Hangi pencereden baksak?

Cari işlemler açığındaki düşüşü, yani dış kaynak ihtiyacımızdaki azalmayı 'iyileşme' olarak nitelemek gerekir.

Haziran ayına ait ödemeler dengesi verileri açıklandı. Beklendiği gibi cari işlemler açığındaki azalma sürüyor. Son on iki ayın cari işlemler açığı 63.5 milyar dolar oldu. Bir yıl öncesinin aynı ayına kıyasla on milyar dolarlık bir azalmaya işaret ediyor bu rakam. En dikkat çekici gelişme ise enerji dışı cari dengede gerçekleşti. Yirmi yedi aydır enerji dışı cari açık veriyorduk. Haziran ayında bu sefer küçük de olsa fazla verdik. Böylelikle son on iki ayın enerji dışı cari açığı on iki milyar dolara düştü: Bir yıl öncesinin aynı ayına kıyasa yaklaşık yirmi milyar dolarlık bir azalma anlamına geliyor. 

Çarklar yavaş dönüyor
Dikkat ederseniz cari dengeye ilişkin gelişmeleri anlatırken ya ‘azalma’ ya da ‘düşme’ sözcüklerini kullandım. ‘İyileşme’ sözcüğünü tercih etmedim. ‘İyileşme’ diyerek niteliksel bir değişime işaret ediyor ve sonuçta bir yargıya varmış oluyorsunuz. Oysa cari açıktaki düşüşün ‘iyileşme’ olarak nitelendirilmesi hangi pencereden baktığınıza bağlı. Gelin iki farklı pencereden bakalım.
Pencerelerden ilki, büyüme penceresi. İhracatımızda ilk yarıda artış var. Ancak bu artış, 2011’de gerçekleşenin oldukça altında. Oysa ithalatımız yılın ilk altı ayında bırakın artmayı, bir yıl öncesinin aynı döneminden de düşük bir düzeyde gerçekleşti. Enerji dışı ithalatımız için bu gelişme çok daha belirgin. Dolayısıyla cari açıktaki düşüşün büyük ölçüde ithalatımızın artmamasından kaynaklandığını biliyoruz. Bunun ne anlama geldiği sanıyorum açık: Ekonomimizde çarklar yavaş dönüyor. Yılın ilk yarısındaki büyüme oranımızı yüzde 3,4 olarak kabul edelim (ilk çeyrek yüzde 3,2 idi). Bu, potansiyelimizin altında bir büyüme oranı. Potansiyelimizin altında büyüyeceğimiz 2012’de cari işlemler açığımızın düşebileceği alt sınır (milli gelire oran olarak) yüzde 7-8 aralığında olacak. Eskiden bu kadar yüksek bir cari açığı rüyamızda görsek hayra yormazdık. Bu pencereden bakıldığında, cari açıktaki düşüşü ‘iyileşme’ olarak nitelemek, kuşkusuz, mümkün değil. 

Avrupa çok karışık
İkinci pencere ise finansman penceresi. Avrupa çok karışık. Ne olacağı çok belirsiz. Almanya’nın inadı sürer de Avrupa Merkez Bankası çoğu iktisatçının beklediği bir dizi adımı atmazsa finansal piyasalarda önemli bir kargaşa çıkması olasılığı var. Bu, bizim gibi ülkelere gelen uluslararası sermayenin bıçak gibi kesilmesi, daha önce gelenlerin de aceleyle güvenli limanlara doğru yelken açmaları demek. Bu arada, Türkiye’ye net dış kaynak girişinin yılın ilk altı ayında, 2011’in aynı dönemindeki net kaynak girişine kıyasla 9.3 milyar dolar daha az olduğunu hatırlatayım. Avrupa’daki gelişmelerin bir fırtınaya (kasırga?) dönüşmesi durumuna yüksek bir dış kaynak ihtiyacı (yüksek cari açık) ile yakalanmak hiç iyi olmaz. Yakalanırsak ekonomimizde çok sert kur ve faiz hareketleri gerçekleşir. Arkasından da ani üretim düşüşleri gelir. Avrupa’daki durum için yapabileceğimiz bir şey yok. Ama önceden önlem alarak olası kötü gelişmelerin olumsuz sonuçlarını azaltmak mümkün. Dolayısıyla bu pencereden bakıldığında, cari işlemler açığındaki düşüşü, yani dış kaynak ihtiyacımızdaki azalmayı ‘iyileşme’ olarak nitelemek gerekir.