İhracat düşüşü neden mali kuralı hatırlatıyor?

Sadece 'an'a odaklanırsanız istikrar adına doğru adımlar. Ama dinamik çerçevede baktığınızda doğru olmadığı ortaya çıkıyor.
İhracat düşüşü neden mali kuralı hatırlatıyor?

Büyüme hızımızın düşmesinde iki temel unsur rol oynadı. Birincisi, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Haziran 2011’de kredi arzı artış hızını azaltmaya yönelik bazı etkili adımlar attı. İkinci unsur ise Avrupa’daki sorunlardı. 2011’in ikinci yarısında Avrupa’da durumun çok belirsizleşmesi risk alma iştahını azalttı. Bankalarımız ve şirketlerimiz yurtdışından borçlanmakta güçlüklerle karşılaştılar. Ayrıca aynı ortamda yatırım yapma iştahı da azaldığından yurtiçi kredi talebi azaldı. Ek olarak, Avrupa’nın büyümüyor olması ihracatımızı olumsuz etkiledi. Dikkat ederseniz, bu unsurların sadece ilki son günlerin moda deyişiyle ‘frene basmak’ ile ilgili. Diğerleri dışsal. Merkez Bankası’nın 2011’in sonlarına doğru faizleri belirgin biçimde yükseltmesi ise BDDK’nın yaptığı frenin etkisini arttırdı.

Büyüme kötü

Tüm bu unsurların olumsuz etkilerinin sürmekte olduğu anlaşılıyor. Yılın üçüncü çeyreğindeki büyümenin ikinci çeyrektekinden farklı ve dolayısıyla tatminkâr olmadığını gösteren yeni veriler gelmeye devam ediyor. Dün ağustos ayına ilişkin dış ticaret verileri açıklandı. Durum şöyle:

Son zamanlarda külçe altın ihracatının büyük rakamlara çıkması, ihraç edilen altının ise ithal edilmesi, büyüme açısından çıkarsamalar yaparken ithalat rakamlarına altın ithalatını da hariç tutarak bakmayı gerekli kılıyor. 2011’in son ayından bu yana enerji ve altın dışı ithalatımız, bir yıl öncesinin aynı ayına kıyasla azalıyor. Temmuzdaki azalış yüzde 6.7 oranındaydı, ağustosta ise yüzde 8.5 oranında gerçekleşti. Enerji ve altın dışı ithalatta azalma ya büyüme hızımızın son derece düşük olduğu ya da eksi değerler aldığı dönemlerde gözlenen bir olgu. Dolayısıyla büyüme açısından ithalattaki gelişmeler iyi haber değil.

İhracatta durum

İhracatta da farklı bir durum yok. Büyüme oranımıza ilişkin çıkarsama yapmak istediğimden, yine altın ihracatını hariç tutarak bakıyorum ihracata. 2009 yılından bu yana ihracattaki yıllık değişimin negatif değer aldığı üç ay var: Nisan, Temmuz ve Ağustos 2012. Temmuzda düşüş yüzde 6.6 oranındaydı, ağustosta ise yüzde 3.8 oranında oldu. Söz konusu yıllık yüzde değişimler euro-dolar kurundaki oynamaları da içeriyor. Ancak bu etki dikkate alınsa bile yorum değişmiyor: Sonuçta altın dışı ihracat performansımızda kötüleşme var.

Maliye politikasından büyümeye tam desteğe ihtiyaç olduğu dönemde tersini yapmak zorunda kalıyoruz; maliye politikasını sıkılaştırıcı ve dolayısıyla yurtiçi talebi kısıcı adımlar atıyoruz. Sadece ‘an’a odaklanırsanız (statik bakarsanız) istikrar adına doğru, atılan bu adımlar. Ama dinamik bir çerçevede baktığınızda, doğru olmadıkları ortaya çıkıyor. Zira Türkiye dün zaten çok hızlı (frenleri boşalmış gibi) büyürken kamu kesimi daha fazla tasarruf edip o ek tasarrufları bugün yavaş büyümeye son vermek için ek harcama yapmakta kullanabilirdi. Dün ile bugünün toplamı olarak bakıldığında ise mali disiplin sağlanmış olurdu. Sahi, bir ara çok tartışılan ve hükümetin de gündemine gelen ancak sonradan vazgeçilen mali kural tam da bu işlevi görmüyor muydu?