Çok amaçlı olmak

Bir ay önceki karar metninde genişletici para politikasından söz ediliyordu. Oysa bir ay sonra tam tersi bir politikaya geçildi.

Salı sabahı CNBC-e kanalında bir programa katıldım. Merkez Bankası’nın (TCMB) çarşamba günü açıklayacağı eylem planının nasıl bir şey olabileceği üzerinde Sayın Servet Yıldırım ile sohbet ettik. Net bir şeyler söylemek -TCMB’nin son dört Para Politikası Kurulu (kurul) kararında yer alan farklı açıklamalar nedeniyle- zordu. Zira ilk üçü ile sonuncusu arasında radikal bir farklılık vardı. Bu nedenle “Eski bir merkez bankacı olarak ne yapıldığını anlamıyorum” dedim.
TCMB’nin dün yaptığı açıklamalar hakkındaki yorumları CNBC-e’den dinlerken Sayın Artunç Kocabalkan’ın bir sorusu çerçevesinde, bu görüşlerimin “Merkez bankasının tek amaç-tek araç çerçevesinde bir politika uygulaması gerekiyor” biçiminde anlaşılması riski olduğu (en azından orada bulunanlar ve onların aracılığıyla programı dinleyenler tarafından) ortaya çıktı. ‘Tek amaç-tek araç’ gerekliliği yok elbette. Tam aksine bu köşede defalarca şunu belirttim: “Küresel krizden alınan dersle para politikasında tüm dünyada yeni arayışlar başladı. Artık sadece fiyat istikrarı temel amacıyla yetinilmesinin yeterli olmayacağı düşünülüyor. Bunun yanına fiyat istikrarı temel amacını da koyan bir para politikasının nasıl olması gerektiği tartışılıyor. Bu çerçevede TCMB’nin fiyat istikrarının yanı sıra finansal istikrar amacını da eklemesinde bir yanlışlık yok.”
Sorun bu değil. Şu ve çok önemli: Amaç sayınızı çok arttırırsanız, amaçlar ne kadar ‘güzel’ olurlarsa olsunlar çelişkili amaçlar setine sahip olmak riski ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Bu çelişki, uyguladığınız politikada çok sık U dönüşleri yapmanız sonucunu doğurabilir. Üstelik bu U dönüşleri daha önce ön plana çıkardığınız bir amacınızı aniden arka plana atmanıza yol açabilir. Bu da kredibilite sağlamak ve bekleyişleri şekillendirmek açılarından çok riskli bir sonuç olur.
Bir örnek: Temmuz, ağustos ve eylüldeki kararlarda hep (özellikle Avrupa’daki sorunlar nedeniyle) büyüme hızının düşmesi riskinden söz ediliyordu. Bu durumda gerekirse genişlemeci para politikası uygulanacağı belirtiliyordu. Ayrıca, kur hareketlerinin de etkisiyle enflasyonda bir miktar yükselme yaşanabileceği ama bu yükselişin geçici olacağı söyleniyordu. Üstelik enflasyondaki görünümün 2012 yıl sonu hedefi ile uyumlu olduğu söyleniyordu. Buraya kadar güzel: Enflasyon yolunda; faiz haddini arttırmama gerek yok. Döviz kurundan da çok şikâyetçi değilim. Bu durumda büyümeye odaklanabilirim. Büyüme düşerse faizi ve zorunlu karşılık oranını düşürürüm. Oysa ekimdeki kararda durum değişiyor: Birincisi, büyüme hızının düşmesi riskinden söz edilmiyor. Dolayısıyla risk gerçekleşirse ‘para politikası genişletici yönde olur’ hiç denilmiyor. Bunun yerine söylenen şu: “Önümüzdeki aylarda enflasyonda belirgin yükseliş gözlenecektir. TCMB, bu durumun orta vadeli enflasyon beklentilerini ve görünümünü etkilemesine izin vermeyecektir.” İzin vermemek yönünde atılan adım netleştirildi. Dünkü toplantıdaki konuşma metninin ilk sayfasında şu ifade var: “Enflasyonun kontrol altında tutulması ve 2012 hedefi ile uyumlu seviyelerde gerçekleşmesi için gereken parasal sıkılaştırmayı yapmaya başladık.” İşte U dönüşü burada ortaya çıkıyor: Daha bir ay önceki kararda genişletici para politikasından söz ediliyordu. Oysa bir ay sonra tam tersi politikaya geçildi. Büyüme için aşağıya doğru risk hâlâ mevcutsa, TCMB’nin eski karar metinlerindeki gevşetici para politikası gereksinmesi sürüyor anlamına gelir. Oysa şimdi hem kurdaki gidişten şikâyetçisiniz hem de enflasyondan. Ne olacak? Sıkı para politikasına geçerseniz büyüme tehdit altına girecek. Gevşek para politikasına geçerseniz enflasyon ve kur (bu sebep-sonuç ilişkilerini ben çıkarmadım; TCMB’nin metinlerinde var). Amaçlar arasındaki çelişkiden kastım bu. O zaman ne yapmak zorunda kalıyorsunuz? Çoklu amaçlardan bazılarını ön plana çıkarıp diğerlerini arka plana atıyorsunuz. O arka plan amaçlarınıza ulaşmak açısından sorun yoksa bu da kabul edilebilir. Peki, Avrupa ve ABD kaynaklı riskler azaldı mı ki daha önceki amacı unuttunuz ve o çerçevede uygulayacağınızı belirttiğiniz politikanın tam tersine geçtiniz? Ya da enflasyon riski son ayda mı ortaya çıktı ki bir ay önce genişlemeci para politikasından söz ediyordunuz?