Garip işler (2)

Neden 27 Ocak günü, MB Başkanı, "Ocak ayı enflasyonu bir ay öncekine kıyasla 1 puan daha düşük gelirse, Para Politikası Kurulu olağanüstü toplanacak" açıklamasın yaptı?

Özellikle enflasyonla mücadelede başarılı olamayan ülkelerde para politikası açısından önemli olan gelecekteki enflasyon. ‘Bugün’ açıklanan enflasyon, geçmişin dinamiklerini yansıtıyor.

Türkiye’de 2006’dan bu yana enflasyon ortalama yüzde 8.4 etrafında salınıp duruyor. Azıcık aşağıya inse, bir süre sonra tekrar yükseliyor. Ya da tam tersi gerçekleşiyor. Yüzde 8’in biraz üzeri sanki ‘kaderimiz’ olmuş durumda. Bu düzey, bırakın gelişmiş ülkelerdeki enflasyonu, bize benzeyen ve ihracat pazarlarımızda rakiplerimiz olan ülkelerdeki enflasyondan da yüksek. Yani, geçmiş iyi değil; enflasyonla mücadelede başarılı olunmamış.

Bu durumda herhangi bir aydaki enflasyonun düşük ya da yüksek çıkmasının tek başına büyük bir anlamı yok. Zira yüzde 8’in biraz üzerindeki ortalama düzey sanki bir mıknatıs; eninde sonunda enflasyonu kendine çekiyor. Mesela, ocak ayında enflasyon bu ortalamanın altında gerçekleşti: Yüzde 7.2 oldu. Önemli olan bunun daha da düşüp düşmeyeceği ve düşerse yeni düzeyin kalıcı olup olmayacağı.

Dolayısıyla, Merkez Bankası’nın (MB’nin) izleyeceği politikalar açısından ileriye yönelik enflasyon tahminleri önemli olmalı. Şu soruları dikkate almalı o tahminler: Tamam, petrol fiyatları önemli ölçüde düştü ve enflasyonu aşağıya çekti; biraz daha çekecek. Bu düşüş kalıcı olur mu? Diyelim ki kalıcı. Ufukta enflasyonu artıracak başka gelişmeler var mı? Mesela döviz kurunun artmasına yol açacak gelişmeler?

MB’nin 20 Ocak 2015 tarihinde yaptığı Para Politikası Kurulu toplantısında bu soruları tartışmamış olması imkânsız. Elbette başka açılardan da baktılar enflasyona. Sonuçta politika faizini 0.50 puan düşürdüler. Ben böyle bir düşüşü erken bulduğumu çok önceden defalarca açıkladım. Benim ne düşündüğüm bu yazı açısından önemli değil; diyelim ki MB doğruyu yaptı.

Peki, neden 27 Ocak günü, MB Başkanı, “Ocak ayı enflasyonu bir ay öncekine kıyasla 1 puan daha düşük gelirse, Para Politikası Kurulu olağanüstü toplanacak” açıklamasın yaptı? Yani, neden faizleri 24 Şubat’taki normal toplantıyı beklemeden düşüreceğini ima etti? MB, neden bir hafta önce yaptığı enflasyon tahminleri çerçevesinde kalmayıp da (öyle ya yedi gün sonra düşürecekse, neden normal toplantıda daha fazla düşürmedi?), yeni bir politika patikası açıkladı?

Üstelik bu açıklama kredibilite erozyonu oluşturdu: 3 Şubat günü açıklanan ocak enflasyonu yüzde 7.24 düzeyindeydi. Aralık ayında yıllık enflasyon yüzde 8.17 düzeyinde gerçekleşmişti. Bu durumda enflasyonda düşüş 1 puanın altında kaldı. Bu gelişme çerçevesinde MB hemen bir duyuru yayınladı ve Para Politikası Kurulu’nun normal zamanında toplanacağını belirten ve dolayısıyla erken bir tarihte faiz kararının gözden geçirilmeyeceğini ima eden bir açıklama yaptı.

Ocak enflasyonun belli olmasından ve MB’nin açıklamasından sonra Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Başdanışmanı önemli bir noktaya işaret etti. Mealen şöyle dedi: “Evet, enflasyonda düşüş 1 puandan az oldu ama sonuçta 0.93 puan düşüş gerçekleşti. Aradaki fark sadece 0.07 puan. Şimdi enflasyon 0.07 puan daha fazla olsaydı faiz düşürecektiniz, olmayınca düşürmeyecek misiniz?” Açık ki MB durup dururken kendisini zor duruma düşürdü.

Dünkü yazımdaki ‘derin’ analiz, şüphesiz başka çok önemli sorular sormama da imkân sağlıyor. Dünkü ‘derin’ analizin bu yazı açısından önemli kısmı şu: “Sayın MB Başkanı, cumartesi taşınma işini planladığında, cumartesi için çok önceden yapılan hava tahminlerine baktığına göre, ileriye yönelik tahminlere büyük önem vermektedir.”

Belki de dünkü yazımda ulaştığım sonuç yanlıştır: MB Başkanı ileriye yönelik hava tahminlerine bakmamıştır. O zaman iki soru akla gelmektedir: 1) Taşınırken ileriye yönelik hava tahminlerine bakmayan bir kişi, faiz kararı alırken enflasyon için de ileriye yönelik tahminlere bakmamakta mıdır? 2) Bu durumda, basında çıkan yorumlarda olduğu gibi MB Başkanı gerçekten ‘karda kışta’ taşınmayı göze mi almıştır? Yani istifa mı edecektir?

Türkiye’de ekonomi alanında tartışma konusu kalmadığına göre, bu sorular, doktora tezi için konu arayanların dikkatine sunulur…