Dayanıklı tüketim, tüketim mi?

Makroiktisatta kullanılan bazı modellerde, dayanıklı tüketim mallarına yapılan harcamalar, tüketim harcamaları sayılmıyor.

Buzdolabı, çamaşır makinesi ve otomobil gibi dayanıklı mallara yapılan harcamalar tüketim harcamaları mı yatırım harcamaları mı? Uluslararası standartlara göre bu harcamalar tüketim harcamaları sayılıyor. Tüketim harcamaları arasında bir ayrım yapıldığında ise ‘dayanıklı tüketim’ harcamaları arasına konuluyorlar.

Kamu dışındaki kesimlerin tüketim harcamalarının, yani özel tüketim harcamalarının gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranı, özel yatırım harcamalarının GSYH’ye oranına kıyasla çok yüksek. Mesela 2011 yılında tüketim için bu pay yüzde 68, yatırım için ise yüzde 22 idi. Bu farka karşın GSYH büyüme oranını benzer ölçüde etkiliyorlar. Çünkü özel yatırım harcamalarındaki artış ve azalışlar (artı ve eksi büyüme oranları), özel tüketim harcamalarındaki artış ve azalışlara kıyasla kat ve kat daha fazla. Her iki özellik de piyasa ekonomilerinin hemen hepsi için geçerli birer olgu.

Şiddetli dalgalanmalar, özel yatırım harcamalarının ayırt edici özelliklerinden bir diğeri. Mesela, 2001’in son çeyreğinde yüzde 42,7, 2009’un üçüncü çeyreğinde ise yüzde 31,2 gibi küçülme oranları var. Buna karşılık 2004’ün ikinci çeyreğinde yüzde 56,2, 2010’un dördüncü çeyreğinde ise yüzde 49,5 gibi yükselişler gözleniyor. Hepsi de bir yıl öncesinin aynı çeyreğine göre olan bu artış ve azalışlar seyrek gözlenmiyor; benzeri çok sayıda gözlem var. 1998’in başından bu yana, özel tüketim harcamalarında en yüksek artış yüzde 12,9, en yüksek düşüş ise yüzde 10,2 olmuş.

Bu farklı şiddetteki dalgalanmaların nedeni açık: Geliriniz hızla artarken ekmek ya da peynir tüketiminizi aynı hızda arttırmıyorsunuz. Tersi de geçerli: Geliriniz düşerken ekmek ya da peynir tüketiminizi aynı oranda azaltmıyorsunuz. Olsa olsa, gelirdeki düşüş ve artışlar çok şiddetlendiğinde daha az kaliteli tüketim mallarına yöneliş oluyor. Oysa yatırım harcamaları öyle değil. Ekonomiler hızla büyürken ileriye yönelik olarak ekonomiye duyulan güven de hızla artıyor. Etraf daha bir tozpembe görünüyor. Yatırım yapma isteği şiddetleniyor. Öte yandan bir yatırımı zamana yayarak yapmanın bir anlamı yok; bir an önce yapılmalı. Ekonomiler küçülüyorken ise tam tersi geçekleşiyor; karamsarlık yaygınlaşıyor ve yatırımlar keskin biçimde düşüyor.

TÜİK’e düşen görev

Otomobil ve buzdolabı benzeri dayanıklı mallara yapılan harcamalar, bu anlamda yatırım harcamalarına benziyor. Bu tür harcamalarda da şiddetli dalgalanmalar gözleniyor. Makroiktisat alanında sık kullanılan bazı modellerde, dayanıklı tüketim mallarına yapılan harcamalar, tüketim harcamaları arasına konulmuyor; birer yatırım harcaması olarak görülüyor. Tüketim harcamalarını, dayanıklı mallara yapılan harcamaları dışlayarak inceleseydik, dalgalanma şiddetlerinin çok azaldığını belirleyecektik. Az önce verdiğim yüzde 12,9 oranında bir artışa ya da yüzde 10,2 oranında bir azalışa şahit olmayacaktık. 2012’nin ikinci çeyreğinde, özel tüketim harcamaları bir yıl öncesinin aynı çeyreğine kıyasla yüzde 0,5 oranında azaldı. Sözünü ettiğim ayrım yapılarak incelenseydi tüketim harcamalarının düşmediği gözlenecekti.

Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) bir görev düşüyor. Tüketim harcamalarını ‘dayanıklı’, ‘yarı dayanıklı’ ve ‘dayanıksız’ olarak da tasnif edebilir. Zaten bu tür bir ayrımı eskiden yapıyor ve düzenli olarak yayımlıyordu. Yeni GSYH verileri için de aynı ayrımı yaparsa isteyen istediği gibi bu verileri kullanır. Ekonomiye ilişkin biraz daha sağlıklı değerlendirme yapabilmek için gerekli bu.uzdolabı, çamaşır makinesi ve otomobil gibi dayanıklı mallara yapılan harcamalar tüketim harcamaları mı yatırım harcamaları mı? Uluslararası standartlara göre bu harcamalar tüketim harcamaları sayılıyor.

