İşsizlikte atalet sürüyor

Olağanüstü dönemler dışında güçlü bir atalet gösteriyor işsizlik oranı. Olduğu düzeyde çakılı kalmakta ısrar ediyor.

Nisan dönemine ait işsizlik verileri dün açıklandı. Çoğu makro gösterge için özellikle mevcut eğilimlerin değişmekte olup olmadığını anlamak için mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış verileri kullanmayı tercih etmiyorum. Çok sayıda fitreden geçirilerek yayımlanan bu tür veriler dönüm zamanları hakkında yanlış bilgi verebiliyor çünkü. Oysa işsizlik oranı için biraz farklı bu durum. Küresel kriz gibi olağanüstü dönemler dışında güçlü bir atalet gösteriyor işsizlik oranı. Olduğu düzeyde çakılı kalmakta ısrar ediyor. Bu durumda mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik verileri oldukça önemli bilgi veriyor.
Kriz sırasında yüzde 15’e kadar sıçrayan (mevsim etkisinden arındırılmış) işsizlik oranı, 2010 ile 2011’in önemli bir kısmındaki hızlı büyüme sonrası keskin biçimde düşmüştü. Son dokuz aydaki işsizlik oranı, yüzde 9.4 ile yüzde 9 aralığında hareket etti. Mevsim etkisinden arındırma yönteminin oluşturabileceği küçük oynamalar bir tarafa bırakılırsa şu rahatlıkla belirtilebilir: 2011’in eylül ayından bu yana işsizlik oranı belirgin bir atalet gösteriyor. Nisan döneminde işsizlik oranı sözünü ettiğim aralığın alt sınırının çok az üzerinde gerçekleşti: Yüzde 9,03.
Filtreden geçirilmemiş veriler için de birkaç rakam vereyim: Nisan döneminde işsizlik oranı yüzde 9,0, işgücüne katılım oranı yüzde 49,6 ve istihdam oranı yüzde 45,2 oldu. 2011’in aynı döneminde ise durum şöyleydi: İşsizlik oranı yüzde 9,9, işgücüne katılım oranı yüzde 49,9 ve istihdam oranı yüzde 44,9. Mart döneminde işsizlik oranında bir yıl öncesinin aynı dönemine kıyasla gerçekleşen 0.9 puanlık azalmanın bir kısmı işgücüne katılımdaki düşüşten kaynaklandı. Bir kısmı da istihdam oranının artmasıyla gerçekleşti. 

Yavaş büyüme bitti
Bir köşe yazısı için fazlaya kaçan bu kadar rakam bir süredir peşinde koştuğum soruların yanıtı açısından ne tür bir bilgi veriyor? Yani Türkiye ekonomisinin 2011’in ilk çeyreğinden başlayarak içine girdiği yavaş büyüme dönemi sona erdi mi? İkinci çeyrekte ekonomimizin performansı ilk çeyrektekinden farklı oldu mu?
İşsizlik oranının da yayımlanmasıyla nisan ayına ait önemli verilerin hemen hepsi açıklanmış oldu. Sonuç şu: Nisan ayında ekonomimizin faaliyet hacmi ilk çeyrektekinden farklı değil. Mayıs ve haziran ayına ait diğer veriler ise bu kadar net değil. Bu veriler biraz çelişkili sinyaller verse de azıcık deşince beni şu çıkarsamaya yöneltiyor: Mayıs ayında yavaş büyüme dönemi bitti. Elbette bu yargı dış koşulların önümüzdeki dönemde kötüye dönmemesi halinde geçerli. Avrupa biraz daha karışırsa, ekonomimizin daha da yavaş büyümesi, hatta küçülmesi bile gündeme gelebilir. Bu olasılık bir tarafa bırakıldığında, ikinci çeyrekteki büyüme oranının ilkinden pek de farklı olmadığı, bir fark oluşmuşsa da bunun biraz daha yüksek büyüme yönünde olacağı anlaşılıyor.