Daha yüksek faiz ve değerli lira

Fonlama maliyetinin düzeyini, döviz kurundaki gelişmeler, dolayısıyla da risk alma iştahındaki değişiklikler belirleyecek.

Merkez Bankası (TCMB) yılın ikinci enflasyon raporunu bir basın toplantısı ile açıkladı. Hem rapordan hem de basın toplantısında Sayın Erdem Başçı’nın yaptığı sunumdan edindiğim izlenimlerim şöyle:
TCMB’nin çok amaçlı yeni para politikası devam ediyor. 2010’un sonlarından bu yana bu amaçlar arasında üç tanesi daha çok vurgulanıyor: Kredi artış hızını makul düzeylerde tutmak, kısa vadeli döviz cinsinden sermaye giriş ve çıkışlarının döviz kuru üzerindeki ‘aşırı’ etkilerini azaltmak ve enflasyonla mücadele etmek. Bu üç amaçtan ikincisi bazen cari açık ile birlikte ele alındı. Dolayısıyla bir yanda enflasyon, diğer yanda kredi artışı ve üçüncü olarak da döviz kuru-kısa vadeli sermaye girişi-cari açık amaçları var. Zaman zaman bu ‘üç’ amaca büyüme de eklendi. 

Fonlama maliyeti
TCMB, birinci olarak, kredi arzında 2010 ve 2011’in ilk yarısında yaşanan çok hızlı artışın frenlendiğini ve kredi arzındaki artışın istediği düzeye geldiğini belirtiyor. İkinci olarak, hem enerji dışı cari açığın önemli ölçüde azalmakta olduğuna işaret ediyor hem de cari açığın finansmanının giderek daha uzun vadeli sermaye girişleri ile yapıldığına dikkat çekiyor. Tüm bu gelişmelerde yeni para politikası çerçevesinde alınan önlemlerin önemli bir rol oynadıklarının altını çiziyor.
Ancak enflasyonun hedeften önemli ölçüde yüksek olduğunu belirtiyor. Bu durumun 2011’in ikinci yarısındaki gelişmelerle ilişkisini vurguluyor. Bu gelişmeler arasında özellikle döviz kuru artışını, enerji fiyatlarındaki yükselişi ve yurtiçinde kamunun kontrolünde olan bazı mal ve hizmetlerin fiyatlarına yapılan zamları sayıyor. Bu gelişmelerin, özellikle enflasyon bekleyişlerini olumsuz etkileyerek fiyatlama davranışlarına ve ücret pazarlıklarına yansıyarak enflasyonu daha da yükseltme tehlikesi yarattığını söylüyor. Bu nedenle ekim ayından itibaren enflasyonla mücadeleyi ön plana aldığını ve bu çerçevede para politikasını sıkılaştırdığını belirtiyor. Bu sıkılaştırmayı da temel olarak ‘fonlama maliyeti’ dediği ve bankalara verdiği kısa vadeli borcun faizini gösteren faizi günlük olarak arttırarak yaptığını vurguluyor. Gerçekten de TCMB’nin gerçek politika faizi olan fonlama maliyetinin, 29 Kasım’dan bu yana geçen sürede ortalama değeri yüzde 8,2 oldu. Tüm bu sürede yüzde 7 ile 11,5 arasında dalgalandı, son haftalarda ise yüzde 9 civarında seyrediyor. 

Ek sıkılaştırma
TCMB, para politikasının daha da sıkılaştırılması gerektiğinin altını çiziyor. Ancak ek sıkılaştırma yoluyla yıl sonunda enflasyonun yüzde 6,5’e düşebileceğini vurguluyor. Ek olarak gerçek politika faizinin dalgalanmasına ihtiyaç olduğunu zira uluslararası piyasalarda her an değişen risk algılama iştahının döviz kurlarında her iki yönde aşırı oynaklık yarattığını, bunu da istemediğini belirtiyor.
Önümüzdeki birkaç ay dolayısıyla para politikası açısından (dış koşullarda keskin bir değişiklik olmazsa) beklememiz gerekenler şunlar: Birincisi, gerçek politika faizi (fonlama maliyeti), döviz kuruna yukarıya doğru baskı oldukça yüksek tutulacak. Farklı bir ifadeyle, fonlama maliyeti, yüzde 7 gibi görünen alt sınırının daha sık üzerine çıkacak. İkinci olarak, TCMB liranın bir miktar değerlenmesini isteyecek. Bu değerlenme isteği, en azından enflasyonun yıl sonunda yüzde 6,5’e yakınsayacağından emin olunana kadar sürecek. İspanya gündemde. Seçimlerle birlikte Fransa’da ve İtalya’da ilginç gelişmeler olabilir. Yıl içinde risk alma iştahına bağlı olarak dalgalanmalar yaşansa da, ABD Merkez Bankası’ndan bir sürpriz gelmedikçe, dış koşullar nedeniyle döviz kuruna yukarıya doğru baskı ağır basacak gibi görünüyor. Bu koşullar altında hem TCMB’nin esnek politikası sürecek hem de bu esneklik gerçek politika faizinin daha yüksek bir ortalama etrafında dalgalanmasına yol açacak. Kısacası, fonlama maliyetinin ne düzeyde kalacağını döviz kurundaki gelişmeler, dolayısıyla da risk alma iştahındaki değişiklikler belirleyecek.