Tüketim harcamaları arasında bir ayrım yapıldığında ise ‘dayanıklı tüketim’ harcamaları arasına konuluyorlar.

Kamu dışındaki kesimlerin tüketim harcamalarının, yani özel tüketim harcamalarının gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranı, özel yatırım harcamalarının GSYH’ye oranına kıyasla çok yüksek. Mesela 2011 yılında tüketim için bu pay yüzde 68, yatırım için ise yüzde 22 idi. Bu farka karşın GSYH büyüme oranını benzer ölçüde etkiliyorlar. Çünkü özel yatırım harcamalarındaki artış ve azalışlar (artı ve eksi büyüme oranları), özel tüketim harcamalarındaki artış ve azalışlara kıyasla kat ve kat daha fazla. Her iki özellik de piyasa ekonomilerinin hemen hepsi için geçerli birer olgu.

Şiddetli dalgalanmalar, özel yatırım harcamalarının ayırt edici özelliklerinden bir diğeri. Mesela, 2001’in son çeyreğinde yüzde 42,7, 2009’un üçüncü çeyreğinde ise yüzde 31,2 gibi küçülme oranları var. Buna karşılık 2004’ün ikinci çeyreğinde yüzde 56,2, 2010’un dördüncü çeyreğinde ise yüzde 49,5 gibi yükselişler gözleniyor. Hepsi de bir yıl öncesinin aynı çeyreğine göre olan bu artış ve azalışlar seyrek gözlenmiyor; benzeri çok sayıda gözlem var. 1998’in başından bu yana, özel tüketim harcamalarında en yüksek artış yüzde 12,9, en yüksek düşüş ise yüzde 10,2 olmuş.
Bu farklı şiddetteki dalgalanmaların nedeni açık: Geliriniz hızla artarken ekmek ya da peynir tüketiminizi aynı hızda arttırmıyorsunuz.

Tersi de geçerli: Geliriniz düşerken ekmek ya da peynir tüketiminizi aynı oranda azaltmıyorsunuz. Olsa olsa, gelirdeki düşüş ve artışlar çok şiddetlendiğinde daha az kaliteli tüketim mallarına yöneliş oluyor. Oysa yatırım harcamaları öyle değil. Ekonomiler hızla büyürken ileriye yönelik olarak ekonomiye duyulan güven de hızla artıyor. Etraf daha bir tozpembe görünüyor. Yatırım yapma isteği şiddetleniyor. Öte yandan bir yatırımı zamana yayarak yapmanın bir anlamı yok; bir an önce yapılmalı. Ekonomiler küçülüyorken ise tam tersi geçekleşiyor; karamsarlık yaygınlaşıyor ve yatırımlar keskin biçimde düşüyor.

TÜİK’e düşen görev

Otomobil ve buzdolabı benzeri dayanıklı mallara yapılan harcamalar, bu anlamda yatırım harcamalarına benziyor. Bu tür harcamalarda da şiddetli dalgalanmalar gözleniyor. Makroiktisat alanında sık kullanılan bazı modellerde, dayanıklı tüketim mallarına yapılan harcamalar, tüketim harcamaları arasına konulmuyor; birer yatırım harcaması olarak görülüyor. Tüketim harcamalarını, dayanıklı mallara yapılan harcamaları dışlayarak inceleseydik, dalgalanma şiddetlerinin çok azaldığını belirleyecektik. Az önce verdiğim yüzde 12,9 oranında bir artışa ya da yüzde 10,2 oranında bir azalışa şahit olmayacaktık. 2012’nin ikinci çeyreğinde, özel tüketim harcamaları bir yıl öncesinin aynı çeyreğine kıyasla yüzde 0,5 oranında azaldı. Sözünü ettiğim ayrım yapılarak incelenseydi tüketim harcamalarının düşmediği gözlenecekti.

Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) bir görev düşüyor. Tüketim harcamalarını ‘dayanıklı’, ‘yarı dayanıklı’ ve ‘dayanıksız’ olarak da tasnif edebilir. Zaten bu tür bir ayrımı eskiden yapıyor ve düzenli olarak yayımlıyordu. Yeni GSYH verileri için de aynı ayrımı yaparsa isteyen istediği gibi bu verileri kullanır. Ekonomiye ilişkin biraz daha sağlıklı değerlendirme yapabilmek için gerekli bu.