek artışın geçerli olması.

Ekonomide toparlanma sinyali olabilir mi

Dikkat ederseniz yine mevsim etkisinden arındırılmış verileri kullanmadım. Kullansaydım, ihracatta bir ay öncesine göre azalma, ithalatta ise artış olacağını belirtecektim. Az önce söylediklerimin tersine bir tablo ortaya çıkacaktı. Bu tablonun doğru olduğunu düşünmüyorum. Mevsim etkisinden arındırılmış verilerdeki aylık oynamalara çoğu zaman çok takılmamak gerekiyor çünkü.

Eylül ayında altın dışındaki ihracatın artması ve enerji ile altın dışındaki ithalattaki düşüşün daha ılımlı hale gelmesi, ekonomide bir toparlanma sinyali olabilir mi? Tek bir gözleme dayanarak bir çıkarsama yapmak elbette ‘komik’ olur. Bu soruya yanıt verebilmek için başka göstergelere bakmak gerekiyor. Son yazımda ekim ayı kapasite kullanım oranını değerlendirdim. Bırakın eylül değerini, ekim ayı kapasite kullanım değeri bile bir toparlanmaya işaret etmiyor.

Düşük büyüme oranı

Buna karşılık, bayram öncesinde açıklanan ekim ayı reel kesim güven endeksine göre bir yıl öncesinin aynı ayına kıyasla ekonomiye duyulan güvende bir artış var. Bu endeksteki hareketler ile özel kesim yatırım harcamalarındaki dalgalanmalar arasında yakın bir ilişki bulunuyor. Üstelik güvendeki dalgalanmalar, yatırımlardaki dalgalanmalardan daha önce gerçekleşiyor; bu anlamda güven endeksi yatırımlar için bir nevi öncü gösterge. Ancak reel kesim güven endeksinin ekim ayı değeri ‘çifte’ karakterli. Olumlu tarafı, bir yıl öncesine kıyasla endeksin daha düşük bir değer almamış olması. Olumsuz tarafı, son aylarda gözlenen en düşük endeks değeri olması.

Bütün bunlardan çıkardığım sonuç şu: Birincisi, yılın üçüncü çeyreğindeki büyüme oranımız büyük ihtimalle ilk yarıda gerçekleşen düşük büyümenin de altında kaldı. İkincisi, söz konusu durumda ekim ayında belirgin bir değişiklik olmadı. Ancak ekim ayında bir değişiklik olmaması, bundan sonra işlerin daha iyi olmayacağı anlamına gelmiyor. Bayramın ilk gününe denk gelen yazımda, toparlanmanın hangi koşullar altına gerçekleşebileceğine değinmiştim. Önemli olan şu: O koşullar gerçekleşebilir, yani makul koşullar. Ama elbette ‘bilir’, yani bir olasılık var. Gerçekleşmeme olasılığı da mevcut.