Gelir farklılığı kapanıyor mu?

1960'tan bu yana kişi başına gelir düzeyimiz ile G7 ülkelerinin kişi başına gelir düzeyleri arasındaki fark pek değişmemiş.

Hatırlarsanız, geçen haftaki yazılarımdan birinde Merkez Bankası yetkililerinin son konuşmalarında yer alan bir grafiği eleştirmiştim. Grafikte Türkiye’nin kişi başına gelir düzeyi ABD’nin ve Kore’nin kişi başına gelir düzeyleri ile karşılaştırılıyordu. Aynı eleştiriyi tekrarlamadan, karşılaştırmayı doğru biçimde yapmaya çalışacağım. Benzeri karşılaştırmalar bu köşede defalarca yer aldı. Merkez Bankası’nın son sunumlarına ilişkin nedenim dışında, iki nedenle daha güncelleyerek bir daha veriyorum bu karşılaştırmayı. Birincisi, çok önemli bir karşılaştırma. İkincisi, köşenin yeni okuyucuları açısından da yararlı (yeni okuyucum olduğu varsayımıyla elbette).

Gelişmişlik düzeyi

Ülkelerarası gelir karşılaştırmaları ülkelerin göreli gelişmişlik düzeyleri hakkında önemli ipuçları veriyor. Ancak bu karşılaştırmaları yaparken dikkatli olmak gerekiyor. Kişi başına gelir düzeylerini karşılaştırdığımızı düşünelim. Ülkelerin gelirleri cari döviz kurları kullanılarak aynı para birimine, mesela dolara çevrilip sonra da nüfuslara bölünürse, karşılaştırmalardan elde edilen sonuçlar yanıltıcı oluyor.

Yanılsamanın temel nedeni, ülkelerde tüketilen malların aynı kurlardan hesaplansa da aynı satın alma güçlerini yansıtmaması. Mesela, Sudan’daki ortalama gelir düzeyindeki bir kişinin aynı gelirle İsviçre’de yaşaması durumunda açlıktan ölmesi gerekiyor. Oysa Sudan’da açlıktan ölmediği gibi, oranın koşullarında ortalama bir hayat sürdürebiliyor. Zira özellikle temel gıda maddelerini, mesela ekmeği Sudan’da İsviçre’ye göre daha ucuza satın alabiliyor.
Bu tür sakıncaları ortadan kaldırmak için ülkelerin milli gelirleri, o ülkelerde yaşayanların satın alma güçlerini yansıtacak biçimde yeniden hesaplanıyor. Satın alma gücüne göre düzeltilmiş milli gelir serileri, Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası ve IMF gibi kurumlarca yayımlanıyor. Aralarında önemli bir fark yok. Bu veriler 1980’den başlıyor. Bir de 1950’den başlayan ve akademik çalışmalarda kullanılan bir seri daha var (Penn World Tables). Bu kaynakta, Türkiye’ye ilişkin veriler, muhtemelen eski milli gelir verileri kullanıldığı için çok düşük değerler alıyor. Ama diğer kurumların yayımladıkları 1980 sonrası değerlerle Penn’in 1980 sonrası değerleri karşılaştırılıp aradaki oransal farkı bulmak mümkün. Bu oranlar kullanılarak da 1950-1979 verileri yaklaşık olarak elde edilebilir.

Zengin fakir farkı

Türkiye’nin kişi başına gelir düzeyinin, dünyanın en büyük yedi ekonomisindeki (G7 grubu) ortalama kişi başına gelir düzeyine oranının gelişimi Tablo 1’de yer alıyor. Tabloda ayrıca, zengin ülkelerle arasındaki gelir farklılığını kapatma açısından bir başarı örneği olarak gösterilen Kore için de aynı karşılaştırma yapılıyor. Karşılaştırmayı onar yıllık ortalamalar itibariyle yaptım.

Durum şu: 1960’tan bu yana kişi başına gelir düzeyimiz ile G7 ülkelerinin ortalama kişi başına gelir düzeyleri arasındaki fark pek değişmemiş. Ancak son yıllarda bir iyileşme olduğu da açık. Bu oran yıllar boyunca yüzde 26-29 dolaylarında giderken son yıllarda yüzde 35’lere yükselmiş (yükselmesi bekleniyor). Bu elbette olumlu bir gelişme. Ancak Kore de karşılaştırmaya dahil edilince aynı olumlu ifadeleri kullanmak mümkün değil. Sanıyorum bu da açık.