Enflasyon nereye?

Hakkında öngörü yapmanın zor olduğu tek değişken büyüme değil enflasyonun nasıl bir yol izleyeceğini kestirmek zor.

Şubat ayının enflasyon oranı belli oldu. Yıllık tüketici enflasyonu sınırlı bir azalışla yüzde 10,4 olarak gerçekleşti. Enflasyon dinamiğini daha iyi yansıtan ve dolayısıyla daha önemli olan I temel göstergesi ile ölçülen yıllık fiyat artışı ise bir önceki ay ulaştığı yüzde 8,4 düzeyinden yüzde 8,1’e düştü. Ocak ve şubat ayındaki enflasyon gerçekleşmeleri beklentiler doğrultusunda oldu. Merkez Bankası’nın enflasyon açısından çizdiği resimle de uyumlu bu gelişmeler.
Etrafta çok fazla belirsizlik var. 2011’in ikinci yarısındaki son derece olumsuz hava, özellikle Avrupa Merkez Bankası’nın aldığı likidite önlemleri ile yerini daha olumlu bir havaya bıraktı. Bu olumlu hava sürerse enflasyon açısından şöyle bir tablo çıkmasını beklemek gerçekçi olacak:
Olumlu ortam risk alma iştahını arttırdığı için lira üzerinde değerlenme baskısı oluşabilir. Salt enflasyon açısından bakıldığında iyi haber bu. Yine bu ortamda, bir ara korkulduğu gibi, sermaye hareketlerinde keskin bir azalma beklememek gerekiyor. 2010 ve 2011’in ilk yarısına kıyasla azalma olabilir ama bu azalma keskin olmayacak. Buna bağlı olarak 2012 büyüme oranı ‘Orta Vadeli Program’da öngörülen düzeye yakın bir yerde gerçekleşebilir. Büyüme oranının korkulduğu gibi düşmeyecek olmasına karşın bir önceki yıla kıyasla önemli ölçüde azalacak olması nedeniyle fiyatlar üzerine belirgin bir talep baskısı beklememek gerekiyor. Bu olası gelişme de enflasyonun düşmesine yardımcı olacak. Buna karşın, petrol fiyatlarında son aylarda gözlenen yukarıya doğru eğilim enflasyonu yükseltecek yönde etki yapacak.
Bu üç farklı etkinin neti enflasyonu düşürücü yönde olacak. Merkez Bankası’nın beklentilerine uygun biçimde yılın ikinci yarısında enflasyonda belirgin bir düşüş görebiliriz. Enflasyonun yıl sonunda hedefin oldukça üzerinde ama şu andaki düzeyinin de altında bir yerde olmasını beklemek gerekiyor. Bu belirsiz ortamda bir düzey belirtmek zor ama yüzde 7-8 aralığı ulaşılabilir gibi görünüyor.
Yukarıda sıraladığım olası gelişmelerin mevcut olumlu havanın sürmesi halinde geçerli olacağını hatırlatayım. Ayrıca ‘olumlu’ derken bu olumluluğun 2011’in ikinci yarısına kıyasla olduğunun da altını çizeyim. Öte yandan bu olumluluğun arkasındaki temel neden olan Avrupa Merkez Bankası’nın uygulamalarıyla sadece zaman kazanıldığını, temel sorunların ise hâlâ çözüm beklediğini de eklemek gerekiyor.
Peki, olumlu hava tekrar bozulursa ne olur? Risk alma iştahı tekrar düşeceğinden Türkiye’ye yönelik dış fon girişi azalır ve döviz kuru yukarıya doğru gider. Bu, enflasyonu arttıracak yönde çalışır. Buna karşın aynı ortamda büyüme oranı düşeceği için talep baskısı iyice azalır. Bu da enflasyonu azaltacak bir gelişme olur. Hangisi ağır basar? Döviz kurunun olumsuz etkisinin ağır basmasını beklemek gerekir. Kısacası, böyle bir ortamda enflasyon şu an ulaştığı düzeyin altına inmez.
Kısacası, hakkında öngörü yapmanın zor olduğu tek makroekonomik değişken 2012 büyümesi değil. İleride alacağı değerler genellikle daha rahat tahmin edilebilir olan enflasyonun nasıl bir yol izleyeceğini bile bu ortamda kestirmek zor.