Fincede yangın ve körük sorunsalı

Sahi, yok mu Fincede 'yangına körükle gitmek' deyimi? 'Kötü denge' evlerden ırak, güzel bir bayram dilerim.

16 Ağustos tarihli Telegraph’taki haberin başlığı şöyle: ‘Euro Bölgesi’nin dağılması ihtimaline karşı Finlandiya hazırlık yapıyor’. Finlandiya Dışişleri Bakanı’nın söylediği sözler üzerine atılmış bu başlık. Yazıda bir de ilginç ayrıntı var: Bakanın masasının üzerinde Economist dergisinin kapağında ‘Euro nasıl çökertilir?’ mealinde bir soruyu yanıtlamaya çalışan düşsel bir raporu okuyan Angela Merkel’in resmi varmış.


Telegraph’ta bu haberin çıktığı tarihten on bir gün eksiğiyle ‘tam’ on bir yıl önce Merkez Bankası’nın duyurusunda bakın neler deniyor: “Düşük enflasyon, hızlı ve sürdürülebilir büyüme, daha adil gelir dağılımı gibi toplumca arzu edilen sonuçları almak için iktisadi temellerin düzeltilmesi her ne kadar zorunluysa da tek başına yeterli değildir. Bekleyişlerin olumlu ya da olumsuz olmasına bağlı olarak aynı iktisadi temeller çok farklı iktisadi sonuçlar doğurabilir.” Şu satırlar da 2 Ocak 2002 tarihli Merkez Bankası duyurusundan: “...aynı iktisadi temellerin çok farklı sonuçlara yol açabileceği vurgulanmıştı. Farklı sonuçlara ulaşılmasının arkasındaki temel neden, iktisadi birimlerin bekleyişleridir. Aynı iktisadi temeller, bekleyişlerin olumlu olması halinde ekonomiyi daha düşük faiz ve döviz kuru dengesine doğru yönlendirecekken olumsuz bekleyişler ekonomiyi yüksek faiz ve yüksek döviz kuru dengesine sürükleyecektir. Teknik deyişle, bir ekonomide herhangi bir anda ulaşılması mümkün denge sayısı birden fazla olabilmektedir.”

Beklenti bozuluyor
Cumartesi günü İtalya Başbakanı’nın ekonomi danışmanlarından tanınmış iktisatçı Giavazzi’nin bir yazısından söz etmiştim. Giavazzi, Avrupa Merkez Bankası’nın (piyasaları rahatlatması beklenen) tahvil alımı için koyduğu koşula İtalya’nın neden uymaması gerektiğini anlatıyordu o yazıda. Bu koşul, tahvili satın alınacak ülkelerin öncelikle Avrupa istikrar fonlarına (EFSF ve ESM) başvurmaları ve onların koşullarını kabul etmeleriydi. Yine Avrupa ekonomisi üzerine tanınmış bir uzman olan Wyplosz, Giavazzi’nin görüşlerini eleştiren bir yazı kaleme aldı (www.voxeu.org sitesi). Wyplosz, ‘birden fazla denge’ olasılığına dikkat çekiyor ve İtalya’nın artık ‘kötü dengede’ olduğunu anlatıyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın o eski tarihli bildirilerinde yer alan ve dolayısıyla Türkiye’nin on bir yıl önce yaşadığı durumu ne yazık ki yaşıyor Avrupa. Dikkat: ‘Kötü denge’ Merkez Bankası duyurusundaki ‘yüksek faiz-yüksek döviz kuru’ dengesi. İtalya’nın kendi parası yok; İtalya örneğinde ise kötü denge ‘yüksek faiz’ dengesi. Finlandiya Dışişleri Bakanı’nın söyledikleri, ‘kötü denge’den kurtuluş umutlarını azaltır yönde. Zira sorunlu ülkelerin tüm çabalarına rağmen finansal piyasalardaki oyuncuların bu ülkelerin borçlarını ödeyemeyeceklerini beklemeleri nedeniyle bu ülkelerin borçlanma faizleri çok yüksek düzeylerde kalıyor. Faiz yüksek olunca borçlanma maliyetleri artıp ülkelerin sorunları daha da ağırlaşıyor. Kötü beklentiler iyice kötüleşiyor. Faizler daha da yükseliyor. Bu tür demeçler bekleyişleri daha da bozuyor.

Tek dil kullanmak
Avrupa krizi, maliye politikasında birlik olmadan ve tek bir bankacılık düzenleme ve denetleme otoritesi yokken ‘tek merkez bankası-tek para-tek para politikası’ olmayacağını gösterdi. Ama anlaşılan, ekonomik birlik için bir şeye daha ihtiyaç var: Önemli ekonomik konularda ‘tek dil kullanmak’ ya da ‘aynı hikâyeyi anlatmak’. İtalya ve İspanya gibi ülkeler borçlanma faizlerini düşürebilmek için canlarını dişlerine takmış çalışıyorlarken, öyle bir olasılık mevcut olsa da, önemli bir bakanın çıkıp “Euro Bölgesi’nin dağılmasına karşı hazırlık yapıyoruz” demesi, hani, bir garip oluyor. Bazılarına göre Fince ile Türkçe ortak kökene sahipmiş. Sahi, yok mu Fincede ‘yangına körükle gitmek’ deyimi? ‘Kötü denge’ evlerden ırak, güzel bir bayram dilerim.