Düzeyli bir tartışma örneği

Temel soru şu: Hem finansal istikrara hem de fiyat istikrarına odaklanan bir para politikası nasıl uygulanabilir?

İktisat İşletme ve Finans dergisinin haziran sayısı, iki yılı aşkın bir süredir bu köşede sıkça ele alınan ve tartışmaya açılmaya çalışılan bir konuya ayrıldı. Temel soru şu: Hem finansal istikrara hem de fiyat istikrarına odaklanan bir para politikası nasıl uygulanabilir? Bu çok önemli sorunun sorulmasının ana nedenini bir kez daha belirtmek isterim. Şu:
Küresel finansal kriz öncesinde çoğu piyasa ekonomisinde para politikası asıl olarak fiyat istikrarına odaklanmıştı. Böylelikle, disiplinli bir maliye politikasının da katkısıyla makro ekonomik istikrarın sağlanacağı düşünülüyordu. Makro ekonomik istikrarın olduğu bir ortam ise sürdürülebilir bir ekonomik büyüme için olmazsa olmaz koşuldu. Özellikle 1990’ların sonlarından itibaren, gelişmiş ülkelerde enflasyon fiyat istikrarı ile uyumlu düzeylerde seyretti. Çoğu gelişmekte olan ülkede ise geçmiş dönemlerle kıyaslanmayacak kadar düşük düzeylere indi. Ama küresel finansal kriz fiyat istikrarına karşı çıktı.
Bu olgu, o zamana kadar uygulanan para politikasının sorgulanmasına yol açtı. Yukarıda yer alan sorunun yanıtının peşine düşülmesinin asıl nedeni bu. İktisat İşletme ve Finans’ın haziran sayısı yukarıdaki temel sorunun olası yanıtları ışığında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yeni para politikasını ele alan çalışmalara ayrıldı. Özel sayıda, derginin internet sayfasından bir süreliğine herkesin serbestçe ulaşabileceği beş makale yer alıyor.
İlk makale, yakın zamana kadar Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürü olan TCMB Başekonomisti Hakan Kara’nın. Çalışmanın başlığı ‘Küresel Kriz Sonrası Para Politikası’ şeklinde. Makalede, öncelikle yeni para politikası gereksiniminin nasıl ortaya çıktığı tartışılıyor. Küresel kriz sırasında özellikle gelişmiş ülkelerin uyguladığı para politikalarının sonucunda ortaya çıkan bol likiditenin ve son derece düşük faiz oranlarının, Türkiye ve benzeri ülkelere kısa vadeli sermaye girişini önemli ölçüde arttırdığına dikkat çekiliyor. Bu nedenle, çoğu yükselen piyasa ekonomisinde yerli paranın değerlenme baskısı altında kaldığı ve hızlı kredi genişlemesi yaşandığı belirtiliyor. Hem bu olguların finansal istikrarı bozma potansiyeli karşısında hem de tüm dünyada merkez bankacılığa bakışın değişmesi çerçevesinde TCMB’nin yeni bir para politikası uygulamasına geçtiği vurgulanıyor. Kara, daha sonra ayrıntılı biçimde parasal aktarım mekanizmasını tartışarak TCMB’nin yeni politikasını değerlendiriyor.
İkinci makale Hasan Ersel’in: ‘Finansal İstikrarın Sağlanması İçin Nasıl Bir Mekanizma Tasarlanabilir?’ Makalede öncelikle istikrarsızlığın finans sisteminin dinamizminin bedeli olduğuna dikkat çekiliyor. Bu saptamadan hareketle, temel sorunun, bu dinamizmin nasıl korunacağı ve dinamizm sonucunda ortaya çıkan istikrarsızlığın finansal sistemin kendisi ve reel kesim açısından olumsuz sonuçlar doğurmasının, yani finansal istikrarsızlığa yol açmasının nasıl önleneceği olduğu vurgulanıyor. Bu çerçevede, küresel kriz öncesindeki geleneksel makro/mikro görev ayrımının, farklı bir ifadeyle, fiyat istikrarından merkez bankalarının, finansal sistemin istikrarından ise düzenleme ve denetleme otoritelerinin sorumlu olmaları şeklindeki görev bölümünün, finansal istikrarsızlığı önlemek açısından yetersiz kaldığının altı çiziliyor. Fiyat istikrarının sağlanmasının ve finans kurumlarının bünyelerinin sağlıklı olmasının gerekliliğine karşılık, finansal istikrarı sağlamak açısından yeterli olmayabileceklerine dikkat çekiliyor. Bu durumda, finansal istikrarı sağlamak amacına uygun yeni bir kurumsal yapının nasıl olabileceği tartışılıyor.
Bu özel sayıda yer alan çalışmaları, konuyu merak eden ve farklı görüşlerin savunulduğu düzeyli bir tartışma okumak isteyenlere tavsiye ederim. Perşembe günü, kalan üç makaleyi tanıtacağım.