Durun yahu, biz votkacı değil kısmen rakıcı kısmen de şerbetçiyiz...(2)

Rusya krizi ve bu krizin ABD'nin önemli bir finansal kuruluşunu zor durumda bırakması, uluslararası mali yatırımcıların risk iştahlarını köreltiyor. Türkiye ve benzeri ülkelerden kendi güvenli limanlarına doğru yelken açıyorlar.

Bugün krizde olan, Rusya 1998’in Ağustos ayının ortasında da şiddetli bir krize sürüklenmişti. O dönemde Rusya’da yaşanan krizden Türkiye ve benzeri ülkeler kötü etkilendiler.

Türkiye ekonomisi (gayri safi yurtiçi hasılası) 1998’in son çeyreğinden itibaren küçülmeye başladı. 1999 yılında ekonomimiz yüzde 3.4 oranında daraldı. Ağustos ayının ortasından itibaren Merkez Bankası’nın döviz müdahaleleri nedeniyle döviz rezervlerimiz azalmaya başladı. Kasım sonuna gelindiğinde döviz rezervimiz dörtte bir oranında azalmıştı. Rusya’daki krizden bize neydi? Neden bu denli olumsuz etkilendik?

Rusya’daki kriz ABD’de önemli bir finansal kurumu zor duruma düşürdü. Bu kurum hem Rusya’nın hem de diğer yükselen piyasa ekonomilerinin çıkardıkları menkul kıymetlerden önemli ölçüde tutuyordu. Bizim gibi ülkelerin Rusya krizinden bunca etkilenmesinin önemli nedenlerinden birisi de bizlere borç veren o kurumun zor duruma düşmesi oldu.

Ama biz de bu tür dış şoklara karşı çok hassastık. Türkiye tüm 1990’larda, dolayısıyla da Rusya krizinin çıktığı dönemde riskli bir ülke. Bütçesi bozuk, faizler yüksek bir düzeyde, keza enflasyon da. Planlama ufku çok kısa; mesela ortalama borçlanma vadesi sekiz ay düzeyinde 1998’de. Siyaset de karışık.

Rusya krizinin Türkiye üzerine olan etkisine böyle bakmak gerekiyor. Rusya krizi ve bu krizin ABD’nin önemli bir finansal kuruluşunu zor durumda bırakması, uluslararası mali yatırımcıların risk iştahlarını köreltiyor. Türkiye ve benzeri ülkelerden kendi güvenli limanlarına doğru yelken açıyorlar. Bizim gibi ülkelerin mali varlıklarını satıp elde ettikleri liraları, pesolar, her neyse onları dolara çevirip gidiyorlar. Kısacası bizim gibi ülkelere sermaye girişi bir tarafa net sermaye çıkışı oluyor. 1997 yılında Türkiye’ye GSYH’nin yüzde 3,8’i kadar net sermaye (dış kaynak) girişi olmuşken, 1998’de GSYH’nin yüzde 0,4’ü kadar çıkış olmuş. Elbette bu çıkış yılın ikinci yarısına toplanmış vaziyette: Temmuz – Eylül 1998’de, yani üç aylık bir dönemde net 11 milyar dolar çıkmış ülkeden. Az değil bu miktar. 1998’deki milli gelirimiz 268 milyar dolar düzeyinde. Yani, üç ayda yıllık milli gelirimizin yüzde 4,1’i kadar dış kaynak terk edip gitmiş Türkiye’yi.

Soru şu: Peki, şu anda yaşanmakta olan Rusya krizi Türkiye ekonomisini nasıl etkiler?

Bu soruya doyurucu bir yanıt vermek için nasıl bir çerçevede düşünmek gerektiği yukarıdaki özetten açık: İlk soru: Rusya’da yaşanmakta olan kriz Türkiye’ye ve benzeri ülkelere yönelik risk alma iştahını köreltiyor mu (köreltecek mi)? Farklı bir ifadeyle, bizim gibi ülkelere gelmekte olan net dış finansman azalıyor mu (azalacak mı)? İkinci soru: Türkiye ekonomisi bu tür dış şoklara karşı hassas mı?

Her iki soruya da yanıtım ‘evet’ şeklinde. Dolayısıyla, Rusya’da yaşananlar Türkiye’yi olumsuz yönde etkileyecek. Ama bu demek değil ki 1998-1999 dönemindeki kadar kötü etkileneceğiz. Devam edeceğim.